Mart Ayı ve Bahara Başlarken.....

Yorum Ekle
Bu ay için derlediğim tavsiye yazıma başlamadan önce, uzun zamandır yazılarıma ara vermiş olmanın rahatsızlığını dile getirmek istiyorum. Bu yazımı çok önce yazmış olmakla birlikte bir türlü bitirme ve yayınlama enerjisi bulamadım kendimde. Son günlerde birbiri ardınca aldığımız üzücü haberler öylesine kararttı ki ruhumu, zihnim bedenim hareketsizleşti adeta. Hiç bir şey yapmak gelmiyordu içimden. Ancak hayat devam ediyor. Her ne kadar kimi zaman hiç bir şey ifade etmese de boşlukları dolduramasa da bu söz, gerçek bu. O halde üretmeye, sorumluluklarımızın bilincinde olarak elimizden geldiğince iyiyi, güzeli, doğruyu yaymaya paylaşmaya devam edelim....
diyor ve yazıma geçiyorum.

Mekan

Yıldız Bahçe

İlk kez geçen yaz sonu gitmiştim. Sonrasında da tekrar gideriz diye düşünmeme rağmen nihayet oyun grubumuzla yeniden gitmek kısmet oldu. Hem de havayı güzel yakaladığımız bir günde. Havanın güzel olması bahçeden yararlanabilme için iyi bir fırsat oldu. Yıldız bahçe restoran yıldız teknik üniversitesinin bünyesinde ana giriş kapısının biraz aşağısında kalıyor. Kendine ait bir otoparkı da olan mekan dışarıdan da çok fark edilmiyor. İçerisine girince büyük sayılabilecek bahçesi şehrin göbeğinde nefes alacağınız harika bir imkan sunuyor. Bahçede masalarda oturabileceğiniz gibi, dilerseniz minderlerde ya da salıncak hamaklarda da keyif yapmanız mümkün.

Biz öncelikle kahvaltımızı yapmak üzere restoranın içinde cam kenarında bize ayrılan masalara geçtik.
Hem keyifle kahvaltımızı ederken, hem de artık kendi kendilerine oynayan birbirleriyle vakit geçirmekten mutlu olan bebeleri izleyebildik.
Kendilerini güneşe vermiş, keyifle salıncağa kurulmuşlar.
Öyle de afiyetle yiyorlar ki ellerindeki ekmeği, sanırsın dünyaları vermişsiniz o an onlara. 
Ahh çocuklar hep mutlu olsun. Onlara bu yakışır. Zaten yaradılış sebepleri de bu değil mi?


Yer olarak kesinlikle tavsiye ederim ancak yemekleri için aynı şeyi söyleyemem. Kahvaltısı idare ederden biraz daha iyice. Peynirlerini sevemedim. Biraz fazla koku hassasiyetim olduğundan peynir tabağını geri çevirmek durumunda kaldım. Belki koyun keçi peyniri vardı içlerinde ama benim damağıma hitap etmiyordu. Kızartma tabağı getirmişler o güzeldi. Yumurtayı nasıl istersen öyle getiriyorlar. Rafadan, omlet, menemen... Çayın sınırsız olması artı ancak termosla gelmesi tadını bozuyordu. Personel oldukça ilgiliydi. E fiyat uygunluğu da düşünülecek olursa idare ederi geçtiğini söyleyebilirim. Bir gün de yemeğe gelip değerlendireyim istiyorum, bakalım. Neredeyse öğleden sonraya kadar orada kalıp bahçenin tadını bol bol çıkardık. Hafta içi gayet sakin olması da cabası :)))

Kitap
Bu ay kitap önerim çocuk gelişimi uzmanı ve çok satan çocuk eğitimi kitaplarının yazarı olan Betsy Brown Braun'un "Neyi Nasıl Söylemeli" adlı kitabı olacak. Ebeveynlerin zor durumlarla baş etme yollarının ipuçlarını bulacağı söylenen kitapta, çocuklarla iletişimin 4 yolundan bahsediyor. Daha pek çok konuda yol gösterici nitelikler taşıyan kitabı okuyunca fikirlerimi de ayrıca paylaşacağım.

Film
Bu ay Oscar ödülleri de dağıtılarak sahiplerini buldu. Seçilen filmlerin arasından en iyi film ödülüne layık görülen "Spotlight" benim de favorim oldu. Gerek konusu, gerekse konunun işlenişi olarak ilgi çekici bir yapım olan film, taciz olayıyla gündeme gelen bir kilisenin kendini aklamaya çalışmasını ve bu tacizi aydınlatmaya çalışan Boston Globe gazetesi çalışanlarını konu alıyor. Bir yerden tanıdık geldi değil mi? Evet tüm dünyada böylesi rezalet ve iğrenç olaylar meydana geliyor. Ancak filmin sonunda gazeteciler çok büyük bir başarı gösterip suçluları ortaya çıkarıyorlar. Film hele hele bugünlerde farkındalık yaratması açısından son derece önemli. İzlemenizi tavsiye ederim. 

Tiyatro


Bu ay tiyatronun ayrı bir önemi var. Çünkü 27 Mart tüm dünyada "Dünya Tiyatrolar Günü" olarak kutlanıyor. Sanat bir toplumun varlığını sürdürebilmesi için gereklidir. Sanata ve sanatçıya verilen değer o toplumun medeniyet seviyesini gösterir. William Hazlitt'in de söylediği gibi "Tiyatrosu olan bir ülkede kötülükler, çirkinlikler, yanlışlıklar sürüp gitmez." 
Tiyatronun çocuklara kattığı değer, onlara kazandırdığı karşısındakini anlama becerisi, olaylara dışarıdan bakma ve çözüm yolları üretebilmeyi keşfetme gibi sağladığı gelişimler de göz önünde bulundurulunca, bu sevgiyi onlara ne kadar çok öğretebilirsek o kadar iyi diyorum. 

Minişimi götürdüğümüz şehir tiyatrolarında oynanan "Harikalar Mutfağı" adlı oyun içerdiği sevgi ve anlayış unsurlarıyla benden olumlu puan aldıysa da yine bazı şeylere takıldım. Bir kere benim anlamadığım neden her çocuk oyununda fazlasıyla bağırma ve oradan oraya koşturarak bir çırpınma durumu hakim acaba? Sebebi çocukların ilgisini çekmekse İpek bu yüzden bir kaç oyundan çıktı. Sevmedim diyor çıkıyoruz. Ben de herhalde bağırmalardan rahatsız oldu diyorum. Çünkü halinden öyle anlaşılıyor. Neyse ki bu oyunu sonuna kadar izledi. Demek ki dozunu çok kaçırmamışlar. İzleyemeden çıktığımız pek çok oyun oldu. Ama yine de tiyatroya gitme isteği azalmadı. Buna çok seviniyorum. Demek ki diyorum annesinin sınırsız tiyatro sevgisi biraz da olsa kızına da geçmiştir.
Afişte 7+ diyor ama internet sitesinde 5+ olarak geçiyor. Biz de 3.5tan 4 sayılırız dedik ve gittik :)))) Bu yaşa da hitap ediyor, sıkıntı yok.

Tiyatroya olan sınırsız sevgim demişken, üniversite yıllarımda tiyatro eğitimine öğrenci kulübünde katılmış, daha sonra hayatımın çeşitli dönemlerde farklı yerlerden oyunculuk eğitimi almaya devam etmiştim. İçimde zaman zaman tutkuya dönüşen sevgiyi sahnede oyuncu olarak aktaramasam da, hem izleyici olarak, hem de başta çocuğum olmak üzere tiyatroyu öğrencilerime ve çevreme sevdirme çabalarımı bu değerli sanat dalına bir katkı olarak görüyorum. 

Dünya Tiyatrolar Günü Kutlu Olsun.

İyilik kazansın, kötülük son bulsun.

Sevgi ve saygılarımla....










































































































































































































































































































































































































































































































































































Enafarma, Fitoterapi ve Bitkisel Çözümler....

7 Yorum
Geçtiğimiz hafta tıbbi bitkiler ve alternatif tedaviler ile ilgili çok önemli bilgiler edindiğim, hem fifoterapi hem de Enafarma yı daha yakından tanıma fırsatı bulduğum bir organizasyonda yer alarak aynı zamanda çok keyifli bir hafta sonu geçirdim. Lakin Hidiv Kasrı'nda kahvaltıyla başlayan etkinlik sonrasında sıcak ve samimi bir ortamda yapılan tanıtım ve sohbet Cumartesi günümüze keyifli bir başlangıç yapmamıza da vesile oldu.

Ena Farmanın genel koordinatörü sevgili Meryem Özselanik bizlere firmanın kuruluşu ve öncesini anlatırken, fitoterapi hakkında da bilgiler verdi. Meryem Hanım bizlere özgeçmişinden bahsederken, doğal olanı arayış, sağlıklı yarınları umut ediş üzerine yola çıkış hikayesini de anlattı. Ürünleri tanıtırken, nasıl ortaya çıktığı, ürünlerin içerikleri ve kullanım alanları hakkında bilgiler verdi.

Ena Farma ürün müdürü İlknur Demiray ürünleri bize daha yakından tanıtırken, birer örneğini de inceleme fırsatı sundu. İşte dinlediklerimden ve incelediklerimden derlediklerim:

Önce Ena Farma'yı daha detaylı tanıtacak olursak;

Sağlık alanındaki çalışmalarına 2007 yılında "İnsana, doğaya ve çevreye saygı" bilinciyle başlamış bir firma.
10 yıllık fitoterapi bilgi birikimiyle Türkiye'de ürettiği ürünleri İngiltere dahil bir çok Avrupa ülkesine ve Ortadoğu ülkelerine ihraç ediyor. FDA sertifikasına sahip yüksek standartlarda ürünler üretiyor.

Fifoterapi ise; hastalıklardan korunmak ve tedaviyi desteklemek amacı ile tıbbi etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış bitkiler, onların etkin maddelerini taşıyan kısımları ve bunlardan hareketle hazırlanarak standardize edilmiş farmasotik formlar (tablet, kapsül, şurup ) ve bitkisel tıbbi ürünler kullanarak yapılan uygulamadır.

Gelelim Ena Farma ürünlerine:


Cold-Mix


Üst solunum yolu rahatsızlıklarında burun açıcı etki göstererek hem çocuğunuz hem tüm aileniz için koruma ve rahatlama sağlıyor, iyileşmeyi destekliyor. Mentol, reçine, alkol, kafur içermediğinden güvenle kullanılabilecek bir ürün olup sağlık bakanlığı onaylı. (Ena Farma'nın tüm ürünleri sağlık bakanlığı onaylı).
Bebeklerde bile kullanım güvenliği ile, burnu tıkanan bebeğin emmesini ve uyumasını engelleyen önemli bir problemi ortadan kaldırıyor. Burun tıkanıklığını gidermek, çocuk ve yetişkinlerin yaşam kalitesini yükseltmekle beraber, burunun içine bir şey damlatmadan, sürmeden çocuğu rahatlatmak anne baba için de büyük rahatlık olacaktır. Cold Mix ile önceden tanışmış, memnuniyetle kullanmıştım. İpek de burnuna bir şey sıkılıp damlatılmasını sevmediğinden, üstelik olası yan etkiler sebebiyle benim de kullanmak istemediğim ürünler yerine cold mix damlayı kullanmak çok iyi bir çözüm olmuştu. İşe yarıyor mu? Evet. Yastığına ya da yakasına bir iki damla damlattığımda içeriğindeki okaliptüs ve ladin yağları burun açıcı etki gösteriyor. Burunun açık olması çok önemli. Çünkü burun tıkalı olduğu takdirde, ardından gelecek boğaz tahrişi ve öksürük kaçınılmaz oluyor. Burunu açık tutmak şart.


Carven Kekik Şurubu


Öksürük kesilmemesi, engellenmemesi gereken bir şey. Doktorlar da artık çoğu zaman öksürük şurubu vermeyi tercih etmiyor. Çünkü şurupların içeriğinde olabilecek alkol, yapay aroma ve renklendiriciler sebebiyle sağlıklı ve doğal oldukları söylenemez. Bu yüzden de çoğumuz doğal yollarla öksürükle mücadele etmeye çalışır, birbirimizden tavsiyeler alırız. Ancak bu tavsiyeler konusunda da çok dikkatli olunması gerektiğini, doktora danışılmadan uygulanmasının sakıncalı olabileceğini belirtmeliyim. Mesela ben İpek'in özellikle gece öksürüklerine çare ararken, pek çok kişiden ayağının altına vicks sürmenin iyi geleceğini işitmiştim. Ve ben de uygulamıştım. Gece yatmadan önce ayaklarının altına bir miktar vicks sürüp üzerine de çorap giydirerek, öksürüğü azaltmaya çalışmıştım. Ama ne yazık ki bilmediğim bir şey varmış ki, vicksin içeriğindeki kafur maddesi özellikle çocuklarda dirençli nöbetlere sebep olabiliyormuş. Ne vicks ne başka bir şey sürmek faydalı olmak yerine zarar verebiliyormuş. Bitkisel yağlara gelince ( biberiye, kekik yağı gibi ) saf olanını bulmak şart. Aksi takdirde saf olmayan yağlar satın alındığında içerisinde bulunan diğer zararlı katkı maddelere de maruz kalınabiliyor.

Carven bitkisel öksürük şurubu içeriğindeki kekik ekstresi ve meyan kökü ekstersi sayesinde öksürükle savaşıyor.


Carven şurup iki şekilde üretilmiş. Biri yetişkinler için olan bitkisel tatlandırıcı olan Stevyalı, diğeri ise çocuklar için Carven kids.



Babi-X Zen Bitkisel Şurup


.Bu ürünün çıkışını anlatırken Meryem Hanım kendi deneyimlerinden bahsetti. Gaz ve kolik ile mücadelede ne kadar çok araştırma yaptığını çareler aradığını anlattı. Blogger arkadaşlardan biri de bir kaç sene önce ürünü kendi çocuğunda denediğini çok memnun kalıp ısrarla ürünü aradığından bahsetti.

Organik dereotu ve organik zencefil içeriyor. Dereotu güçlü bir antioksidan olup hücre hasarını önler. Ayrıca gaz giderici etkiye de sahip. Zencefil mide bağırsak sistemi üzerinde etkili.

Bay Bay Forte Bitkisel Damla
Melisa otu, mayıs papatyası ve ıhlamur içerir. Bu üç tıbbi bitkinin ortak özelliği kaygı giderici, spazmolitik etkilere sahip olmasıdır. Stres oluşumunu önler, uykuya hazır olmayı destekler. Ancak asla uyku ilacı değildir. 


Maxerin Cooler


İşte bu benim ürünüm. Sık tutan baş ağrılarıma çözümler ararken ilaçlardan ziyade bitkisel içerikli bir ürün kullanmak tercihim olur. Çünkü sıklıkla yaşadığım bu tatsız durumu her seferinde ilaç alarak atlatmak hoş değil elbette.

Ben de önceleri nane ve lavanta yağlarını alnıma, enseme sürerek rahatlamaya çalışırdım. Ancak yine belirtmekte fayda var ki piyasada düşük fiyata satılan bu yağların çoğu saf değil. Dolayısıyla beraberinde farklı maddeleri de vücudunuza almış oluyorsunuz. Bu yüzden etken maddelerinin güvenli olduğu kanıtlanmış ve onaylanmış ürünleri kullanmak gerektiğini düşünüyorum.

Maxerin Cooler nane içerikli bir solüsyon ve etanol içerir. Nane pek çok kültürde tarih boyunca tıbbi özelliklerine başvurulan bitkilerden biridir.
Ürün cilde sürülerek uygulanır. İlk denemelerimde iyi sonuç aldığımı söylemeliyim. Ağrı gelmek üzere gibiyken sürmek ise ağrıyı önleyici olabiliyor.





Bitrin Bit Spreyi


Çocukların okula başlamasıyla birlikte yaygın görülen bir sorun olan bit, hep korkulan, konuşmaktan bile çekinilen bir konu olmuştur. Halbuki bitin pislikle bir ilgisi olmadığı, hatta temiz insanlarda daha kolay yaşadığı ( çünkü yaşamak için oksijene ihtiyaçları var ve temiz cilt oksijen geçirgendir) kimi zaman hormonların üretebildiği bir şey olduğunu biliyor muydunuz? O yüzden aman ya çocuğum bitlenirse diye korkmayıp, zararsız bir şekilde çözüme ulaşabilecek yollar konusunda bilinçlenmek gerek.

Ürün böcek ilacı içermeyen silikon bazlı bir ürün. Saça kolayca uygulanır, renksiz ve kokusuzdur. Astım hastalarında, hamilelerde güvenle kullanılabilir.

Fitomed Çayları

Tıbbi çay nedir?
Tıbbi çay, günlük rahatsızlıkları iyileştirmek, hastalıklardan korunmak, iyi sağlıklı halini sürdürmek ve vücuda destek vermek amacıyla eczacı tarafından tıbbi bitkiler kullanarak hazırlanan ve tek tıbbi bitki olarak paketlenen çaydır. Fitomed doğal bitki çayları eczanelerden temin edilebilir.




Bitki çayları konusunda bilmemiz gereken önemli hususlardan da bahsedildi. Öncelikle bitkilerin nereden alındıkları ve nereden toplandıkları önemli. Ayrıca hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığımız bitkileri kullanmaktan da kaçınmak gerek. Mesela papatya çayı yapmak için satın aldığımız papatyanın içilebilir papatya olup olmadığını anlayamayabiliriz. Çünkü piyasada çiçekleri papatyaya benzeyen ama içeriğinde sakıncalı maddeler olan bazı bitkiler de papatya olarak satılıyor. Bu bitkiler bebeklerde zehirlenme ve ölümlere neden olabiliyor. Bu bakımdan kalitesine güvenilir bitkisel ürünlerin temin edişeceği doğru adres eczanelerdir. Bitkide tarım ilacı, mikrop bulaşığı, hayvan atıkları, ağır metal var mı yok mu tüm bu risklerin analiz edilmesi gerekiyor. Açıkta satılan bitkileri almaktan kaçınmalıyız. Hatta satın aldığımız bitkileri de vakumlu cam kavanozlarda ve ışık almayan serin bir yerde saklamalıyız. Açıkta saklama etken maddelerin kaybolmasına sebep olmaktadır.

Bitki çaylarını demleme usulü de son derece önemlidir. Mesela yaprak ve kök bitki olarak ikiye ayrılan bitkilerin demlenme şekilleri farklıdır.
Yaprak bitki çayları: Ihlamur( yaprakları tek başına kaynatarak hazırlanabilir. kullanım yeri farklıdır. ishale iyi gelir. çiçeği kaynatılmaz), adaçayı, yeşil çay, biberiye, melisa, kuşburnu....gibi bitkiler kaynamış suda 5-10 dakika bekletilerek hazırlanır. Demlenme işlemi sırasında etken maddesi uçmaması için üstü kapatılmalıdır.

Kök bitki çayları: Havlıcan, zencefil, kabuk tarçın, gibi bitkilerden kaynatma yoluyla çay yapılır.Düşük ateşte 15-20 dakika kaynatılmalıdır.


Bizleri pek çok konuda bilgilendiren Ena Farma genel koordinatörü Meryem Özselanik'e, ürün müdürü İlknur Demiray'a, sağlığınızı doğal yollardan koruyoruz diyen Ena Farma'ya ve bu özel davet için sevgili Şafak Karadeniz  ( Şafağın Dünyası ) ve Melis Hasırcı Tezcan'a ( Önce Kadın Sonra Anne) çok teşekkür ederim.

Sağlıklı yarınlar için hep birlikte inanıp, mücadele ederek doğru bilgiye ulaşmanın önemini kavrayıp kavratabilirsek, daha sağlıklı nesiller yetişeceğine inanıyorum.
Sevgilerimle....

Ena Farma ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için
http://enafarma.com.tr/


Seyahat Ederken Asla Yapmamanız Gereken 6 Klişe

Seyahat Ederken Asla Yapmamanız Gereken 6 Klişe

Yorum Ekle
Telefonunuzun ya da kameranızın yanınızda olmadığı bir seyahate ‘seyahat’ diyebiliyor musunuz? Siz çocuklar gibi şen, bambaşka maceralar doğru yol alırken her anınızı fotoğraflayıp sosyal medyada paylaşıyorsunuz da geride bıraktıklarınızın halini hiç düşünüyor musunuz? Onlar şehirde, onlar çalışıyor, onların yıllık iznine daha çok var, hayat onlar için hala çok sıkıcı… Yapmayın, timeline’ları klişelerle doldurmayın.

Güneşi tutan adam modası çoktan geçti, zaten tutamıyorsunuz da. Bu özgüven, bu çaba niye?


Tabelalara olan anlamsız merakınız nasıl başladı?


Deniz ve plaj ikilisi ile çektiğiniz fotoğrafların ciddi derecede kulak çınlamasına neden olduğunu biliyor muydunuz?


“Ayy çok güzel çıkmışsın canım!” (Siz değil, kuzu)


Kendinize de doğaya da böyle bir kötülük yapmayın. Şu güzel ortamı bozmayın.


Eee, bu kadar hızlı Selfie çekmenin de bir bedeli var! İşte böyle takipçilerinizin yüzünü güldürecek paylaşımlar yapın.


Hikayenin tamamı için:





Bir boomads advertorial içeriğidir.

Şubat Derlemeleri

1 Yorum
Şubat ayında yapacağım tavsiyeler ve bahsedeceğim seçimler için biraz geç kalmış olabilirim. Yine de neler okudum, nerelere gittim ve neler tavsiye edeceğimi paylaşmak istiyorum.

Kitap

Okumaya daha önce başlamış olup, aralıklarla okuduğumdan bu ay bitirebildiğim bir kitabı paylaşıyorum. "Sevginin Kökleri". Aile dizimi ve terapileriyle ilgili fikir edinip, düşüncelerinizde farklı kapılar açacak bu kitabı, konuyla ilgiliyseniz mutlaka tavsiye edeceğim. Konuyla ilginiz olmasa da eğer, hala kendiniz ile ilgili keşifler peşinde ve anlam arayışındaysanız da faydalı bir kaynak olduğunu belirtmeliyim. Ben hem çok keyif aldım, hem de çok şey öğrendim diyebilirim.

Film

İlki kadar olmasa da eğlenceli bir film olmuş. Ancak sanki aceleye getirilmiş ve üstünkörü çekilip yetiştirilmeye çalışılmış gibi bir his uyandırdı bende. Oyuncuları sevmesem filmi de çok sevmezdim. 

Evde Film Keyfi

Robert De Niro zaten hayran olduğum bir oyuncu. Anne Hathaway de gerçekten başarılı ve iyi. Konu çok iyi işlenip gayet keyifle izlenebilen bir film olmuş. Şiddetle tavsiye ederim. :))))

Yer Mekan



Bu ayın mekan keşfi "Raf" olacak.  Daha önce mekan sahipleriyle sohbet etme fırsatı bulmuş ve detayları da yazarak paylaşmıştım. Reşitpaşa'da farklı konseptiyle ve seçkin ürünleriyle yeni hizmete girmiş bir cafe. İlgili yazıyı burada bulabilirsiniz.

Ayrıca Şubay ayına ekleyeceğim diğer yer de, her sene muhakkak ziyarette bulunmaktan keyif aldığım Maşukiye gezisi olacak. Aslında günübirlik yapılmış bir plan değildi. Kocaeli'de bir otelde konaklayacak, gündüzleri de Maşukiye, Sapanca, Kartepe gezecektik. Kelimelerimden de anlaşılacağı üzre konaklama kısmını gerçekleştiremedik. Şöyle ki beş yıldızlı termal spa bir otel olarak lanse edilen otel, artık her yıldızlı otele şüpheyle bakmama sebep olacak türdendi. Otele akşam saatlerinde varmış, yemek yemeden önce spa ve termal sulardan yararlanmak istemiştim. Lakin hem çok kalabalıktı, hem de istediğim temizlik ve titizliğe rastladığımı söyleyemeyeceğim. Masaj yaptırmak için de herhalde 3 gün önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyordu. Neyse spa yapmasak da olur diyerek, yemek için restorana indik. Açık büfe olarak hazırlanmış akşam yemeği için ne desem az. Hiç biri birşeye benzemeyen son derece özensiz ve tek tip hazırlanmış yemeklerden bir tane bile alamadan tabağım boş bir şekilde masaya dönünce, aynı şeyi eşimin de yapmış olduğunu gördüm. "Askerde bile bundan iyi yemekler olmuştur", diyerek memnuniyetini! belirttikten sonra biz usul usul restorandan da ayrıldık. Aslında çok usul da ayrılmadık. Eşim tüm memnuniyetsizliğini yetkili kişiye aktardı. "Üzgünüz" şeklinde bir cümleden başka bir şey sunamayan yetkiliyi de orada bırakıp, ardımıza bile bakmadan otelden ayrıldık. ( Tabii ben önce son hız odaya çıkıp valizleri toparladım. Evet birazcık dağılmıştık...)
İyi ki otele akşam saatlerinde gitmiş, öncesinde Maşukiye'de yemeğimizi yiyip manzara ve doğanın tadını çıkarmış, Sapanca'da gölün çevresinde dolaşmışız. Aman siz siz olun benim gibi hüsrana uğramak istemiyorsanız, yıldızına mıldızına güvenmeyin de muhakkak tavsiye ile ya da adını çok iyi duyduğunuz bir otele gidin. 

Tiyatro

Artık yalnız kendi gittiğim tiyatroları değil, çocuk tiyatrolarını da listeye almam lazım. İşte en son İpek'le gittiğimiz çocuk oyunu. "Niloya". Akatlar Kültür Merkezi'nde sergilenen oyunu benim kızım çok sevdi. Yaş olarak sanırım kızım gibi küçük yaşlara hitap ettiğinden(İpek 3.5 yaşında) 4 yaştan büyükler için fazlaca basit kalabilir. Gerek müzikleri, gerekse izleyiciyi yani çocukları oyuna dahil etmesiyle miniklerin ilgisini çeken oyun, konu olarak da bence o yaş için uygundu. Hayvanlar, dünyadaki birkaç ülkenin tanıtımını içeren oyunda İpek'in en çok hoşuna giden şey sanırım çizgi filmini izlediği karakterleri sahnede görmek oldu. Daha önce de "Canım Kardeşim" izlemeye gitmiştik. Ondan da aynı şekilde hoşlanmıştı. 

Seçimleriniz ve kararlarınızdan hep memnuniyet duymanız dileği ve sevgilerimle....