İçsel Yolculuk.......

Yorum Ekle

2015

 Uzun zamandır içinde bulunduğum değişen ruh halim ve zaman zaman  bozulan psikolojim sebebiyle gördüğüm depresyon tedavisi neticesinde ben de bazı arayışlara girdim. İlaç kullanmak istemediğim gibi içimdeki mutsuzluk yetersizlik ve çaresizlik duygularından sıkılıyordum. Ama nedenini  kendimin dahi bilmediği bir sebep  varmış da beni bu hislere sahip olmaya itiyormuş gibi geliyordu.

Sonra birden o an gelir ya , ya da bir sebep olur, ya da bir tesadüf  eseri taşlar yerine oturmaya, düğümler yavaş yavaş çözülmeye başlar.

Daha önce de ilaç tedavisi ve terapilerle iyi olmaya gayret ettim. Kendimce çözümler aradım. Ancak bunlar geçici çözümlerdi ve beni içinde bulunduğum durumdan kurtaramıyordu. Terapiye gittiğim süre boyunca kendimi iyi hissettiğim oldu. Kendimle ilgili farkındalıklarım ve çözümlemelerim oldu. Ancak en ufak bir kıvılcımla yeniden bozulan psikolojim, hatta sebepsiz  içine sürüklendiğim rahatsız edici duygulardan kurtulamadım. Bazı cevaplar buldum sorularıma, kimi eksikliklerimi giderdim. Ama neden sonra yine geldi huzursuzluklar, çaresizlik ve yetersizlik hissi ve çabalamalar.


Tamam fazla hassas olduğumu biliyorum, her şeyi fazla ince düşünüp sorguladığımı, gereğinden fazla bazı şeylere taktığımı biliyordum. Geçirdiğim depresyonların sebepleri de vardı elbet. Ama en ufak bir sorunda ilaca ve tedaviye başvurmamalıydım. Ben de bir şeyler eksikti en azından ben elimde olmayan bir şeyler olduğunu hissediyordum.

Hatta son zamanlarda iyice artan geçmişe özlem duygularımı sorguluyor, neyim var benim bilmek istiyorum diyordum. İçimde neden mutsuz ve çaresiz biri var. Beni neden rahat bırakmıyor ve huzur vermiyor. Keşke bu duyguları söküp atmak yerine olumlu duyguları koymak mümkün olsaydı diyordum. meğer bu cevaplara ne kadar yakınmışım. Evet hepsinin sebebini öğrendim yakın bir zaman önce. Ancak süreç henüz sonlanmadığından paylaşımıma burada ara vereceğim. Ve bittiğinde tamamını buradan paylaşacağım. Belki benim gibi olanlara da bir faydam dokunur ümidiyle bir el uzatmak ümidiyle yazacağım. Ve yaşantımı yeniden gözden geçirecek, yapmam gereken esas şeylere yönelecek hayata geliş amacımı ortaya çıkaracak ve içimdeki gücü keşfederek kendimi tamir edeceğim.

2018
Yazmanın önemi diye bir başlık da uygun düşerdi sanırım.....
Yaklaşık üç yıl önce yazmış olduğum bir yazının üstüne söyleyecek yeni şeylerim var. Yazmayı orada bırakmışım neden? Sonuç mu tatmin etmemiş acaba? Yoksa inanç mı değişmiş?
Şimdi şöyle bir gözlem yapıyorum kendim üzerinde. Önce olayı baştan alayım.

O sıralar arayışlar içinde olduğum bir dönemdi. Babamı yeni kaybetmiş(2015), aylıksız iznim bitip çalışma hayatına geri dönmüş, kızımı da ilk kez okula kaydettirmiştim. (3 yaşında iken) Pek çok ilkler yaşıyordum. Ki en acısı ilk kez birinci dereceden bir kayıp yaşıyor oluşumdu. Nasıl üstesinden geleceğimi bilemediğim bir acıydı. Kaybolmuş, yaralanmış, anlamsızlaşmış hissediyordum. Öte yandan bu hislerimi kızıma belli etmeden davranmaya çalışırken, kızımla yaşadığımız ilk ayrılığı da kabullenmeye ve ona destek olmaya çalışıyordum. Ve uzun zamandır ayrı olduğum çalışma hayatına adapte olmaya çalışıyordum. Zaten varoluştan hassas olan bir bünyeye takdir edersiniz ki fazlasıyla fazla geldi tüm bunlar. Ruh gibi ortalıkta dolaşmaktan başka çareler üretmeliydim. Önce babamın kaybından oluşan acımı kabullenmeyi öğrenmek için desteğe ihtiyacım vardı. 

Bu arayışlar içerisindeyken Mutluluk Kulübü ve Müge ile ve aynı zamanda Gülbahar Hoca ile tanıştım. Müge ile terapi seanslarımız oldu. Gülbahar Hoca ile ise regresyon çalışmaları yaptık. Çok ilginç bir deneyimdi benim için. Yarı hipnotize halinde gerçekleşen bu seanslar neticesinde bilinçaltımda yer alan bazı duygular açığa çıktı. Gülbahar hocanın yorumlamasıyla buna genetik geçiş ya da inancınıza göre reenkarnasyon denebiliyordu. Her iki inanış ve açıklamada da size ait olmayan duyguları kendi duygularınız gibi yaşamak var. şöyle ki şayet reenkarnasyona inanıyorsanız bundan önceki hayatınızda olduğunuz kişinin ruhunu taşıdığınız için onlar size ait duygular değil. O yüzden hislerini anlamlandıramıyor, nedenini bulamıyor, bazen sebepsiz bir hüzün, bazen alakası olmayan bir korkuyu içinizde taşıyabiliyorsunuz. Regresyon seansları ile bu duygularla yüzleşiyor ve bir süre sonra onların size ait olmadığını kabul ediyorsunuz. İşte o kabul edişten sonra adına "EFT" denen bir takım duygu aktarımları yapılıyor size. Olumlu duygular ekiliyor ve olumsuz duyguları dışarı atıyorsunuz. Bunu kendi kendinize yapabiliyor olmak için de EFT, Reiki gibi eğitimler almak ve inanmak gerekiyor tabii. 
Reenkarnasyona inanmıyorsanız inandığınız başka bir biçimle açıklanabiliyor bu durum. Şöyle ki genetik aktarımlar ailemizden bize gelen miraslar. Kimi zaman aile geçmişimizde bizden çok çok önceden yaşamış kişinin duygularını da taşıyabiliyorsunuz. Bu noktada açıklama şu şekilde. Algıları çok açık, farkındalık düzeyi yüksek kişiler bu aktarımları hissedebiliyor ve anlamına varmak üzere düşünüyor.

Şimdi bana gelecek olursak benim regresyon seansında yaşadığım, beni bilinçaltımla yüzleştiren şey, bana kimi zaman taşıdığım anlamsız hüzün ve korkuları açıklıyordu.
Yaşadığım deneyimi sizlerle paylaşmaya artık hazır olduğumu düşünüyorum. Ya da zamanı şimdi imiş demek ki. Yazmaya neden ara vermişim, ya da bu yazıya neden bu kadar zaman geri dönmemişim bilmiyorum ama şimdi yazmak istiyorsam vardır bir sebebi.

2020
Yine iki sene sonra bir dönüş....ve artık yazı tamamlanıyor....

Seans

Önce rahat bir koltuğa oturdum.

Seansa başlamadan önce fiziksel olarak da rahat olmak için tuvalet ihtiyacı varsa gideriliyor, oturma şeklini en rahat pozisyona ayarlıyorsun. Sonra gözünü kapatarak kendini terapistine teslim ediyorsun. ( Burada demek istediğim, kendini bırakabilmen, açabilmen ve tüm bunlara inanarak ve bunları isteyerek yapman) Önce gevşetme egzersizleri ile bedenini, zihnini serbest bırakıyorsun. O sırada gelen talimatlara göre derinleşiyorsun. Düşüncelerin serbest, bedenin gevşek ve hislerini serbest bırakıyorsun.

Alfa, beta ve teta boyutlarında geziyorum. Bu kavramları daha önce deneyimlememişim ancak ruhumun derinlerine gittiğimi hissediyorum. 

Burada öğrendiğim bazı bilgileri de paylaşmak istiyorum. Böylelikle yaşadığım deneyimin mantıksal ve gerçekle uyumlu bağlantısını da aktarmış olurum gibi geliyor. 

Beyin elektrokimyasal bir organ. Bu elektriksel aktivite farklı beyin dalgalarından sorumlu olan şey. İnsanoğlunun doğasında temel olarak dört zihin durumu var. Beta, Alfa, Teta ve Delta. Zihnimiz Beta durumundayken kişi uyanık durumda. Günlük hayatta içinde bulunduğumuz zihin durumu. 
Gözlerimizi kapayıp biraz gevşediğimizde Alfa frekansına geçiyor. ( Hafif hipnoz ) Bu haldeyken bilinçli zihin kontrolümüz azalıp, yaratıcılığımız artıyot. Delta ise uyku durumu.Yani uyumak için yattığımızda zihnimiz önce hafif hipnoz olan Alfa'ya, sonra derin hipnoza tetaya ve sonunda uyku hali deltaya bırakıyor. Alfa ve teta uyanık ama kademeli olarak gevşemiş olduğumuz durum. 


Biz de böyle bir çalışmanın içindeyken bilinçaltına doğru bir yolculuğa çıktık. Zihin durumum alfa düzeyindeydi. Bilinçaltımızda odalar varmış. Bana o odalardan birine girmemi istedi hocam Öyle kolay olmadı hemen odaya, olaya giriş. Ne de olsa beynine hakim kontrol sahibi biri olduğumu biliyorum. Hatta hipnoz yaptırabilir miyim endişelerine merakına sahibim. Neyse biraz gayretle bilinçaltı odalarından birine girdim. Bana bulunduğum yeri anlatmamı söyledi. Nasıl bir oda, kim var, etrafta neler var gibi. O an gözümde canlanan oda bir hastane odası idi. Dışarısındaki duvarlara kadar görüyor, hissediyordum. İçeride yatakta yatan biri vardı ve yalnızdı. O Ben'dim. Sonra hastananin dar ve uzun koridorlarında yalnız başına koşmaya ve ağlamaya başladım. Çok garipti. Ayaklarımı görüyordum ama kendimi görmüyordum. Ben olduğuma dair bir his sadece. Orada biraz konuşturdu beni. Ayrıntıları şimdi çok hatırlamıyorum ama bir iç dökmeydi sanki....
Sonra başka bir odaya gidiyoruz dedi. Bilinçaltımda bir başka oda . Orası da eski bir okulun bodrum katında bir sınıftı. ( Bilinçaltımda okul olmasına şaşırmadık tabii ) Orada çok huzursuzdum. Yalnız bırakılmış hatta terk edilmiş gibi.  Yine hislerimi ve o an yaşadıklarımı anlatıyordum. Sonra ağlamaya başladım. Ve bu kez ağlamamı durduramıyordum.
Sevgili Gülbahar hanım yanıma geldi, omzuma dokundu ve haydi gözlerini aç dedi. Açmak istemiyor, sarsılarak ağlamaya devam etmek istiyordum. Sesinde endişe mi vardı yoksa bana mı öyle geldi bilmiyorum ama, biraz uğraştı sanırım beni çekip koparmak için. Bitmemişti, ağlamaya, bağırmaya devam etmek istiyordum.
Sonra huzurlu bir ses tonuyla. Bitti dedi. O sen değilsin. Haydi şimdi derin nefes alıp ver ve rahatla. Gözümü açtım ve yavaş yavaş sakinleşmeye başladım. Ne olmuştu? Neden o kadar derin ve hüzünlü gelmişti. Neden bitmemiş yetmemişti?
Elimi yüzümü yıkayıp geri oturduğumda bana tatlı tatlı anlatmaya başladı Gülbahar hocam. Yukarıda da bahsettiğim açıklamayı yaptı. Buna genetik geçiş diyoruz, dedi. Genetik kodlamamda vardı bu hisler. Hassas ve farkındalık düzeyi yüksek ve bu yüzden sanırım enerjisi de yüksek bir kişi olduğumdan etkilenmem fazlaydı. Enerji konusuna da gelirsek, mutlaka enerji çalışmaları yapmamı öneriyordu. Kendime ve hatta çevreme de faydalı olacak potansiyelim vardı. Ancak ben henüz yaşadıklarımı sindirmeye çalışırken başka bir çalışma düşünmüyordum.
O günden sonra kendime ait olmadığını düsündüğüm hisler beni rahatlatmıştı. Bir anlamı vardı. Hatta bu anlamı fark edince çözüm için de yollar arayabilir en azından nedir bu hissinden kurtulabilecektim?
Kesinlikle bende bir değişim yarattı bu tecrübe.  Sanki beynimde farklı nöronlar harekete geçmiş, birbirleriyle bağlantı atağına kalkmış, bana yeni pencereler açıyordu. Zaten yaşla beraber artan farklı bakış açıları ve tecrübelerle kendimi başka başka boyutlara taşımıştım kendimce. 
Kendini aşmak demek istiyorum. Evet kendimi aştım ve bu keşfin büyüsüne kapılarak öğrenme açlığıyla beraber yeni yollar, yeni fikirler ve deneyimlere açtım kendimi.
Burada anahtar, bunun farkında olmak, rahatlamak ve daha açık ve sezgisel olmayı öğrenmek ve duygusal yönetim üzerinde çalışmaktı sanırım.
Neden şimdi? Neden paylaştım? Bilmiyorum. Bu da yolculuğumun bir durağı sanki. Bu durakta biraz mola verip anlatma ihtiyacı. Belki de kendime açacağım yeni kapıların başlangıcı.

Sevgilerimle............


Yorum için açıklama