Tatil Güncesi 3 ( Foça )

Yorum Ekle
Son uğrak yerimiz olan Foça'ya bir kaç sene önce gelmiş 1 gece konaklamış ancak pek tadına varamamıştım. Daha doğrusu tadına varacak bir şey de yok gibi gelmişti. Isınmamıştım hiç. Ancak bu kez ne kadar şirin ve kendine has bir yer olduğunu gördükten sonra fikrim değişti.

Arkadaşların evi eski Foça'da denize çok yakın bir sitedeydi.


 Site olunca haliyle çocukların rahatlıkla dışarıda dolaştığı, oynadığı bir ortam vardı. Ve bu ortam İpek kıza çok yaradı. Anında edinilen arkadaşlarla geçirilen zaman çok kıymetli oldu elbette. Çocukluğumdan biliyorum aynı site içinde edindiğin arkadaşlarla izin alabildikçe çıkıp oynamanın, daha rahat hareket edebilmenin özgürlüğünün tadını. Ben çocukken yazlık evimiz vardı. Yazları hemen hemen bir ay orada kalırdık. Ailem pek izin vermezdi dışarıda olmamıza, sitede oluşan gruplara katılıp zamanın çoğunu onlarla geçirmemize . Ama yine de yazlıkta bir parça daha özgürdük. Hele çocukken parkta, sokakta bütün gün kalabiliyorduk. Hiç eve girmek istemezdik. Denizden gelince evde muhakkak içilen beş çayı ardından, akşam yemeğine kadar dışarıda olma iznimiz vardı. Yemekten sonra, yine site içinde gezilir oynanır, bin bir zorlukla eve girilirdi. Ancak büyüyünce zorlaşmıştı işler. İzinler azalmış dışarı çıkışlar erken saatlerle sınırlandırılmıştı. Hey gidi günler. İlk gençlik günleri başlıklı yazı gelecek yakında demek ki. Neyse bu konuyu burada bırakalım. Dönelim tatilimize

Foça'nın sokakları, evleri, çarşısı insanı sıkmayan bir özenle sıralanmış ve hepsinde adeta bir öykü
var.


 Foça'da gezilecek yerleri ararken, adının nereden geldiğine rastladım. Foça, adını  adalarında yaşayan foklardan ( Phokaia ) almış, günümüze Foça olarak gelmiş. Dolayısıyla foklarıyla ünlü bir yer burası. Peki foklar hala var mı? Buradaki meşhur Siren kayalıkları fokların yerleşik alanıymış. Bu bölgede yüzmek yasakmış çünkü fokların yaşama alanı olduğundan korunmaktaymış. Dünya üzerindeki sayıları yalnızca 400 olan Akdeniz fokları sadece Türkiye, Yunanistan ve kuzey batı Afrika sahillerinde bulunuyormuş.
Siren kayalıklarından Homeros destanında yolunu şaşıran gemilerin çarptıkları kayalar olarak söz ediliyor. Kayalıklar rüzgar ve dalgayla yontula yontula bir mızıka ağzı gibi denize ve rüzgara karşı durup ses vermekteymiş. Bir başka rivayete göre de vakti zamanında karanlık ve fırtınalı havalarda buralardan geçen gemiciler bu sesleri duyup deniz kızlarının yardım istediğine inanıp rotalarını kayalıklara çevirip gemilerinin parçalanmasına sebep olurlarmış.
Burası tekne turlarıyla gidilen bir yer olduğundan bu gidişimizde denk getiremedik. Ancak notumu aldım ve bir dahaki gelişimde yapılacaklar listesine ekledim. :))
Foça'da halen daha bozulmamış bir yapı var. Minik bir sahil kasabası. Bir de efsanesi var ki; bir rivayete göre bir taş varmış burada "karataş" denilen. Ona ayak bastınız mı buraya yeniden geliyormuşsunuz. Ama nerededir kimse bilmiyormuş. Bizim arkadaşlar sanırım bu taşa çokça basmışlar ki yerleşmeye kakar verdiler.

Gezip Gördüklerimiz, Tavsiyeler

Denizini akşam üzeri pek sevdim. Rüzgar dinmiş su ise yumuşacıktı. Üstelik son derece berrak ve deniz altı seyri için çok eğlenceliydi.

Denize girdiğimiz koyun adı Mersinaki koyu. Burada halk plajı da var, özel tesislerin plajları da. Ertesi gün denize girerken özel plajlardan birini tercih ettik. Müzik sesinin dalga sesini bastırmadığı, kalabalık olmayan bir tesisti.

Gezip görülecek yer olarak Beş Kapılar Kalesi'ni not etmiştim. İçerisinde sergiler, festivaller gibi etkinlikler oluyormuş. Biz gittiğimizde bir etkinlik yoktu. Arkadaşlar da bir başka not ettiğim madde olan Kavala cafe'sine gitmekten bahsedince Beş Kapılar Kalesini oradan da görebileceğimizi söylediler. Biz de dıştan bakmakla yetindik bu sefer. Vaktimiz de kısıtlıydı sonuçta. Ne yapabiliyorsak onları yapacaktık.
Kavala Cafe

Biz kahvaltı sonrası kahve içmeye gittik Kavala'ya.  Ama esas gün batımında gidilmesi tavsiye ediliyor. Ama ben o sabahki sessizlik ve güzelliğe de bayıldım. Tam denizin üzeri, şırıl şırıl deniz sesi eşliğinde ortama son derece uygun hafif bir müzik ile, güleryüzlü ve ilgili bir servisle kahvenizi yudumluyorsunuz. Karşınızda manzara. (Beş Kapılar Kalesi de görülüyor.)

Elimde bir de yapmadan dönmeyin listesi vardı.

Yapmadan Dönmeyin

  • Tekne Turu yapmadan ve Siren Kayalıklarını görmeden,
  • Foça sahilde – tercihiniz 5 kapılar kalesi önü olsun – günü batırmadan,
  • Siren kayalıklarının üzerindeki bir tepeden güneşi batırmadan,
  • Foça Antik Kenti’ni gezmeden (Yukarıda saydığımız maddeler),
  • Kavala Cafe’de Eski Antik kente karşı kahvenizi ya da biranızı yudumlarken günü batırmadan,
  • Kozbeyli Köyü’ne gitmeden ve Şakir’in yerinde mola vermeden,
  • Nazmi Usta’da sakızlı dondurma yemeden,
  • Saka Balık Evi’nde taze balık ve bıçak kullanılmadan hazırlanan taze ve organik salatasından yemeden,
  • Mersinaki Koyuna gitmeden dönmeyin.
Tekne turu yapamadık, Siren kayalıklarını göremedik. Sahilde hatta denizde günü batırdık, ancak Beş Kapılar Kalesini uzaktan gördük. Foça'yı gezdik. Kavala Cafe'de kahvemizi yudumladık. Kozbeyli'ye gitmedik. Onu da başka sefere erteledik. Sakızlı dondurma elbette yedik. Mersinaki'de denize girdik. 

Ve tabii ki Saka Balık Evi'ni kesinlikle atlamadık. 
Sıcacık ve güzelliklerle bezenmiş bir dekor
Bıçak kullanılmadan hazırlanan taze ve organik salata
Enfes mezeler eşliğinde dostlarla muhabbet
Güleryüzlü ve ilgili bir servis, samimi bir ortam ve hepsi birbirinden lezzetli tatlarıyla hazırladıkları sofralarıyla Saka Balık Evi favorim oldu. Gidecek olanlar için hiç tereddütsüz tavsiye ederim. 
Foça'dan da bu seferlik bu kadar. 

Tatiliniz ve keyfiniz bol olsun.
Sevgilerimle......




Yorum için açıklama