Dalsam O Mavi Derinliğe....( İlk Dalış Tecrübesi )

1 Yorum



Bir uçmaya var merakım bir dalmaya. Tıpkı yaşadığım duygular gibi onlar da uç. Uçmak dediğim uçakla filan değil, bizzat kendi uçmam. Buna da en yakın şey yamaç paraşütü v.b sanırım. Bakalım ona bir fırsat bulur muyum. Ancaak diğeri için karşıma bir fırsat çıktı ve hemen değerlendirdim tabii.

Tatilimizin birinci kısmını hem bir mola yeri olarak hem de orada yaşayan sevdiklerimizi görmek için İzmir'de geçiriyoruz genelde. Senede bir de olsa dostlara uğramak, onlarla vakit geçirmek acayip keyif bizim için. Bu gelişimizde sevgili dostum bana bir programından bahsetti. Bir arkadaşı dalgıçlık kursuna gidiyor ve dalış yapıyormuş. Emine'ye de dalış yapmak isteyip istemediğini sormuş. O da isteyince planlar yapılmış. Bana böyle bir plandan bahsedince, derhal ben de programa dahil olmak istedim.

İzmir'de Karaburun Dalış Merkezi'nde gerçekleştirilecekmiş olay. O gün için planlar Karaburun'a yapıldı. Hep birlikte ailecek oraya gidilecek, yakınındaki plajda vakit geçirilecek,  biz de bu arada bir dalıp gelecektik :)
Sabah erkenden yola çıkıldı. Çoluk çocuk dalış merkezi yakınındaki plaja yerleştik. Sonra da haber gelmesini bekledik.

Dalış için çağrıldığımızda adeta koşarak dalış merkezine gidip, öncesinde bize verilecek brifing için bekledik. Bu bir deneme dalışı olacaktı. O yüzden derinlik çok olmayacak, hocalar eşliğinde dalınacaktı. Ancak yine de dalışla ilgili temel bilgiler verildi. Kullanılacak ekipmanlar tanıtıldı. Sırtımızda bizi 1.5 saat idare edebilecek dalış tüpleri olacak, ekipman kullanımı dahi hoca tarafından yapılacaktı. Bizden istenen yalnızca ağızdan nefes alıp vermek ve sakin kalabilmekti. Aşağıda panik yapmamak gerektiği, her şeyin zaten kontrol altında olduğu söylendi. Suya girince önce maskelerin kullanımı için deneme yapılıp sorun olmadığı anlaşılınca dalış başlayacaktı.
Bence işin en zor kısmı o bilmem kaç kilolok ekipmanı taşımaktı. Dalgıç kıyafeti kendi başına bile ağırdı zaten. Belimize ise kilomuza göre kurşun bir kemer takıldı. Daha da bi ağırlaştık mı.  Ardından palet ve gözlükler de verildikten sonra tüp ve yelek giymekteydi sıra. Önce arkadaşım sırtladı koca ekipmanı. Kızcağız iki büklüm kalınca başladım gülmeye. "Gül gül sıra sana da gelecek" dediler. Hazır mısın deyip koca yeleği sırtıma takıp bağladılar ve ben kaldım. Evet evet kaldım ve hareket edemiyorum. O nasıl bir ağırlıktı öyle...

Duruşumun sebebi işte o ağırlık :)))

Denize girince rahatlayacağımızı söylediler neyse ki. Bir kaç adım sonra kendimizi sulara bırakınca bir ohhh diyebildik. Paletler de takılıp gözlükler yerleştirilince artık dalış için hazırdık. Önce kıyıda bir kaç nefes alma denemesi yaptık. Daha önce snorkel ve maske ile dalış yapan biri olarak bunlar bana zaten çok kolay geldi. Dalış yapmak dediğim suyun altını izlemek için kendi kendime yaptığım dalıştan bahsediyorum.

Derken hocanın yeleklerimizin havasını indirmesiyle biz de dibi boyladık. Ağırlıkla birlikte dibe çökünce kendimi külçe gibi hissedip hareket edemez hale geldim. Öyle komik ki popo üstü oturmuşum ancak ayaklarım havaya kalkıyor. Hacıyatmaz oldum. İçten içe kendime gülüyordum kesin. Yav yeterince ağırlık mı vermediler ben niye düzgün çökemiyorum diyorum. Kendi eksenimde dönüp duruyorum. Daha önce hocamız, dibe oturduktan sonra bizi çevirip yüzme pozisyonununa getireceğini söylemişti. Bari bekleyeyim dedim o anın gelmesini. Tabii önce her şeyin yolunda olduğuna dair işareti çakmak gerekiyordu.


Baş parmağınla işaret parmağını birleştirerek yaptığın işaret her şeyin yolunda olduğunu anlatıyordu. Neyse işaretleri de yaptık. Sonra baktım hoca bizi çeviriyor ama bir bocalama bir debelenme içindeyiz. Ne yapacağımı bilemedim. Nefes almada sorun yok. Panik yok. Her şey olağan ancak bir türlü yörüngeyi tutturamıyorum. Olmadı. Çıktık yüzeye bir ara. Aşağıda neden durmadan çarpıştığımızı sordum. Neden rahat hareket edemiyordum. Bu arada bizim hocamız yeğenimi ve beni  beraber aldı. Yani biz aşağıda yüzerken hoca da bizim biraz üstümüzde, tüplerimizden tutarak bizi kontrol ediyordu. "Belki de paletlerim size çarpmıştır" dedi. Sonra tekrar daldık ve ben artık ne yapacağımı daha iyi bilir haldeydim. Kapıp koyvermişim kendimi. Sonradan hocanın bana söylediğine göre, beni tutmakta zorlanıyormuş. Ben ipini koparmışlar gibi basıp gitmek istiyormuşum. Durmam için arada çekiştiriyormuş beni. Eeee yüzmeyecek miydik aşağıda?
Neyse hocamız sonunda benim derin dalışlara ve bunu devam ettirmeye hazır olduğuma kanaat getirdi. Heeyyyyt tutmayın beni :))))

Dalış bittiğinde yüzeye çıkınca ben yine mola verdik sandım. Hoca maskeleri çıkarabilirsiniz deyince "Aaaa bitti mi" diye sordum. Hoca da bunun bir deneme dalışı olduğunu ama benim kesinlikle sonraki adımlara hazır olduğumu söyledi. Ama benim beklentim daha farklıydı. Sanmıştım ki o büyülü dünya beni sarıp sarmalayacak, adeta sarhoş bir şekilde çıkacağım dışarı. "Aşağısı bambaşka bir dünya..üfff nasıl kendini kaybediyorsun..."filan demem gerekiyordu dalış tecrübemi anlatırken.... Amma ve lakin öyle olmadı. Hem bana göre çok kısa sürdü, hem de kendi başıma snorkel ve gözlükle yaptığım dalışlardan çok farklı gelmedi. Ben zaten dibe iner, balıkları taşları seyrederim. Sanırım daldığımız derinlik bana az geldi. Ama yine de  şu var ki, öyle bir ekipman daha önce kullanmadığım için, yani suyun tamamen altındayken nefes alıp vermeyi deneyimlemediğim için farklı bir tecrübe oldu elbette. En azından nasıl bir şey olduğuna dair heyecanımı attım. Çok rahattım denizin dibinde.


Bundan sonraki denemem beni daha çok tatmin edecek daha uzun süreli ve daha derinde yapılacak bir dalış olacak sanırım.


Sırada uçma deneyimi...Bakalım hangi şekilde olacak? Belki bir balonla,belki paraşüt, belki de bungee jumping. Yok yok var bi delilik orası kesin....:))))))))

................................

1 yorum :

Yorum için açıklama