Açık Açık Bu Aralar Böyle...

16 Yorum
Kızgınlıkların ve öfkenin en kötüsü kendine duyduğundur diye düşünüyorum. Öfkelendiğin insandan, ortamdan uzaklaşabilirsin belki. Peki ya kendinden?

Uzun zamandır cevaplarını aradığım soruların peşinden koşuyorum. Öncelikle bu öfke ve kızgınlığın kaynağına inmek ve bu fırtınayı dindirmek istiyorum. Neydi peki kendime karşı beni en çok öfkelendiren? Sorumlulukların altında kalıp baş edemediğimi düşünüp yetersizliğime kızmak, sürekli değişen ruh halime söz geçiremeyip, bu çalkantıların peşi sıra savrulmak ve bundan ötürü yorulmak, sahip olduklarıma şükretmek ve bilincinde olmaya çalışmak ancak bir türlü bunu içten benimseyememek, bazı şeyleri ve durumları kabullenmeyi reddetmek ve bu reddedişin altında yatan sürekli bir isyan hali, yapmak istediklerimin çeyreğine bile gelememişken karşılaşılan engellenme halleri....baktım bitmiyor liste uzayıp gidiyor durayım iyisi mi. Ama iyi bir şey yaptım sanki. Her ne kadar bir şeyleri bilsek de bazen yüksek sesle ifade etmek ya da yazıya dökmek inanılmaz bir fark yaratıyor. Çünkü sorunu, sıkıntıyı somutlaştırarak savaşabileceğiniz bir imge haline getiriyorsunuz.

Yazmak nereden icap etti derseniz son günlerde hat safhaya çıkan tahammülsüzlük ve yorgunluk hallerinden ötürü. Çoğu anne sorar kendine acaba yetersiz mi kalıyorum diyerek anneliğini yargılar ancak benimki sanki bundan biraz daha fazlası. Aslında farklısı. Bazen hak edip etmediğimi soruyorum anneliği. Sabır göstermem gereken, çocukluğun doğasında olan şeyleri kabul etmem gerektiği halde kızgınlıkla karşılayan ve fakat bunların hiçbirini çocuğuna yansıtmayıp içinde bombalar patlatan, dolayısıyla kendini mutsuz ettiği gibi dolaylı yoldan çocuğunu da mutsuz eden bir çaresizlik benimkisi. Düşündüğümde kendimi haklı çıkaran ya da aklayan şeyler buluyorum ama bu işin bahanesi yok ki. Ben daha büyümedim diyemezsiniz ki karşınızda sizden yetişkin ve anne modeli bekleyen küçücük çocuğa. Onca okuduğunuz kitaba, araştırdığınız konulara rağmen ne yapmanız gerektiğini bilemediğinizde soramazsınız ki çözüm bekleyen kafası karışmış endişeyle size bakan minik yavruya.

Peki bir çözüm bulabildin mi derseniz, halen üzerinde çalışıyorum. Bir kere öncelikli olanın kişinin kendini mutlu etmesi ve hissetmesi olduğunu bilmekteyim. Bunun için ne gerekiyorsa yapılmalı. Çünkü mutlu olmayan hiç bir kişi karşısındakine mutluluk veremez. Mutlu kişi aynı zamanda enerjik de olur. Böylece daha önce tahammül edemediği şeylere karşı daha anlayışlı hale gelir.

Ben kendimde bunları tahlil ettim ve hala daha da tahlillerime ve arayışlarıma devam ediyorum. Peki beni ne mutlu ediyor? Aslında kolay mutlu olan, her halükarda keyif çıkaracak yollar arayan ve bulan biriyimdir. Birazcık kendime zaman ayırabildiğimde sevdiğim şeyleri yapmaya çalışırım. Sevdiğim bir müziği açıp kahvemi de alıp çekildim mi bir köşeye, dalar gider, yenilenirim adeta. Ya da kitabıma dalıp uzatır ayaklarımı sessizliğin tadını çıkarırım tabii bulabilirsem öyle bir ortam.

Dışarı çıkmayı, gezmeyi, arkadaşlarla sohbeti, eğlenmeyi severim. Bu kadar çok şeyden zevk alıyorsam, bunları yapacak zaman bulamamaktan sanırım derdim tasam. Çünkü şimdiye kadar (3 yaş) kızıma kendim bakıp zamanın çoğunu birlikte geçirince biraz imkansızlaşıyor söylediklerim. Şunu da eklemem gerekir ki o'sunu bu'sunu fazlaca düşünüp, araştırıp, eleyip dokuyunca en çok da kendimi yorduğumun farkındayım. Neden bilmem başka türlüsü olamadım çünkü. İstedim ki çocuğumu en iyi şekilde yetiştireyim. Evet her anne bunu ister elbet. Benim en iyi şekil den kastım mutlu ve kendine güvenen bir birey. Sandım ki bunun yolu benim ona verdiklerimden geçer. Evet öyle bir bakıma. Yaptıklarımdan pişman değilim. E o zaman nedir derdin derseniz kendimi biraz daha rahat bırakmalıydım. Onunla ilgilenmediğim kendimi düşündüğüm zamanı daha iyi yaşamalı ve suçluluk hissetmeden daha çok yapmalıydım. Çünkü mutlu anne, ancak ve ancak çocuğuna mutluluk verebilir. Yaptıklarından memnun bir anne, kendine güvenen ve ne istediğini bilen bir birey yetiştirebilir. İtiraf edeyim çoğu zaman canım istemeden oynadım kızımla sırf o mutlu olsun diye. Anne babanın çocuğuyla oynamasının önemini defalarca okumuş duymuştum. E tamam öyle de daha az oynayıp bu zora sokmayabilirdim kendimi. Ben sevdiğim başka bir şeyle meşgul olup onu da kendi haline bırakabilirdim. Ya da ne bileyim belki bazen yemekleri konusunda daha esnek olabilir, bugün de böyle yesin diyip kendimi yıpratmayabilirdim.

Galiba artık şunun  farkına daha iyi vardım. Kendimi iyi hissedecek bir şeyler yapacaksam, acaba bu İpek için iyi olur mu diye düşünmeyeceğim. Biraz daha esneyecek, belki İpek'i bırakıp dışarı çıkacak ya da evdeyken muhakkak onunla oyun ya da etkinlikle meşgul olmayabilecek, oturup kahvemi içeceğim. Yazarken bile zalim anne ilan ettim  kendimi. Ama laf aramızda hafifliyorum bir yandan da. Düşüncelerimde de onu ve kendimi rahat bırakacak, bazı şeyleri oluruna teslim edecek, daha az dert edecek ve koşulsuz sevgi vermenin ve sevdiğimizi sık sık dile getirmenin, temel ihtiyaçlarını karşılayıp eksik bırakmamanın öneminin bilincinde ve  farkında daha çok olacak, gerisini fazla da takmayacağım.

Olur mu dersiniz? Olur diyelim olsun.
Kendinizi mutlu edin. Sevgi dolu ve sevgiyle kalın.
Sevgilerimle....

16 yorum

Merhaba blog kesif etkinliginden kesfettim sizi. Sevgiler. Deryaninsporgunlugu.

hepimiz yapıyoruz bunu kendimize şanslısın ki aslında çözümü biliyorsun sadece arada bir aklında İpek icin nasıl olur demeden sadece benim icin nasıl olur diye düşünmen gerekiyor gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. sevgiler ;)

Annelik çok fazla fedakarlık isteyen bir konum. Bizde elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz, dediğiniz gibi bazı günlerde sırf kızım mutlu olsun diye içim sıkılmış olsa da oturup onunla oynuyorum. İnsanız sonuçta her günümüz aynı olmuyor. Benim tek bir artım var kişilik olarak rahat bir insanım yemek yemediği, uymadığı yada hunharca ağladığı zaman sen bilirsin diyebiliyorum, bunları stress yapmıyorum:) tek eksi taraf ise kızımı birine bırakıp arkadaşlarla kahve içmeye, kuaföre, spora gidemiyor olmam. Çünkü yakınımda kimse yok, çok özeniyorum bazen çocuğunu annesine bırakıp bir saat de olsa kendine zaman ayıranlara :) bu da bana sıkıntı yapıyor ister istemez. Eşime bazen bu konuda hayıflandığım da anne çocuğundan sıkılır mı diyor. Aslında hiç alakası yok kendi kendime dışarı çıkıp azcık kafa dağıtsam, bir sürü pozitif enerji toplayacağım:) bu bana zaten yetecek. Tek kalamıyorum diye kendimi de kısıtlatmıyorum açıkçası, cafe ye de gidiyorum, arkadaşlarımla da buluşuyorum, kuaföre de gidiyorum :) eve tıkılacak halim yok... Hiç bir şekilde anneliğinizi sorgulamayın, ben öyle yapıyorum. Kızım için yeterli bir anneyim. Sonuçta onun her şekilde iyiliğini düşünmem, sağlığına önem vermem bile büyük bir fedakarlık.
Allah sağlık versin yeterki, gerisi bizim pozitif enerjimize kalmış.
Siz de çok iyi bir annesiniz eminim. Bu yazıyı yazmanız da bunun göstergesi.
Kusura bakmayın uzun bir yorum oldu, sizin vesilenizle bende içimi döktüm:)
Sevgiler...

Merhaba Derya. Ben de sizi takibe aldım. Çok güzelmiş blogunuz. Bu sayede ben de keşfetmiş oldum. Sevgilerimle...

Ben de onu başarabilmenin çabaları içersindeyim Gülşahcığım. Teşekkürler...:))

Sevgili siyah anne her yorum beni çok mutlu ediyor. Uzun kısa fark eder mi? İyi ki yazdın, iyi ki içini döktün. Ayrıca teşekkür ederim.
Kendine vakit ayırmak bir lüks değil ihtiyaç. Seni çok iyi anlıyorum, Yardım destek şart. Ben de bu anlamda pe şanslı değilim. İşte şimdi okula başladı diye biraz fırsat yakalayabiliyorum.
Dediğin gibi sağlık olsun. Sevgilerimle.....

anne olmak, eş olmak, çalışan olmak, ev hanımı olmak vs. vs. hepsini üstlenince eziliyoruz altında maalesef:( Allah'tan güç kuvvet ve sabır diliyorum.

Anne olmadığım için sadece umarım olur diyebiliyorum :)
sevgilerle :)
Gruptan görüp geldim :) Takibe aldım beklerim :)
Balinkokusu.blogspot.com.tr

mrb jale hanım güzel bır blog tanıştığıma çok sevındım

Bence dünyayı insanın kendini elestirip, bunu da bi guzel yazmasi kurtaracak. Ha şöyle yaa.. seviyorum bu tip iç dökmeleri. Vallahi canımı cektirdiniz.

Bence mutsuzken çocukla arınmak iyi gelebilir. Onunla uzun bi yürüyüş. Oyun oynamak, yeni bi kitaba başlamak. Ama cidden çocukla birlikte kendi icindeki en minik haline temas ederek o anda var olmak. Beni bu sene yaşadığım kısa süreli karamsarliklardan hep bu çocukluga sığınma kurtardi.

Sanırım öyle haklısın. Amin diyelim hepimiz için.

Çok teşekkür ederim. Hoş geldiniz. Blogunuzu ziyaret ettim ben de . Artık takipteyim. Sevgiler...

Ben de geldiğinize çok memnun oldum. Teşekkür ederim.

Gerçekten iyi oluyor bu iç dökmeler değil mi? :)))
Haklısın her şey onlarla güzel ama işte bazen kendi haline kalabilmek çekiyor insanın canı. Ve tabii ki iyi ki varlar.

Yorum için açıklama