Abant Gezimiz

Yorum Ekle
Geçtiğimiz sömestr tatilinde Bolu Abant'ı tercih ettik. Muhteşem doğasına bir de kar manzarası eklenince hem doğası için, hem de biraz kar keyfi yaparız diye göl kenarındaki otellerden biri olan Büyük Abant Otel'de kaldık. Otel 5 yıldız kategorisinde temiz, konumu iyi olan bir otel. Ancak daha önce de söylemişimdir ben butik otelleri daha çok seviyorum galiba. Yine göl kenarında olan bir başka otel gördük çevreyi dolaşırken. Toplam 9-10 odalı butik ama şahane bir oteldi. Bir dahaki sefere orayı tercih ederim kesin..
Abant'a giderken Gökdere'ye uğramak gerektiğini kahvaltı etmek için mekan ararken görmüştüm. Fırsatı kaçırmayıp kahvaltı için Gökdere tesislerine gittik ve memnun kaldık. Öğleden sonra Abant'a otelimize vardık. Akşam olmadan çevreyi turlayalım istedik. Gölün etrafını gezerken, araba, fayton ya da yaya yürüme şeklinde tercihte bulunabilirsiniz. Mevsim bahar olup yürüyüşün keyfi çıkacak gibi olsaydı yürürdük ama etraf karlı kaplı olduğundan ve ortadan da arabalar geçtiğinden yürümenin pek de cazip olmayacağına karar verip arabayla dolaştık.

 Turumuzun ardından da yine göl kenarında hoş bir yer olan Göl Cafe'de kahve ve sahlep molamızı verdik. Gürül gürül yanan şöminenin yanı başında içilen kahvelere doyum olur muydu? Su ya da ateş gördüğüm yerde fotoğraf çekmeye doyamadığımdan ve o güzel anları da ölümsüzleştirmek için elbette fotoğraflar çekildi.
Bu da böyle farklı bir çalışma oldu. Evet o gölge ben oluyorum :)))))





Her türlü keyif yapılır :))))) 

Kahve molasının ardından biraz daha dolaştık.
Kayak yapmaya Kartalkaya'ya gidemeyenler ve fazla zamanı olmayanlar  için çevrede eğlenceli bir kayak pisti yapmışlar. Bizden kaçmadı tabii ki...
Derhal gerekli ekipmanlar tedarik edildi ve sonra gelsin eğlenceee ....




Tepeye kadar tırmanıp oradan aşağıya kendini bırakmak yorucu olduğu kadar anlatılmaz coşkuluydu aynı zamanda. Yaklaşık bir saatlik eğlence hepimize yetmiş artmıştı bile. Dönüşte otele geçip akşam yemeğine kadar dinlenmek istesek de, enerjisi bitmek bilmeyen bebeyi çocuk oyun odasına götürmek gerekiyordu. Ne de olsa önceden sözünü almıştı. 
Akşam yemeği seçenekleri açısından tatminkar ancak benim gibi zor beğenen biri için fazla yemeği bir arada görmek yine iştah kapatıcıydı. Butik otel istememin bir diğer sebebi de sanırım bu. Ben açık büfeden ziyade, masama servis edilen ve daha az kişiye çıkan yemekleri seviyorum. Yine de yemeklerin başarısız olduğunu söyleyemem. İpek bile yiyecek bir şeyler bulduysa bu bizim için artı bir özellikti. 
Ertesi gün kahvaltının ardından biraz daha dolaşıp, Göl Cafe'ye de uğradıktan sonra, yola çıkmak için hazırlandık. Yolda bir yerlere daha uğramak varsa yeni yerler keşfetmekti niyetimiz.
Mudurnu tam da böyle bir yer oldu. Nerede kalınır diye soracak olursanız bölgede konaklar çok meşhur. Her biri 100 seneyi aşkın süredir var olan, tarih kokan nostaljik yerler. 



Hacı Şakirler Konağı 170 yıllık bir konaktı. Eşsiz tarzda dekore edilmiş odalarıyla, ortak yemek masasında servis edilen yerel yemekleriyle burası adeta anneanne, babaanne evine yapılan bir ziyaret ve misafirlik tadında bir yerdi. Kalabalık olarak bir kaç aile mutlaka gelmeye karar verip maalesef öğle yemeği yiyemeden mekandan ayrıldık. Zira yemekleri yapan konağın hanımı arkadaşlarıyla gezmede olduğundan, evin beyi  kendisinin yemeklerini tercih etmeyeceğimizi söyleyerek bizi bir sonraki sefere bekleyeceklerini ekledi. 

Abant Gölü ve çevresini bahar ayında yeniden görmek, Mudurnu'ya da küçük bir ziyaret gerçekleştirmek için yolumuz buralara düşeceğe benzer. 
Keyifle....Sağlıkla....Sevgilerimle....

Yorum için açıklama