O'nu Tanıyor Muyum?

Yorum Ekle
Çocuğunuzu yeterince tanıyor musunuz?

Onu yetiştirirken neyi esas aldınız?

Sizce geçmişteki yetiştirme kalıpları artık bugüne hitap etmiyor mu?

Ne yaparsak yapalım sonuç aynı mı oluyor?

Klasik soru çevre mi, genetik mi nin cevabına ulaşabildik mi?

Bir çocuk yetiştirmek ileride oluşacak toplumun temel yapı taşlarından biri olması düşüncesi bizim katkımızın ne denli büyük olduğunu göstermiyor mu?

Destek almak ve yardımlaşmak bu anlamda kötü bir şey mi?

Kendini yetersiz görme, çağın hastalığı mı?

Koşulsuz sevgi her şeyi halleder mi?

Bir yazı yazmak için ne çok soru sordum farkındayım ama yazmaya başlamadan önce kafamdaki bu sorulara cevap bulalım istedim. Hatta bunu birlikte yapıp fikir alışverişinde de bulunsak hani fena olmaz dedim.

Çocuğumu yeterince tanıyor muyum?

 Kendi adıma söyleyeyim. Hayır....
Çünkü çocuğumuzu tanımak için önce tüm ön yargılardan, etiketlerden, öğrenmişlikten ve alışkanlıklardan arınmak gerek.

Şöyle bir resim çizeyim size. Çocuğum akıllı olsun, beni dinlesin ve anlasın. Çok fazla sorun çıkarmasın. Düzenli, sorumluluk sahibi ve saygılı olsun.
Yalan söylemesin, çok fazla itiraz etmesin, uyumlu olsun, çalışkan olsun, sosyal olsun, girişken olsun, yaratıcı olsun, zeki olsun...

Bunları isterken bile farkında mıyız acaba onu şekillendirmek istediğimizin.?

Bebeklikten itibaren sonsuz bir sevgiyle sarıyor, koruyoruz onları. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan minik yavrunun çevresinde pervane oluyor, bildiklerimizi uyguluyor, seviyor, yediriyor, giydiriyor, her halini izliyoruz.

Aslında o günlerden itibaren tanımaya başlamak mümkün. Ne istediğini anlamaya çalışmak, derdi varsa derman olmak için türlü çarelere başvuruyoruz.

Büyümeye başladıkça öğrendiğimiz, yaşadıklarımız ve duyduklarımız aracılığıyla bir takım davranışlar sergiliyoruz.

Ama gelin bir düşünelim. Yemek yemek istemeyince zorluyor, yemesi gerekenlere hep biz karar veriyoruz. Süt, mama dönemi bitip de katı gıdaya geçince iştahsız bir çocuğumuz varsa şikayet ediyoruz. El kadar bebe aslında bizim düşündüğümüzden önce doyuyor. Bir kaç temel besini versek yetecek belki ama dört dörtlük bir beslenme sunmak istiyoruz.

Acaba bu kadar takmasak sorun kendiliğinden çözülmez mi?

En sihirli sözcük ne aslında biliyor musunuz? Model olmak ... Yazının ilerleyen satırlarında da bunu hep okuyacaksınız.

Çünkü aslolan model olmak.

Sen öğret, göster, uygula ve sonra model ol ve bırak....

Çocuk biraz daha büyüyor. Neden insanlarla bizim istediğimiz gibi iletişim kurmuyor diye hayıflanıyoruz. Sevgi kelebeği olsun etrafına  istiyoruz. Ama kendini korumayı da bilsin. Herkese aynı mesafede durulmayacağını anlasın istiyoruz .

Sen öğretmek istediğin davranış şekillerini uygularsan zaten zamanla o da öyle davranmaya başlayacak. Davranmazsa da belki senin gibi bir mizacı yok.

Sonra sorumluluk verme konusu...

Hangi yaşta hangi sorumluluklar verilmeli. Bunu önemsemek gerek. Bu konuda elinden geleni yap. Zaman tanı. Bırak sorumluluklarını yerine getirsin. Çocuğun temposuna ayak uydur. Onu kendine uydurma.

Ama işte öyle bir yapısı var ki bu toplumun başkalarının düşünceleri çok önemli. Ne derler sözü çok ağır bir sorumluluk getiriyor beraberinde. Herkes birbirini öyle eleştiriyor ki yapıcı değil, bozucu hale sokuyor.

Halbuki bi rahat olsak. Bi bıraksak...Yeni tabirle bi salsak. Yolunda ilerlese..

Sonra gelir okul zamanı. Akranlarıyla birebir aynı olmazsa "neden benimki böyle" ler başlar.

 Sen öğret, göster yapılacakları, ver sorumlulukları sonra izle. Her dersten aynı başarıyı gösteremeyecek belki. Ama belki sonra kendini keşfedecek bir alanda. İzin ver. Şekillere kalıplara sokmaya çalışma.

Yeterince tanırsan çözersin kodları. Nasıl yaklaşacağını bilirsen çatışmalar yaşamazsın.
Sınırları çiz..istikrarlı bir şekilde uygula....tutarlı ol...

Ama her şeyden önce model ol.

Kuralı sınırı çizdikten sonra , zorlamaya çalışırsa o sınırı izin verme. Ama beklenti içine girmeden yap ki bunu, sinirlenmeden çatışmaya girmeden yap ki öğrensin bir şeyleri.

Birisi sana bir kuralı dayatarak uygulatmaya çalışırsa mı uygulamak istersin yoksa kendisi de sana saygılı olarak ve kendi de sınırları aşmadan uygulayarak gösterse mi sen de uygularsın?

Olmuyorsa zorlama.

Ben bu yazıyı kendime yazdım bu arada.
Kendine pay çıkaran, kendinden bir şeyler bulan da varsa faydalansın diye de paylaştım.

Buna yoruyorum kafamı son günlerde. İpek doğduğu günden beri derinden hissettim bu sorumluluğun önemi ve ağırlığını. Bir insan yetiştirmek büyük bir sorumluluktu.

Dünyaya gelmiş bir birey ve ayrı bir birey. Tamamen kendine has ayrı bir birey.

Onu tanımalıyım. Farklılıklarına, yapısına, mizacına, huyuna suyuna saygı göstermeliyim. Bir öğretmen gibi rehber olurum danışman olurum ben ona. Şekillendiricisi olamam. Bildiğim doğruları aktarır, model olur, sonra izlerim kenarda durup. Yapabileceğimiz inanın ki sadece bu.

Öğret...Model ol...Uygulat.... sınır çiz....tutatrlı ol....sonra izle...bırak sindirsin ve kendinde şekillendirsin sindirsin senden aldıklarını.


Şimdilik söyleyeceklerim bunlar...

Devamı gelecek bu yazım için, buraya kadar olan kısmına lütfen yorumlarınızı ekleyin.

Buraya kadar da okuduysanız minnettarım.

Sevgiyle kalın....
Hoşçakalın....