Haziran'dan Seçmeler

2 Yorum
Daha önce facebook jaleceanne sayfamda paylaştığım değerlendirmelerimi, bu ay  blog yazısı olarak düzenlemek istedim. Hem böylelikle biraz daha ayrıntıya girerim dedim. 

Film
Zorlu Center AVM'de her çarşamba akşamı saat 21.30'da açık alanda ücretsiz film gösterimleri oluyor. Yerli ve yabancı filmlerden oluşan listelerinde bu senenin filmlerine yer veriyorlar. İlk kez geçtiğimiz Çarşamba akşamı gitme fırsatı bulabildim. İsmini duyduğum bu filmin aynı zamanda kitabı oluşu ( Pucca Günlük ) ve okuyanlarca çok beğenilmesi sebebiyle ben de merak ediyordum. Zaten oyuncularından Büşra Pekin'i beğenirim. Hele komediye çok yatkın bir oyuncu. Film eğlenceli ve keyifle izlenen, pek çok çekilen Türk komedi filmlerinin yanında iyi denebilecek bir türdü. 

Müzik

İki hafta önce okula başlayınca İpek evde teyzesiyle kaldı. En büyük endişem öğle uykusunu bensiz uyumamasıydı. Ve uyumadan geçen bir gün kabus gibi biterdi. Ancak bir gün okuldan dönünce İpek'i uyurken buldum. Hayretle ablama bakarken, etkili bir yöntem bulduğunu söyledi. Açmış bir rahatlatıcı müzik, vermiş uyku tulumunu eline ( hala onu tutarak ve onu emerek uyur ) kendisi de koltukta oturup kapamış gözlerini. İpek biraz durmuş ve sonra o da uzanmış koltuğa. Bir müddet sonra uyumuş. Keramet müzikte mi ablamda mı bilemedim ama gerçekten huzur dolu bir müzik. Rahatlamak için dinlemenizi tavsiye ederim. Hatta bizim gibi uyutmak için :)))))


Kitap

İşte okunmayı bekleyen kitaplardan biri daha. Elimdeki kitabı bitirir bitirmez başlamak istediğim kitap. Çocuklarda Sanat Eğitimi, sanatın küçük çocuklar için önemini vurgulayan ve okuyucuyu bu alanda aydınlatan bir kitap. Okul öncesi dönemde sanatla ilgilenmek, çocuğun kendini ifade etmesine yardım ettiği gibi, karalamalar ve serbestçe yapılan çizimler, ileride yapacağı okuma yazma çalışmalarına temel oluşturur. Kitapta ayrıca çocukların yaşları gözetilerek belirlenmiş bçalışmalar ve bu çalışmaların güvenli bir şekilde yapılmasını sağlayacak öneriler var.

Mekan

Gülhane Parkı'na ben çok küçükken götürmüşler miydi hiç hatırlamıyorum ama bir İstanbul'lu olarak ilk kez gitmiş olmak garip geldi doğrusu. Önceden hayvanat bahçesiymiş. Şimdi ise kocaman bir park. Ben bu kadar düzenlenip güzelleştiğini bilmiyordum. Her yer ağaç, çiçek, yeşil alan.  


Yürümek için epey uzun bir yol var. Yolda bir tane kafeterya var. Yolun sonunda ise, manzarası güzel olan Setüstü çay bahçesi. Manzaraya karşı minik bakır demliklerde getirilen çayı yudumlamak da ayrı güzel geldi.

Ay sonuna kadar ekleyeceğim bir şey olursa güncelleyeceğim. 

Sevgilerimle....

Hızlı Okuma Semineri

4 Yorum
Geçen hafta itibariyle işe geri dönmüş bulunmaktayım. Okullar kapalı olduğundan seminerler devam ediyor. Her gün okula gidiyor, bazı seminerlere katılıyoruz. Bunlardan biri gerçekten çok faydalı olup, benim zaten öğrenmek istediğim bir konuydu.

Hızlı Okuma Kurslarının olduğunu biliyordum. Yaklaşık dört hafta süren bir program. Bize sunulan seminer hızlandırılmış haliydi tabii. Ancak verilen bilgileri kendimiz de uygularsak gelişme göstereceğimiz söylendi.

Önce dakikada kaç kelime okuduğumuzla ilgili bir uygulama yapıldı. O an elimize aldığımız bir kitabın herhangi bir sayfasını açarak okuma yaptık. Hızımın iyi olduğunu biliyordum. Süre sonunda kelimeleri sayınca kursu veren Yalçın Bey de gayet iyi olduğunu onayladı. Ama tabii hızlı okumakla bitmiyor. Önemli olan okuduğunu da anlamak. İlk etapta hız kazanmak önemliymiş. Göz kaslarını güçlendirerek hız kazandıktan sonra anlayarak okuma akabinde geliyormuş. Göz kaslarını kuvvetlendirmek için de çeşitli uygulamalar var.

Okuma sonrası bu uygulamalara geçildi. Her birimize dağıtılan kağıtlardan bazıları şöyleydi. Karışık sırayla verilmiş rakamları sırasıyla işaretlemek, irili ufaklı ve yine karışık verilmiş rakamları 1-100 arası bulmak, şekilleri gözle takip etmek, karışık harflerden kelime bulmak vb.





Daha sonra projeksiyon sunusu ile takip etmemiz istenen kelimeler, cümleler verildi. Kademe kademe artan hızlarda kelimeleri takip etmek oldukça güçtü. Yılmaz Bey kurs sonunda bu kelime ve cümlelerin okunabilir olması duruma erişildiğini söyledi.

Uygulamalar sonrası, aynı kitaplar tekrar bize verildi. Ve bu kez de belli bir süre ile yaptığımız okumada kısa süreli de olsa aldığımız eğitimin işe yararlılığını göstermekti amaçlanan. Hemen hemen herkesin okuduğu kelime sayısı artmıştı.

Ben evde de uygulamalara devam etmeyi düşünüyorum. Göz bozuklukları olanlar için baş döndürücü ve yorucu olabiliyormuş. Onlara dikkatli yapmaları söylendi. Bende de miyop var ama herhalde çok okuma yapmaktan benim bir şikayetim olmadı. Okuma hızımın artması ve o hızda anlamını kavrama becerisini kazanmak benim için önemli. Çok sayıda yazı, makale, araştırma okuduğum gibi, halihazırda bekleyen ve okumak istediğim o kadar çok kitap var ki, zamanın yetmemesinden şikayetçiyim. O yüzden bu uygulamaların faydalı olacağını umuyorum. Daha daha çok kitap okumak için iyi ki bu seminere katılmışım diyorum.

Sevgiler...




Pedagoga Ne zaman Gitmeli?

Pedagoga Ne zaman Gitmeli?

4 Yorum
İstediğiniz zaman. Aklınıza takılan bir soru, doğru yapıp yapmadığınıza dair endişe, almak istediğiniz tavsiye ve destek gerektiğinde bence bir pedagoga gitmelisiniz. Ben her zaman okumayı, araştırmayı ve çok yönlü bakmayı seviyorum. Aklıma takılan ya da beni rahatsız eden bir şeyi de konunun uzmanıyla konuşmak, bana iyi hissettiriyor.

Yazılarımı takip edenler bilirler. İpek ile  tuvalet eğitimine başlamıştık. Hayli uzun süren süreci önceki yazılarımdan birinde de paylaşmıştım. Bittiğini sanıyordum evet ama bitmemiş meğer. Baktım olmuyor, sürekli bir mücadele içindeyiz, hala bana söylemiyor, kıyafet değiştirmek ve tuvaleti gelip gelmediğini kontrol etmek ona da bana da stres yaratıyor yeter dedim. Evet beze geri döndüm. Ve fakat içim rahat etmediğinden bir pedagoga danışmayı düşündüm.

İlk görüşmeye çocuğunuzla gelin diyorlar. Biz de kızımla gittik. Odada çeşitli oyuncaklar, resim yapma bölümü filan var. İpek orada oyalanırken biz de konuşmaya başladık. Tüm süreci anlattım. Beze geri döndüm dediğimde, "hiç olur mu öyle şey demesini" beklerken, "doğru olanı yapmışsınız" dedi. Çocuk hazır değilse ısrar etmenin anlamı yok. Boşu boşuna hem kendimi hem de çocuğu strese sokmanın anlamı olmadığını, çocuk hazır olduğunda bunu zaten belli edeceğini, tuvalet eğitiminin çok önemli bir konu olup, hassas davranmak ve doğru kararlar almak gerektiğini söyledi.

Peki nereye kadar sürecekti bu iş? Hazır olduğunda belli etmek ne demek? Aslında ben tuvalet eğitimine başlarken kızımın hazır olmadığını hissetmiştim. Hiç de isteyerek başlamadım. Ama zorunluluklar vardı. Kaka tutma sorununu bu şekilde çözebildim. ( Şimdi de sıklığı konusunda sorun yaşıyoruz. Doktor haftada ikiyi az buluyor. ) Bunu Nergis Hanıma da anlattım. Kendisi bir müddet tuvalet konusunu gündemden kaldırmam gerektiğini söylediyse de, ben kaka için tuvalete götürmek zorunda olduğumu söyleyince, o zaman çiş konusunu bırakmamı istedi.

Konuşmamızın arasında Nergis Hanım İpek'in yanına gitti. Onunla biraz sohbet etti. Hatta sohbeti de yazayım:

İpek sen çişini nereye yapıyorsun?
Tuvalete.
Hmm peki şu anda altında bez var mı?
Evet var.
Peki neden annen sana bez taktı?
Ben bazen çişimi kaçırıyorum o yüzden de annem bez taktı.
Kimler çişlerini beze yapar?
Bebekler yapar ama bazen İpek ler de yapar.
Tamam İpek. Çişini ister bezine ister tuvalete yapabilirsin. Ama kaka gelince tuvalete gidiyorsun. Annen seni götürüyor. Eğer yapmazsan karnın ağrır. Her gün kakanı tuvalete yapmalısın tamam mı?
Tamam.

Sonra tekrar yanıma geldi N. Hanım. Ve kızımın hazır olmadığını söyledi. Okula gidip gitmediğini sordu. Kendi başına neler yapabildiğini.nasıl uyuduğunu, bana olan bağlılığını...Yanımda yatması konusuna hiç hoş bakmadı tabii. Birazdan gelirim o konuya.
Okula başlayınca sosyal ortama girince, tuvalet sorununu daha rahat halledeceğini söyledi. Arkadaşlarından görerek ne yapılması gerektiğinin idrakına daha iyi varacağını belirtti. Ben de aynı şekilde düşünüyordum zaten. Arkadaşlarının çok etkisi olacağını 3-5 güne kalmadan tuvalet işinin çözüleceğini düşünüyordum. Bu arada eğitime başladığımda gece bezini de aynı anda bırakmam gerektiğini, yoksa kafasının karışacağını söyledi. Ancak ben de bu konuda farklı görüşler olduğunu, bazı uzmanlarca eğer çocuk kuru kalkmıyorsa bezlemeye devam edilebileceğini söyledim. Ama bir dahaki başlayışımda gece de başlamayı düşünüyorum.

Gelelim odasında ve yalnız uyuması konusuna. Bir birey olarak hissedebilmesi ve sorumluluklarını bilmesi adına bunun şart olduğunu söyledi. Bana göre de ilk başlarda öyleydi. Hatta çocuk 1.5 yaşına kadar odasında kendi kendine uyudu. Ne zaman ki krup hastalığı geldi, ben nefesini dinlemek ve takip etmek için yatağımıza alınca çabucak birlikte yatmaya alıştı tabii. O yüzden ben de bir süredir bu konuyu kafama takmamaya, birlikte yatmanın tadını çıkarmaya başladım. hep böyle mi devam edecek? Elbette hayır. Ama şimdi değil. Daha yeni bazı korkular üretmeye başladı. Bu yaşta normalmiş. Sebepsiz korkular olurmuş. En azından bunları atlatacağını ve o zaman hazır olacağını düşünüyorum. En çok bir sene sonra kendi odasında yatar diye umuyorum.

Diğer konularla ilgili görüşmemiz de şöyleydi: İpek'in yaşına göre gayet normal davranışlar içinde olduğunu, kendine güvenen, sosyal bir çocuk olup, yeni koşullara kolay adapte olabileceğini söyledi. Arkadaşlarıyla paylaşımlarda bulunmamasından ötürü rahatsız olduğumu belirtince de bunun da yalnız büyüyen bir çocuk olarak normal olduğunu, ve yine bunu da okul ortamında daha rahat çözebileceğini belirtti.

Önce odasına geçmeyi, ardından tuvalet eğitimini önerdi. Odasını ayırma dönemine kadar görüşmeye çağırmadığını, o zaman görüşmemiz gerektiğini söyledi.

Başka bir konuda görüşünü almak istersem de çocukla birlikte gelmeme gerek olmadığını söyleyerek, görüşmemizi sonlandırdık.

Ben memnun ayrıldım. Şimdi size bu hizmeti nereden aldığımı söyleyeyim. Oturduğunuz semtin bağlı olduğu belediyeden sorun. Ben Beşiktaş Belediyesinin, psikolog, aile danışmanı, diyetisyen gibi çeşitli hizmetlerini olduğunu biliyordum. Ancak pedagog olduğunu yeni öğrendim. Siz de bir araştırın. Ücretsiz olarak yararlanabildiğiniz bu hizmetten memnun kalmayacağınızı düşünmeyip bir deneyin derim.

Sevgiler......


Davulumdan Masallar ( DIY )

2 Yorum
Başlığı yazarken ne anlama geldiğini bilmiyordum. Duymuştum daha önce. Benim yazıma da uyunca başlık olarak yazıverdim. Çok hoş bir etkinlikmiş meğer. Hikaye okunurken çocuklar ellerinde davul, hikayeye ritm uyduruyorlarmış kendilerince. Hiç katılmadık ama bundan sonra eğer böyle bir etkinlik duyarsam katılıp sizlere de haber vereceğim.

Bizim konumuz ise evde davul yapımı. Daha önce de müzik aletleri yapmıştım. Burada ve burada. Baktım kızım ilgili ve ayrıca da ritm tutmayı seviyor ve beceriyor o halde bir de davul ekleyelim dedim. Yapımına hangi sitede ya da sayfada rastladığımı hatırlamıyorum. Yani fikir bana ait değil. Sahibine buradan teşekkür edeyim bari kim olduğunu hatırlamasam da...

Gerekli olan malzemeler çok basit. Plastik bir kap. Benim gördüğüm sitede yoğurt kabı kullanmışlar. Bende daha önce olan bir saklama kabıyla yaptım. Balon, ip ve iki adet çubuk. Çubuklar da çok önce almış olduğum ksilofona ait olan çubuklardı. Onları da balonla kapladım. Sizler herhangi bir tahta çubuk, sopa kullanabilirsiniz. gelelim yapımına.


Balonu kesip, plastik kabın ağzına geçiriyoruz. Altından da iple bağlıyoruz. 
Çubukları da aynı şekilde balonla bağlıyoruz. 
O kadar çok sevdi ki, alıyor davulu eline bana da gitarı veriyor konser veriyoruz her gün. Şimdilik böyle. Bakalım sırada hangi müzik aleti yapımı olacak. 

Görüşmek üzere, sevgiler........

Bir Doğum Günü Hikayesi...

2 Yorum
Bu sene üçüncü yaşını kutladığımız İpikomun esas doğum tarihi 16 Temmuz olmasına rağmen, biz üçüncü kez vaktinden erken bir kutlama yapıyoruz. Çünkü o tarihte, sıcak yaz ortasında kutlama yapacak arkadaşlarını, eşi dostu bulmak kolay olmuyor. İstiyoruz ki doğum günü coşkusunu arkadaşlarıyla da yaşasın. Hoş biz gerçek gününde aile arası bir kutlama daha yapıyoruz. Ne güzel işte çifte kutlama. Bu sene de okullar kapanmadan, herkes dağılmadan yapalım dedik programımızı. Ve ben tabii ki on beş gün önceden başladım hazırlıklara.

Hazırlıklara başlarken en önemli konu önce temayı belirlemek oluyor. Temayı belirlerken de kimileri çocuğun da sevdiği gözde çizgi film karakterlerini seçerken, kimi de benim gibi farklı bir şeyler peşinde koşar. İlk doğum gününü, yaz aylarına uygun düştüğünden, kendim de çok sevdiğimden ve oda dekorunu bile ona göre yaptığımdan deniz kızı temasını seçmiştim. İkincisi için de içimden çiçek kız teması geçti. Doğadan tema bulmak hoşuma gidiyordu. Bu sene ise halen peşinde koştuğumuz "Kitap Okuyan Çocuklar Oyun Kitaplığı" projesine uyması, kitabın kızımızın ve bizim hayatımızdaki önemi sebebiyle kitap temasını seçtim. 

Temayı seçtikten sonra mekan konusu önemli tabii. Evde mi yapacaksınız, yoksa dışarıda ya da kapalı bir mekanda mı? Ben güzel havalarda çocukları bir yere kapatmayı uygun görmediğimden hep açık havayı tercih ediyorum. Hem diledikleri gibi koşup oynuyorlar hem de eğlenerek kutlamış oluyoruz. Geçen sene doğum gününü yaptığım Yıldız Parkı'ndan çok memnun kalmıştık. Neden yine aynı yer olmasın dedim. Yer işi de kafamda oturunca süslemeleri düşünmeye başladım. Tabii ki her şey kitapla ilgili olacaktı. Bu konuda pinterest ten çok yararlandım. Onun dışında bir çok yabancı siteden fikirler, örnekler aldım. Hepsini yazımın sonunda belirteceğim. 

En kolayından başladım işe. Afiş hazırlamak için harf çıktısı almak ve nasıl süsleyeceğine karar vermek. Beğendiğim harf çıktılarından birini seçtim.
A4 kağıdını ikiye katlayıp ön yüzüne harfi yapıştırdım. Tüm harfler için aynı işlemi yaptıktan sonra hepsini bir ipe zımbaladım. Kitap sayfası gibi bir görüntü elde etmeye çalıştım. 
Tabii eksiklikleri oldu, yetiştiremedim. İpek'in "İ" sini koyacak, 3'ün yanındakini(rd) kapatacaktım.
Aslında Türk alfabesiyle de afiş bulabilirsiniz. Mesela şuradan bakabilirsiniz. 
Gelelim diğer süslemelerime. Çoğuna pinterestte araştırma yaparken rastladım. Bu akordiyon çiçeklere bayıldım. Dergi, gazete ya da eski kitap sayfalarından hazırlayabiliyorsunuz. Hem de çok basit. 
Karton üzerine kitap kapakları örneklerinden fotokopi yapıp yapıştırdım. 

Bazı kitapları da açık olarak yapıştırdım. Meraklılar sayfalarını karıştırsın diye. :)))
Çocuklar için minik sulardan alıp üzerilerindeki kağıtları yırtıp, yerine fotokopi ile çoğalttığım kitap resimlerinden yapıştırdım. 
Bir kaç kitabı hediye paketi gibi süsledim. 
İrili ufaklı karton parçalarını kesip kitap şekline getirdim. İçlerine de yine eski kitap sayfalarından yapıştırdım. Bir ipe zımbalayıp süslemede kullandım. 



Balonlu kurdeleli kitap süslemesi. 
Kavanozların dışını kitap sayfalarıyla kapladım. Birinin içine pipetleri, diğerine de krakerleri koydum. 

Posteri İpek'in kitap okuyan bir fotoğrafını beğendiğim bir fona uydurarak özalitçide bastırdım. Ayrıca yağmurdan etkilenmesin diye PVC kaplattım.

Bu şirin kitap kurtlarını da çıktılarını alıp kartona yapıştırarak hazırladım. Ucuna da ince şiş çubuklarını geçirdim. Bize fotoğraf malzemesi oldu. 


Doğum günü oyunsuz olur mu? En sevdikleri oyunlardan olan baloncuk üfleme için aldığım köpük baloncukları da kitap sayfalarıyla kapladım. 
Gelen minik misafirlerimiz için de birer kitap hediyesi hazırladık.



Gelelim menüye. Konsepte uygun menü hazırlamak ya da tamamen isteğinize göre bir menü seçmek size kalmış bir şey. Ben konsepte uygun bir şeyler yapmak istedim. Pinterest herşey de olduğu gibi bu konuda da "can"dı. Benim uyarlamalarımla menü şöyleydi.

Bezelye salatası: Prenses ve Bezelye 

Şekersiz bisküvi: Küçük Sincap Yavrusu
Meyveli çubuklar: Aç Tırtıl
Balık kraker: Gümüş Balık

Susamlı çubuklar: Harry Potter ( sihirli değnek benzetmesi :)))
Bunlardan başka börek, keçiboynuzlu kurabiye ve arkadaşımdan gelen peynirli poğaça.


Ve kendi yaptığım kitap şeklinde doğumgünü pastası.
İçecek olarak da punch hazırladım. 

Çocukların masası. Tabak ve bardaklarda tema kullanmadım. Sade ve hoş görünsünler istedim.
Mumları üfleyip, pastayı da kestikten sonra, .

Şarkılar eşliğinde dans ettiler.
Baloncuklar yaptılar.
Keyiflerine diyecek yoktu.


Doğum günündeki bir başka etkinliğimiz de kitap okumaydı. Kurbağa Prens kitabım ve kuklalarıyla,
İlgilerini çeken bir kitap okuma gösterisi oldu.





Sizin gülüşünüzü sevsinler. Birbirinizle hep böyle keyifli vakitler geçirin.


Tam arkamızda buluna çocuk parkı eğlencelerine renk kattı.


İnci tanem, can tanem iyi ki doğdun. Seni çok seviyoruz.

Kaynaklar ve çıktı alınabilecek adresler: http://www.rufflesandstuff.com/2012/05/paiges-library-party.html