Okulun İlk Günleri

2 Yorum
Hedefim, arzum, niyetim, kızım 3 yaşına gelene kadar ona kendim bakmaktı. Ne mutlu bana ki bu dileğimi yerine getirebildim. Artık 3 yaşında olan, anneden de ayrışmaya başlayan bağımsızlaşan çocuk için okula başlamak o kadar vahim olmayacaktı. Teoride bu böyle olsa da pratikte o kadar kolay olmuyor tabii. Bir yandan güzelken bunca zamanı birlikte baş başa geçirmiş olmak, bir yandan da alışkanlık ve bağlılık da artıyor muydu sanki. Ama sonuçta üç olmazsa beş yaşında olacak ve nihayetinde okula gitmeyecek miydi?

Nitekim bu sene okullu olduk. Önceleri nasıl olacak soruları, acaba alışacak mı endişeleri, erken mi ki kaygıları, bu sene gitmese mi ki düşünceleri olmadı değil. İlk hafta uyum sürecinde iki gün birlikte okula gittik. Daha önce aşina olduğu bir yer olduğundan yabancılık çekmedi aslında. Ama beni de yanında istedi sürekli. Ben ise yavaş yavaş geride durmaya çalıştım. Sınıfa girip arkadaşlarının yanına dönmesini, öğretmenleriyle birlikte hareket etmesini istedim. İlk iki gün biz anneler de çevrelerindeydik. Sınıfta olmasak da ağlama durumlarında yanlarına gidip sakinleştirmeye çalıştık. Bunu bile sık sık yapmamaya çalışıyordum. Her ağladığında beni bulursa yanında, bu alışkanlık haline gelebilirdi.

Uyum günlerinden sonra, okulda onu yalnız bırakacağım ilk gün, önceden yapmış olduğum konuşmaların özetini yapıp, fazla uzatmadan, okul bitince kendisini alacağımı söyleyerek, arkama bakmadan hızla oradan ayrıldım. Arkamdan ağlıyordu evet ama biliyordum ki birazdan aralarına karışacak ve kendini oyuna verecekti. Bir hafta boyunca okulun çevresinde bir yerlerde dolandım. Ara sıra nasıl gittiğini sorup öğreniyordum. Öğle uykusu ve yemek yemesi iki önemli kaygımdı. Uyku  neyse ki pek sorun olmadı. Uyku tulumunu eline alıp kendini sakinleştirmesi burada da olumlu bir etki sağlamıştı. Yemek konusunu ise şimdilik takmıyorum fazla. Evden çıkmadan ve eve gelince yedirebileceksem bununla da yetinebilirdik. Okulda yemiyordu ancak ona da alışabileceğini düşünüyordum.

Gelelim yapılması ve yapılmaması gerekenlere ve konuşulması gereken konulara. Bana sorsanız çocuk alışana kadar anne ile okulda takılabilir, istediği zaman onu görebilir, ortama yavaş yavaş alıştırılıp, oradaki arkadaş ve öğretmenlerini her gün görerek ve onlara da alışarak, süreyi çok uzun tutmayıp kademe kademe arttırarak yumuşak bir geçiş sağlanabilir. Bu konuda da uzmanlar, okul yönetimleri, eğitimciler farklı düşüncelere sahipler. Öncelikle her çocuk ve annenin aynı şartlara sahip olamayıp ( mesela çalışan anne çocuğunun yanında ne kadar kalabilir) çocuklar arası farklı uygulamanın yanlış olacağı gerçeği var. Hoş benim buna da bir önerim var. En azından bir süre izin kullanılıp bu dönemde çocuğun yanında  olmak daha doğru geliyor bana. Annesinden ya da evinden ilk kez ayrılıp okula gelen çocuğu düşünürsek, elbette ki kendini kötü hissedip anneden ayrılmak istemeyecektir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus çocuğun bu durumu kullanmasını önlemektir. Yani baktınız ki ortama uyum sağlıyor, artık sizsiz de durabiliyor ama siz olursanız daha çok hoşuna gidiyor, artık tamam deyip onu yalnız bırakmaya başlamak gerekiyor.

Çocukla yapılacak konuşma, çocuğu bu fikre alıştırma süreci de çok önemli bana göre. Biz uzun zamandır bahsediyorduk okuldan. Daha önce okula başlamış olan arkadaşlarından yola çıkarak, kendisinin de zamanı gelince okula başlayacağını, orada neler yapacaklarını anlatırdım. Daha sonra benim de öğretmen olduğumdan, geçici bir süre çalışmaya ara verdiğimden ve zamanı gelince işe döneceğimden bahsettim zaman zaman. Önceleri heyecanlanıyordu ben anlatırken. "Okula gitmek istiyorum" diyordu. Ancak benim de işe gitmeyip onunla birlikte olmamı istiyor, çalışmam fikrine sıcak bakmıyordu. Her seferinde kararlı tutumlar sergiledim. Babası nasıl çalışıyorsa annesinin de çalışabileceğini, kendisinin de büyüdüğünü ve artık okula gidebileceğini, hem orada güzel vakit geçirebileceğini anlattım durdum. Okula bıraktığım zaman yine benzer şeyler anlatıp, okulda geçireceği süre bitince yeniden birlikte olacağımızı, orada uyuyacağını uyandıktan sonra bir şeyler yeyip biraz daha oynadıktan sonra okuldan çıkınca beni göreceğini yani kısaca geçireceği günü anlattım. Söz verdiğim zaman orada olup sözlerimin gerçekleştiğini görmesini istedim. Verilen ve tutulan sözler, sergilenen tutumlar ve sizin ruh haliniz son derece önemli.

Eve dönünce eğer kendisi bahsetmezse okul konusunu hiç açmamaya özen gösterdim. Birlikte güzel vakit geçirelim istedim. Hatta bir okul dönüşü rutini oluşturmaya başladım. Her gün okuldan geldiğinde hasretle kucaklaşacak, eller yıkanırken isterse şayet gün hakkında konuşulacak, ardından ya bir tabak meyve ya da ıhlamur çayı ve kurabiyeleri eşliğinde oyun oynanacak ya da birlikte çizgi film izlenecek. Okul dönüşü her çocuk sever keyif veren rutinleri. Aslında okuldan mutsuz dönmüyor. Bazı yaptığı şeyleri (resim, boyama gibi) heyecanla anlatıyor. Arkadaşlarından ya da öğrendikleri şarkılardan bahsederken de öyle.

Okul dönüşü çocuğunun yanında olamayan anneler, kendileri olmasa da çocuğu mutlu edecek bir ortam hazırlayıp bırakabilir, işten dönünce kendisi de bir süre bu keyifli ortama eşlik edebilir. İşten döner dönmez muhakkak çocukla vakit geçirilmesi gerektiğini, tüm işlere daha sonra başlanması gerektiğini düşünüyorum. 15 dakika gibi kısa bir zaman da olsa bu, ona çok özel gelecek ve onu mutlu etmeye yetecektir.

Sabahları okula giderken ise ısrarla "okula gidecek miyim bugün?" sorularına pek cevap vermeyip(çünkü biliyorum evet dediğim an ağlamaya ya da söylenmeye başlayacak) sakince onu hazırlamaya çalışıyorum. Mutlaka bir şeyler yedirmeye çalışıyorum çünkü okulda pek yemiyor maalesef. En azından ıhlamurunu içirip, biraz ekmek, yeşil sivri biber(müthiş c vitamini kaynağı), tahin pekmez karışımı(bağışıklık kuvvetlendirici) veriyorum. Okul dönüşü onu karşılayacağımı söyleyip öperek gönderiyorum.

Okula servisle gidiyor ve neyse ki çok seviyor. Servisin yüksek oluşu, farklı bir araba koltuğunda oturup yüksekten etrafı seyretmesi hoşuna gidiyor. Servise ilk binişi de şöyle olmuştu: Hiç bilmediği için çekiniyordu önce. İlk gün birlikte girip içine baktık. Koltuğa oturdu. Daha sonra ben de arabayla arkalarından geleceğini söyledim. Güvende hissetti kendini. Öyle de yaptım. Sonra zaten sevdiği için hiç sorun olmadı.

Çocuklarımızın bu ilk ayrılış, ilk hayata atılış dönemlerinde elimizden geldiğince anlayışlı sabırlı ve üretken olmamız gerektiğini düşünüyorum. Üretkenlikten kastım çözüm üretmek ve onun hayatını kolaylaştırıp alışmasını hızlandıracak her şeyi denemek. Bir yerde okumuştum bu ilk deneyimi nasıl yaşadığı çok önemli. İleriki hayatında atılacağı her yenilik, yaşayacağı her farklı dönemde hissedecekleri, kendine olan güveni, işte bu dönemde sağlam temeller atılmasıyla ilintili.

Yine bu önemli dönemde çocuklarda pek çok değişiklikler de olabiliyor. Uyku ve yemek yeme alışkanlıkları değişiklik gösterebiliyor. Huylarında geçici bir bozulma olabiliyor. Tüm bunları göz önünde bulundurarak, sağlıklı bir geçiş dönemi yaşamak için önce kendi duygu ve düşüncelerimizi netleştirmek, okuldan ne istediğimizi bilip kendi çocuğumuzu da çok iyi tanıyıp ona göre bir seçimde bulunmak, okul, aile, veli iletişimini sağlam tutup karşılıklı güven oluşturmak ve çocuğun karşısında ne olursa olsun kararlı ama sevgi dolu durarak, onları hayata hazırlamanın ilk adımları olan bu günleri başarıyla atlatmak en önemlisi sanırım.

Sevgiyle kalın...Hoşçakalın...

2 yorum

en zor dönemlerden biri oğlumda 3 ay sorun yaşamıştım sonra da yıllarca sorunsuz gitti artık büyüdü ilkokulu bitirmek üzere sırada kızım var ama bu dönemi düşündükçe resmen cesaretim kırılıyor :) tüm çocukların başarıları mutlulukları daim olsun insallah

En çok korktuğum şeylerin başında geliyordu tuvalet eğitimi ve okula başlama. İkisine de çok sıkıntı çektim. Off ben de işe başladığım için tolere etmekte çok zorlanıyorum. Elbette alışacaklar Gülşahcım haklısın. Ama kolay değil.

Yorum için açıklama