bu yıl nasıl geçti ?

1 Yorum


Geçen yıl, koşturmalı bir temponun içine girdik kızım ve ben. İkimiz de okula başladık. Hele ilk aylar  çok zor geçti. Evinden ayrılıp anneden ayrı uzun sayılabilecek bir süreyi öğretmen ve arkadaşlarıyla geçirmek, ev dışında farklı bir yerde, daha çok kuralları olan bir ortamda, kendi başına bir şeyler yapmak....tüm bunlara alışmak bir süreç gerektirdi elbet. Benim için de durum çok farklı değildi. Üç yıl çocuk odaklı, kendine ve çocuğuna göre programlayabileceğin günlerin geride kalması, çalışma hayatına geri dönüş, bunun yanında evde devam eden sorumluluklar ve okula uyum sağlamaya çalışan çocukla ilgilenmek....gibi gibi... 

Bu sene ise her ikimiz de daha çok uyum sağlamıştık. Hele benim için güzel bir yıldı diyebilirim. Çalışma hayatına adapte olmuş, plan ve programlarını hem kendine hem de çocuğuna ayrı ayrı yapabilen biri olmuştum. Geçen yılki bocalamalarım yerini daha düzenli ve planlı bir hayata bıraktı. Okuldan eve erken döndüğüm zamanlarda İpek gelene kadar vaktim varsa biraz kitap okuyabilmek, biraz kestirebilmek, biraz dışarı çıkıp dolaşmak, alışverişe kendim için çıkabilmek, bir arkadaşla buluşup sohbet edebilmek o kadar iyi geldi ki...Geçen yıl henüz sisteme uyum sağlayamadığımdan sanırım, hiç bir şeye yetişememe, kalan vakitleri değerlendirememe, okul hayatına alışamama gibi zorluklarım oldu. Hele sabah koşturması ve sürekli bir şeylere bir yerlere yetişme telaşı mahvetmişti. Demek ki zamanla alışılıyor, her şey yoluna giriyormuş. Sabah hazırlıkları otomatiğe bağlanmış şekilde daha stressiz ve pratik yürümeye başladı. Kendime kalan vakitlerimi önceden planlayınca daha verimli hale geldi. Dedim ya zamanla oturuyormuş bir şeyler. Çok şükür ki bu seneyi daha az hastalıkla, daha az mızmızlanmayla ve daha stressiz atlattık. Bu sene de olmadı mı İpek'in okula gitmek istememe halleri? Oldu tabii. Ama bunu doğal karşılayarak, suçluluk hissetmeden ve sakince yaklaşarak daha kolay çözdüm.

Seneye bakalım neler yaşarız. Ana sınıfı olacak. Sonra da 1. sınıf öyle mi? Nasıl geçiyor zaman. Okul, eğitim, sınavlar, gelecek.....offf ne kadar çok şey var düşünecek. Halbuki ilk okula kadar olan süreç ne güzel. Gitsin oynasın, eğlensin, sosyalleşsin, eh tabii bunları yaparken de bir çok şey öğrensin. İlk okul denince aklıma ilk olarak 1. sınıftan şikayet eden veliler geliyor. Okuma yazma çalışmaları, verilen ödevler, okuma bayramları, etkinlikler falan filan....Ben bunları istemiyorum. Ancak istemiyorum derken şımarıklık değil yaptığım. Bana bu mücadele ve kaygı bu küçücük yaşlarda çok lüzumsuz geliyor. Tabii tüm bunları başıma gelmeden söylemek zor. Neyse yaşayıp göreceğiz. Öyle büyük laflar etmeye de gerek yok. Yeri gelmişken azıcık içimi dökmeye çalıştım. Hoş okul konusu başlı başına başka bir yazının konusu. Ona da daha sonra değiniriz.

Sevgilerimle......



İpikonun 5 Yaş Doğum Günü Kutlamaları ( Part 1 )

Yorum Ekle


Her zaman diyorum ki, doğum günü gelmeden çok önce başlayayım hazırlıklara ki sıkışmayayım. Aradan 1 yıl geçiyor ve ben yine son dakika koşturmacalarında....

İpikomun doğum günü 16 Temmuz bilindiği üzere. Ancak yazın ortasında kutlayacak insan evladını bulmakta zorlanınca ve hatta kendimiz dahi İstanbul'da bulunmayınca çareyi doğum gününü erkene almakta buluyoruz.

Şimdiye kadar hep çok keyif aldım bu hazırlıklardan ve bizzat kendim yaptım. Süslemesinden pastasına, hediyeliklerinden menüye, mekana kadar her şeyiyle ilgilenip bir çoğunu da kendim hazırladım. İlk 3 sene işim daha kolaydı. Çalışma hayatına henüz başlamamışken bu gibi işler çok daha keyifli bir meşgale oluyordu bana. Uzun araştırmalar, el emeği, mekan aramalar filan hepsi epey bir zaman alıyordu.

Ancak ne zaman okul hayatı başladı( yani geçen yıl oluyor bu ) baktım olacak gibi değil yetişemiyorum hiç bir şey düşünmeden okulunda kutlama yapılmasına razı oldum. Hem arkadaşlarının da okulda doğum günleri kutlanmıştı. İpek için de hoş olacaktı. Ancak okulda kutlamanın bir dezavantajı benim orada bulunamamamdı. Haliyle okul gününde yapıldığından ben de kendi okulumda çalışmaktaydım. Hem zaten okulunun da aileyi kutlamaya almama gibi bir prensibi de vardı. Neyse sonuçta telefonla okul civarında bir pastahaneden pasta sipariş ederek, ve daha önce istediği şekilde tabak, bardak servis alışverişi yapıp okula göndererek  arkadaşlarıyla bir kutlama yaptılar.              
                                                              Geçtiğimiz yıldan
 Sonrasında ise ikinci üçüncü hatta dördüncü  kutlama bile geldi arkadan  🙊🙊🙈🙈. Şöyle ki; ikincisi aile ve yakın arkadaşları arasında yaptığımız bir kutlama oldu. Pastahaneden sipariş edilen temasız pasta ve yine temasız en sadesinden alınan tabak bardak v.s. ile şimdiye kadar olanların en sadesi oldu.  
Geçen yılın yorgunluğu ( benim iş, kızımın okul hayatına başlaması) da ancak bunu gerektirdi. Üçüncü kutlama artık gerçek gününde yani 16 Temmuz'da tatilde kutlandı.
 Ve yine tatilde bir kaç gün sonra bu kez de amcasının yaptığı bir sürprizle restoranda bir kez daha pasta kesme şeklinde gerçekleşti. Biz bu kutlama olayını biraz abartıyoruz anlayacağınız. Elbette ki bu durumdan en çok memnun olanlar önce kızım, sonra da ben :)))


Bu sene de ilk kutlamamızı geçen hafta okulunda gerçekleştirdik. Uzunca bir süredir bana doğum gününün ne zaman olacağını sorup duruyordu. Ben de Haziran ayında olacak diyordum. Haziran gelir gelmez heyecanla hangi gün olacağını beklemeye başladı. Bu arada okulda bir arkadaşından gördüğü prenses Bella kıyafeti istediğini söyledi. Ben de şimdiye kadar öyle prenses, peri v.s gibi giysiler almadığımdan hatta kendisinin de bebeklerine dahi ilgisi olmadığından ve çizgi filmlerini bile izlemediğinden o konuda bizim için bir ilk olacaktı. Çok da fazla ilgili olmamasına içten içe sevindiğim de ayrı bir gerçek. Neden bilmem şimdiye kadar olan doğum günlerinde de ne öyle popüler karakterler olsun istedim temamız, ne de ünlü çizgi film filan. Bize özgün farklı bir şeyler istedim hep. O yüzden de ilk doğum gününde deniz kızı ve deniz altı konsepti seçmiş, her tür detayı o konuya göre bizzat araştırarak, elde hazırlayarak yapmıştım. 2. doğum gününde de bu kez deniz kızını çiçek kızla değiştirdim. Temamız çiçek kız oldu. Detaylarda çiçek konsepti kullandım. Ve 3. doğum gününde çok sevdiğimiz kitap okumaktan yola çıkarak temayı kitap olarak seçtim. O kadar güzel kaynaklara ulaşıp o kadar orjinal fikirler oluşturduk ki her biri çok özel günler oldu bizim için. 4. doğum günü yukarıda da bahsettiğim gibi, yoğunluk ve yorgunluktan en sade haliyle kutlanmış bir doğum günü olmuştu.

Bu sene 5. doğum gününe gelince; okul kutlamasındaki tema prenses Bella kıyafetinden yola çıkarak Disney Prensesleri oldu. Bir kere de böyle olsun diyerek o yönde çalışmalar yaptım. Öncelikle elbisesi için çok özel bir tasarımla sevgili Özge'den @perahandmade bize bir kostüm dikmesini istedim ve Bella kostümü rica ettim. O da sağolsun harika bir iş çıkartarak bize güzeller güzeli bir elbise dikti. İpikomun elbiseyi görünce ve giyince olan sevinci anlatılamaz bir şeydi.


Doğum günü setine ulaşmak zor olmadı. Çünkü diğer doğum günlerinin aksine çok bildik bir konu seçince kaynaklara ulaşmak çok daha kolay oluyordu. Disney prenses çıktılarından cup cake topers yaptım. Afiş, tabak, bardak, masa örtüsü, maskeler ve balonlar hepsi aynı konsepttendi. Doğum günü pastasına gelince prenses temasını değil, çok sevdiği çizgi film karakteri olan "Gökkuşağı Ruby" temalı olmasını istedi.




Sonuçta her şey istediği gibi oldu. Arkadaşlarıyla gönüllerince eğlendiler, dans ettiler. İpek'in de arkadaşlarına küçük bir armağanı oldu. Bu şirin kitapçıkları da çıktısını fotoğraf baskısı alarak arka kapağına da masalın hikayesini yazarak oluşturduk. 



Bu sene de bir kutlamayla kalmayacağız. İlerleyen günlerde detaylarını paylaşacağım. Yukarıda bahsettiğim İpek'in geçmiş doğum günlerinin ve yaptığım hazırlıkları yazdığım yazıların linkini aşağıda tekrar paylaşıyorum. Sizlere de fikir almak isterseniz kolaylık olsun diye.....

1 Yaş Doğum günü tık tık
2 Yaş Doğum günü tık tık  ve tık tık ve tık tık buraya da tık tık
3 Yaş Doğum günü tık tık
4 Yaş Doğum günü ve 5 Yaş Doğum günü bu yazıda yer almakta....

Sevgilerimle.......
Hoşçakalın.....




Okullar Kapandı...Peki Ya Şimdi?...

Yorum Ekle

Tatilin ilk gününden merhaba çocuğunun okulu tatile girmiş ve dışarıda çalışmayan anne ya da babalar,

Önümüzde 3 ay gibi bir süre var. Çocuklarıyla vakit geçirmek istemeyen aile elbette yoktur. Ancak okulun düzen ve programına alışmış çocuklar ve aileler tatilin hele hele ilk günlerinde haliyle bocalar. Programlanmış bir rutine uymaya alışmış çocuklar sürekli bir eylem bekler. Anneler de kendi alıştıkları rutinden kolay kopamayacaklarından bir takım zorluklar yaşarlar. ( Kahvaltı sonrası henüz toplanamamış bir masa, keyifle içilemeyen bir kahve, ortalığın saat 7.00 itibariyle karma karışık olması dolayısıyla hissedilen içinden çıkılmazlık hali, bir yandan ortalık toplama, yemek düşünme, çamaşır yıkamak için kirlileri ayarlama gibi işlerle yoğunlaşırken, öte yandan birbiri ardınca gelen sorulara cevap vermeye çalışma, günün planını senin ne yapmak isteyeceğin değil, çocuğun nasıl eğlenebileceği ve isteyeceği şekilde yapma çabası......gibi gibi...)

Çocuğunun okulu tatile girmiş ancak çalışmaya devam eden anneler; size de merhaba. 

Ben kısmen bu gruba girmekteyim. Kısmen diyorum çünkü Haziran ayı sonunda ben de çocuğumla birlikte tatile girmiş olacağım. Bir öğretmen olarak mesleğimin çocuğum ve benim açımdan en avantajlı zamanına gelmiş bulunuyoruz. Ancak yukarıda vermiş olduğum örneklerin çoğunu ben de yaşayacağım. Zira maaşallah son derece hareketli ve enerjik bir kızım olduğundan zaman zaman onu eylemekte zorlanmıyorum desem yalan olur. Düşünün ki normalde okuldan dönünce, sanki sabah yataktan daha yeni kalkmışcasına enerjik ve kimi zaman huysuzluk ve mızmızlığı tavan yapmış bir çocuğu karşılıyorum, kendim de okuldan az evvel gelmiş olarak. Dolayısıyla tatilde bu geçirilen süre daha uzun olunca yoruluyorum zaman zaman. Kendim de tatildeyken daha kolay oluyor tabii başa çıkması ama yine de bütün gün emrine amade hissediyorum kendimi. Bu tabii ki abartılı bir tabir oldu ama hissettiğim bazen bu. Demek istediğim asla her dediğini emir addedip yerine getirmek değil, ama onu düşünerek karar almak, iş yapmak, dinlenmeye çalışmak, dışarıya çıkmak, yemek yapmak, oyunlar oynamak, görüşeceği arkadaşlar organize etmek.....

Bütün bu anlattıklarımı  geri dönüp en az 30 kez okuyorum ki acaba yanlış anlaşılacak bir şey yazmış mıyım? Çocuğuyla zaman geçirmeyi sevip sevmemek değil, ne kadar severseniz sevin onlarla olmaktan yorulunup bunalınacağının normal olduğu anlatmak istediğim. Çünkü bazen çeşitli yorumlara rastlıyorum. Okullar kapandığı için çocuklarıyla evde ne yapacağını bilemeyen hatta şakayla karışık dert yanan annelere verilen sert tepkiler görüyorum. Anneler de insandır. Kendi çocuğu bile olsa sıkılabilir, yorulabilir, başa çıkmakta zorlanabilir...Eh peki bunlar normal de dile getirmesi mi anormal. Kabul ediyorum bazı ifadeler çok sevimsiz ve yanlış olabilir. Belki ifade ve dile getirişi eleştirebiliriz ama duyguları yok saymayalım lütfen. 

Bir insanın en çok ihtiyaç duyacağı şeylerden biridir kendine zaman ayırması. İtiraf etmeliyim ki, kızım okula başladıktan sonra kendime kalan zamanlar çok kıymetliydi benim için. Hoş ben de aynı zamanda çalışmaya başladım ama çalışırken bile kendi kendinize kaldığınız oluyor. Hele hele çocuğunu bırakacak kimsesi olmayanlar için okul bir cankurtaran aynı zamanda. Bu kişilerin de çocuğu okula başlayacağından ötürü sevinmesini ya da okullar kapanınca hafiften üzülmesini yadırgamıyorum. 


Bugünden itibaren yazılarıma biraz daha ağırlık vereceğim. İşlerim hafiflediğinden ve yakında tatile gireceğimden daha çok vakit ayırabilirim sanıyorum yazmaya. Gerçi vakit ayırabilir miyim ayıramaz mıyım İpikom varken :)))) bilemiyorum ama göreceğiz..

Tatil süresince yapılabilecek etkinliklere, gezilecek yerlere, evde oynanacak oyunlara yer vereceğim. Sizlerden de gelecek tavsiyeler olursa seve seve burada yayınlarım. 

Herkese iyi tatiller diler, her gününüze keyifle ve kıymet bilerek geçmesine niyet ederek başlamanızı öneririm...

Sevgiyle kalın.....Hoşçakalın.......



"Mutlubi" Nasıl Bir Seçenek?

4 Yorum
Özel günlerde kişilere hediye almayı çok severim. Ve fakat bunun için bollll zamanım olmalıdır. Çünkü içime doğmalı, alacağım hediyenin kişiye göre olduğunu hissetmem gerekir. Gerçekten ayrı bir keyif alırım bu serüvenden.

Kimi zaman da alelacele alınmış hediyeler olur. İçim bir huzursuzlanır. Oldu mu olmadı mı, adet yerini bulsun diye mi oldu? Hiç haz etmem bu gibi durumlardan.

İşte böyle yeterli vakit ayıramadığım ama yine de farklı bir şey, kişiye hitap eden bir hediye arayışında olduğum zamanlar için birazdan size bahsedeceğim  alternatif  hediye sizler için de harika bir seçenek olabilir.


Özel tasarım çiçekler, minik bahçe tasarımlar öyle güzel bir dünya yaratmış ki, içinde kendi hikayesini barındırıyor. Bu farklı ve özel tasarım ürünlere ulaşabileceğiniz adres ise mutlubi.com. Mutlubi.com dan seçebileceğiniz çeşitli ürün yelpazesinde siz de aradığınızı bulduğunuzu düşünüyorsanız şimdi size çok özel bir fırsat sunmak isterim.


2017 sonuna kadar geçerli %15 indirim kuponunuz olacak. Beğendiğiniz bir ürünü satın almak istediğinizde kupon kodu yerine jalece yazmanız halinde ürüne %15 indirimle sahip olacaksınız.


Keyifli alışverişler ve karşılığında sevgi dolu gülüşler ....

Sevgiler.....