Duyu Bütünleme Konusuna Geleyim Artık...

Duyu Bütünleme Konusuna Geleyim Artık...

Yorum Ekle

 Beynimize duyularımız aracılığı ile  bütün bilgiler  girer.  Beynimiz duyularımızdan gelen bilgiler sayesinde fark eder, gelişir ve öğrenir. Bize ilkokuldan beri öğretilen 5 duyumuz olan; görme, tat duyusu, koklama, işitme ve dokunma bizim dışsal duyularımızdır.  

Ancak bizlerin pek de bilmediği ya da üzerinde yeni yeni konuşulmaya başlayan bundan başka bir de içsel duyularımız vardır. İç organlarımızdan gelen bilgileri algılamamızı sağlayan introseptif yani içsel duyumuz, bir çok duygusal ve davranışsal sorunun da kaynağı olup, bizim karakteristik bir çok özelliğimize de etki edecek derecede önemlidir. Neden derseniz vücudunuzdan gelen içsel uyarıları düşünün; yorgun hissedince dinlendiğinizi, aç hissedince yemek yediğinizi, susayınca su içtiğinizi ya da ihtiyacınız olduğunda tuvalete gideceğiniz gibi bedensel değişiklikleri fark ettiğinizi düşünün. Ve vücudumuzda meydana gelen bu değişiklikler duygu durumumuzu etkiler. Burada da aklıma acıkınca gözü dönen tanıdığım kişiler geliyor. Hatta şöyle dediklerini duyarsınız. "Benim hemen bir şeyler yemem gerekiyor yoksa öfkemi kontrol edemeyebilirim." Açken ben ben değilim misali....


Şimdi bu içsel duyumuzda eksiklik ya da bir sorun olduğunda yorulduğumuzda fark edip dinlenmek, tuvaletimiz geldiğinde zamanında tuvalete gitmek, uykumuz geldiğinde yatağa gitmek, gibi konularda bedenimizden gelen bilgileri doğru ve zamanında yorumlayamadığımızda genellikle uçlarda yaşarız. Bu ayrımda olamayan kişi, hem duygusal hem de  bedensel  değişiklikleri doğru ve zamanında hissedemez. Ve içsel duyumuz, bizim duygusal farkındalığımız ve regülasyon( sakinleşme ) becerilerimiz için en önemli duyumuzdur. 

 Mesela ben İpek'e tuvalet eğitimi verirken çok zorlanmıştım. O zamanlar duyusal terapilerden ve 5 duyumuz dışında kalan duyulardan haberdar olmadığımdan ve eksikliği ya da ayrımlama sorunu olursa ne olacağını bilmediğimden bir türlü anlam veremiyordum bu eğitimin bu kadar uzamasına. Zira İpek bilişsel düzeyi çok yüksek bir çocuk olduğundan bunun olmasına anlam veremiyordum. Ancak bu duyunun ayrımına varamayıp işleyemediğinden tuvaleti geldiğini anlamayıp taa ki çok sıkışıp hatta kaçırana kadar fark edememesinden kaynaklanıyordu bu zorluk.  Ve aynı şekilde acıktığını, yorulduğunu doğru zamanlama ile hissedemediğinden bunlardan kaynaklı sorunlar yaşıyorduk. 


Şimdi de bir başka duyumuz olan hız, hareket ve denge  ( vestibüler) duyumuzla devam etmek istiyorum. Hem kendi vücudumuzun hareketini, yönünü hem de çevremizdeki dünyada nesne ve kişilerin hareketinin hızını ve yönünü anlamamızı sağlayan duyumuz. Aynı zamanda denge ve koordinasyon becerilerimizi de bu duyuyla ayarlarız. Çok çarpıcı bir örnek verecek olursam, sakince oturup dersi ve arkadaşlarını dinleyebilmek, koordineli ve uyumlu el ayak hareketlerinde bulunabilmek sağlıkla gelişen vestibüler ( denge ) sistemi sayesinde olur. Bu duyu doğru çalışmadığında kişinin hareketin ayrıntılarını ayırt etme becerisi olmaz. Sınıf içinde çok hareketli hatta hiperaktif diye nitelendirilebilen çocuklar genellikle vetibüler duyuda sorun yaşayan çocuklardır. Ve yanlış anlaşılırlar.  Hareketin yönünü ve hızını tam ve doğru şekilde anlayamadığı için denge kabiliyeti zayıf da olabilir hatta kimi zaman bu kişiler sakar olarak nitelendirilir. 

 Mesela İpek daha küçükken yemek yerken çok sık bir şeyler yere dökerdi. Her seferinde dikkatli olmasını söyler neden öğrenemediği konusunda bazen kızardım. ( hoş hala yerken dökülen yemekler ve sular var ama umrumda değil.)Bardağı tutarken, şişeden su doldururken de çoğu zaman miktarı ayarlayamaz dökerdi. Ve salıncakta sallanmayı da hiç sevmezdi. 

Gelelim bir başka ismini bilip üzerinde düşünmediğimiz bir başka duyumuz olan vücut farkındalığımız yani ( proprioseptif ) duyumuza. Eklem, tendon ve kaslarımızdan bilgi alır ve bu bilgileri beyne gönderir. Gözlerimiz kapalıyken bile bedenimizle ilgili bilgi sahibi olmamızı sağlar. Mesela birini dinlerken hareketsiz bir şekilde konsantre olabilmemiz, gözümüz kapalıyken kolumuzun pozisyonunu bilmemiz bu duyu ile ilgilidir. Bazen elimizi kolumuzu nereye koyacağımızı şaşırma durumu ise hiç bununla alakalı değildir :))    Proprioseptif sistemimiz sakinleşmek, iyi hissetmek, özgüven ve dikkat toplamak için en önemli görevleri edinmiş sistemdir. Sakinleşmek için dedik. Mesela derin basınç uyaranı sakinleşmemizi sağlar. O yüzden sarılmak herkese iyi gelir. Uygulanan derin basınçla güven duygusu ve sakinleşme hali oluşur. Masaj da buna çok güzel bir örnektir. 

( İpek gıdıklanmayı aşırı seven, bu esnada basınçlı hareketleri isteyen bir çocuktu. Buna ihtiyaç duyuyordu. Halen daha gıdıklanma ve boğuşma ile kendini daha iyi hissettiğini görebiliyorum.)

Proprioseptif duyumuzun bir etkisi de özgüven. Çok ilginç buna dikkat edin. Vücut farkındalığı duyumuz sayesinde bedenimiz dışındaki sınırsız boşlukta dünyadaki konumumuzu kapladığımız yeri ve alansal farkındalığımızı kazanırız. Vücut farkındalığı gelişmemiş çocuklarda özgüven problemleinin görülme sebebi bundandır. 

( Son derece sosyal, kendini çok güzel ifade eden ve söylemeşten konuşmaktan çekinmeyen İpek'in sahneye çıkınca özgüven sorunu yaşadığını görünce çok şaşırmıştım. Topluluğun karşısında bir sunum yapmak özgüven test eden önemli bir kriterdi. Ve kızım bu duyusal sorunu sebebiyle farkında olmadan böyle davranıyoru. )

Uzaydaki konumunu doğru hissedemeyen bireylerde postural becerilerde bozukluk görülür. Yine bu sebeple duruş bozukluğu olan kızıma önceleri bir anlam verememiştim. Hareketleri bazen çok sert olabiliyordu. Nitekim bu bireylerde hareketler kaba ve sert olabiliyordu. 

Dünyayı nasıl algıladığımıza, algıladığımız bu bilgileri nasıl kullanacağımıza ve kullanırken nasıl davranacağımıza duyu bütünleme sürecimiz sonunda karar veririz. 

Duyu bütünleme bozukluğu ise, normal olarak algılanması gereken duyusal uyaranlara normalin üzerinde ya da altında cevap vermek veya duyusal uyaran arayışında olmalka gözlemlenen bir uyumlama problemidir. Duyusal uyaranları ayırt etme sorunu. Ve duyusal sorunlardan kaynaklanan fiziksel motor planlama ve koordinasyon problemleri olarak gözlemlenebilir. 

Peki bu tip sorunları olan çocuklar ne yaşar?

Öğrenme süreci, hafıza, öfke kontrolü, günlük yaşam aktivitelerinde vücudun doğru kullanımı, koşma gibi alanlarda zorluk belirtileriyle yansır. 

Akademik, fiziksel, sosyal ve psikolojik hayatlarına negatif yansır. 

Duyu bütünleme problemi yaşayan çocuğunuzun istenmeyen davranışlarının asıl kaynağının, eksik yaptıklarınız ya da onun şımarıklıkları  veya sorumsuzlukları olmadığını görmek, psikolojik ya da algısal bir sorundan kaynaklanmadığını anlamak, zorlandığı anlarda ona arzu ettiğiniz desteği sağlayabilmek  için bu bilgiler işte çok ama çok önemli.

Duyu bütünleme tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de yeni yeni anlaşılmaya başlanan bir alan. Bu nedenle sevgili Ebru Sidar'ın " Duyulmak İstiyorum" kitabını mutlaka alıp okumanızı tavsiye ediyorum. Ebru hanım kendisi de kitabında da anlattığı gibi duyu bütünleme problemi uzun süre teşhis edilememiş bir duyu bütünleme uzmanı. Kitabında yaşadığı zorlukları öyle güzel ifade etmiş ki, siz de kitabı okuduktan sonra eğer çocuğunuzda benzer durumlar gözlemlerseniz çözüm yollarının olduğunu görmüş olacaksınız.

Beni duyu bütünleme ile ve Ebru Sidar tanıştıran terapistimiz klinik psikolog sevgili Özlem Özdamar Mandi'ye,  İngiltere Türkiye arasında gidip gelen ve ilk görüşmeyi yapıp yönlendiren, bu konuda harika işler başaran ve böyle bir merkezi açarak pek çok çocuğun hayatını değiştiren Ebru Sidar'a ve en çok da araştırmayı okumayı çare aramayı ilke edinip yollar arayıp bulan kendime izninizle teşekkür ediyorum....