Tuvalet Eğitimi'ne Başlayanlardan Mısınız?

4 Yorum
Evet düşündüğüm kadar zor bir süreç oldu. Korktuğum başıma geldi de diyebilirim. Sürekli ertelediğim, nasıl başa çıkarım, nasıl yaparım diye telaşlandığım tuvalet eğitimi beni çok ama çok zorladı.

 Başlamak için yazın gelmesini beklerken, ani bir kararla birden eğitimin içinde bulduk kendimizi. Nedenine gelince, kızımın son zamanlarda artan, kakasını tutma ile birlikte gelişen kabızlık problemi. En son gittiğimizde doktor, bu soruna bir an evvel çare bulunması gerektiğini söyleyip, bir çok öneri getirmişti. Sonra ben de kararımı verdim. Tuvalet eğitimine başlamalıydım. Normalde kabızlık problemi hallolmadan tuvalet eğitimine başlanması tavsiye edilmez. Ancak bizim durumumuz farklıydı. Olay daha çok kaka tutma olayıydı. Bunu da bez takılıyken, bacaklarını sımsıkı kapatıp, yerinde kımıldamadan durarak yapıyordu. Bez olmazsa sorun daha kolay hallolabilir gibi geldi.

İlk günler bezi tamemen çıkarıp gece de bağlamamayı düşünmüştüm. Bir iki gece uyandırıp tuvalete götürdüm, yaptı. Ancak daha sonra gündüze alışmasının bile ne kadar zor olduğunu gördükçe bir süre daha gece bağlamaya karar verdim.

Gündüz kaçırmaları çok fazlaydı elbette. İlk olarak hemen bir taşınabilir tuvalet edindim. Niyetim bu süreçte eve kapanmak değildi. Kimisi kafaya koyar ve bitene kadar evde olup durumu kontrol altında tutacağını düşünür. Ben ise var olan strese bir yenisini daha eklemeyi istemedim. Zira evde olmak beni daha çok gerebilirdi. En kötüsü ne olurdu ki? Gittiğimiz yerde altına kaçıracaktı. Yeterli sayıda yedek kıyafetimiz varsa yanımızda, sorun değildi bence.

Yine de ilk iki gün evdeydim. Çünkü oldukça fazla kaçırıyordu.  Bazen tuvalete oturmayı reddediyor, bazen de oturup yapmadan kalkıyordu. Tabii kalktıktan sonra iki arada bir derede hoop kaçırıyordu.  Bu arada lazımlık bana hep itici geldiğinden sevdiği desende bir adaptör almıştım. Oturma konusunda öncelerden hiç sıkıntı çekmemiştik. Yani tuvalete oturma korkusu vs yoktu. Hatta ona aldığım bazı kitaplar vardı. Tuvalette okuyarak yavaş yavaş alıştırma çalışmalarına çok daha öncelerden başlamıştım. Ve fakat eğitime başladığımızda "çişim yok, tuvalete gitmeyelim" diretmeleri başladı.



Üçüncü gün deli cesaretimle tuvalet adaptörümüzü alıp gezmeye gittik. Bir cafede oturduk. İlk olarak ne olur ne olmaz diyerek tuvalete götürdüm ve yaptı. Çok sevinmiştim. Daha sonra aradan vakit geçince tekrar sordum istemedi. Bir daha götürmeye kalmadan yine altına kaçırıverdi. Hemen koştur tuvalete, temizle, değiş, sonra gel yeri de sil. Demek bundan çıkmıyorlarmış evden dedim.

Ertesi gün arkadaşım sağolsun "gelip destek olalım size" dedi. O da kızını daha yeni alıştırmıştı. Tuvalet adaptörünü aldı geldi. Bana da müthiş bir tüyo verdi. "Eğer tuvalete gitmek istemiyorsa bir hikaye uydur ona" dedi. Kendisi bu şekilde başarılı olduğunu söyledi. Ben de kendisinden İpek'e de hikayeyi anlatmasını istedim. Arkadaşım İpek'e önce bir resim gösterdi. Gösterdiği resimdeki(daha önce görmemiş olduğu şirin bir yaratık olmalı) kahramana "hopidik" adını verdi. Sonrasındaki muhabbet: (iğrenç gelebilir ama napalım herşey eğitim için!)



"Hopidikler kim biliyor musun?"  "Kiiiim?" "Hopidikler tuvalet borularında yaşayan canlılar. Neyle besleniyorlar biliyor musun?"  "Neyleeee?"  "Çiş ve kakayla..." ( evet ıyyy biliyorum ama işe yarıyor napalım) Sifonu çekince o borulardan hopidiklere ulaşıyor. Şimdi sen de hopidikleri beslemek ister misin? Belki susamışlardır?"  "Evevvvveeet."

 Ve işte anında sonuç. Kızım koşarak tuvalete gider. Arkadaşı da ona eşlik eder. Böylelikle şimdilik direncini kırmış olduk. Böyle bir kaç kez tuvalete koşa koşa gitti.  Ertesi gün de durum  gayet iyiydi. Ben de yine dışarı çıkma  cesaretinde bulundum. Dışarıda da çok sorun yaşamadık. Hopidik hikayesi işe yarıyordu. Bu harika bir fikirdi. Ufak tefek kazalarla devam ediyorduk.

Ancak sonra Hopidikler de vız gelip tırıs gitmeye başladı bizim kızda. Yine tuvalete gitmeye direniyor, sonra da altına kaçırıyordu. Her an pes etmek üzereydim. Neden sonra kendimi frenleyip devam etmem gerektiğini aksi halde tamamen geri dönüş olacağını düşündüm. Üstelik kafası iyice karışacaktı.


Aradan 1 hafta daha geçti. Esas önemli olan kaka tutmayı önlemekti. O konuda da yol alamadık önce. Derken 10. gün nihayet kakasını tuvalete yaptı. Tabii bezli olmadığından tutma hareketini gerçekleştiremedi. Demek ki o kadarını idrak ediyordu. Ha bu arada önemli bir konuyu atladım. Doktor bu konuyu çok fazla önemsemiş mutlaka çözmemiz gerektiğini söylemişti. Ve kesinlikle beslenme düzeninde köklü değişiklik şart demişti. Bunu bana başka doktorlar da söylemişti tabii. Yani şöyle; kayısı, incir, hurma, meyve ve sebze çok önemli biliyordum ve elimden geldiğince yedirebildiğimce veriyordum. Neden çözülmüyor diye soruyordum kendi kendime. Son gittiğim doktor beni uyandırdı. "Ekmek, börek, makarna, pilav gibi unlu, hamurlu yiyecekleri beslenmesinden çıkartmadıkça, sorunu çözemezsin. Çünkü diğerlerini versen de bu gibi gıdalar suyu emici olup katılaşmaya sebep olacağından dışarı atılımını zorlaştırır" dedi. İyi de İpek başka ne yiyordu ki, neyle doyacaktı? Ama denemek zorundaydım. Hele de doktor "beslenme düzeni de çare olmazsa sizi genel cerraha yönlendireceğim. Bir tıkanma, bağırsaklarda bir sorun var mı bakılır " deyince çok korkmuştum. Ahh ne üzüldüm ne dualar ettim inşallah gerek olmaz diye. 1 hafta boyunca sabah; hurma, kayısı, tahin pekmez ve yumurta, öğlen; çorba(zaten öyle yiyordu) ara öğünde; bir meyve, ceviz ya da kayısı, fındık, akşam; ya balık, ya pırasa ve kabakla yaptığım içine çok az un koyduğum tava böreği ve bazen makarna. Makarna için izin almıştım çünkü onsuz duramayacağını biliyordum. Yanında mutlaka yoğurt . Yavaş yavaş sorunu çözmeye başlamıştık.

İkinci hafta biraz daha gevşettim diyeti. Şöyle ki çocuk tost diye tutturdu sabah. Haklı doymuyor ben de bir sabah tost ve tahin pekmez, bir sabah yumurta vermeye başladım. Yanında muhakkak aç karnına kayısı hurma vardı. Ve kuru erik ezmesiyle karıştırdığım tahin pekmez. İşte esas mucize. Kuru erik. Başlı başına bir ilaç. Tek başına tadı ekşimsi. Sevmedi haliyle. Ben de çok sevdiği tahin ve pekmezle karıştırdım. Bayıla bayıla yedi. Galetayı tamamen çıkarmıştık hayatımızdan. Eskiden her gün yer ve ısrarla isterdi. Nasıl olduysa unuttu. Ben de dikkat ediyor yanında yemiyordum. Hamur işlerini kaldırdım ama canı çektikçe kurabiye yapıyordum.( Kurabiye dediysem sağlık bombası. Yulaf ezmesi, kayısı, incir, kuru üzüm, hurma, çok az un ve yağdan oluşan tadı da enfes bir kurabiye.

Böylelikle haftada iki kez kaka yapmaya başladı. Bu acayip mutluluk verici bir şeydi. Bilen bilir tuvalet sorunu yaşayan bir çocuğun kaka yapması olay olur o evde.  Çok şükür en azından tuvalet eğitiminde esas amacıma ulaşmış oldum. Hem beslenme değişikliği hem de bezden kurtulma ikisi bir arada işe yaramıştı.

Gelelim çiş kısmına. 2 hafta geçti hala olmuyordu. Ne çaresizlikler, ne umutsuzluklar... Yok diyordum olmayacak her yere çiş yapa yapa büyüyecek bu çocuk. Dert yandığım insanlardan bazıları zor bir süreç olduğunu, kendilerinin de kolay atlatamadığını söyleyince biraz rahatlıyordum. Ama hele ki "3 günde hallettik, 5 günde bitirdik hiç kaza bile olmadı" diye anlatanlar var ya, onlara sinir oluyordum. Neyse ki 2.5 ay süren hikayeler de dinledim de biraz sakinleştim. İşin garibi her şeyin farkında olduğunu biliyordum bizim cadının. Sanki öğrenmek istemiyor gibi geliyordu. İyi ama neden? Oyuna dalıp da kaçırması normal. Ama durmadan da çiş var mı diye de sorarsam daha çok itici geleceğini düşünüyordum.

Üçüncü haftaya geldik. Ne kadar yol kat ettik derseniz üç ileri bir geri derim. Dışarıda da kaçırıyor evde de. Artık çamaşır yıkayıp çiş silmekten bitap düştüm. Hala yılmadığıma inanamıyordum. Sürekli çamaşırlar yıkanıyor, asılıyor, çocuk temizleniyor, çarşaflar değişiyor, evde sürekli bir hareket. "Hopidik" hikayesi bitince yeni arayışlara girdim. Çıkartma oyununu daha önce de denemiştim ama sökmemişti. Bu kez banyo kapısının arkasına bir kağıt yapıştırdım. Çıkartmaları da yapışkanlı eva süngerden hazırladım. Çeşit çeşit modeller yapıyordum. Oh ilgisini çekmişti. "Çiş var m"ı soruyorum, "yok", "Hadi yeni çıkartma bakalım neymiş" diyorum, geliyor.

Dördüncü hafta sonunda hala her şey aynıydı. Kazalar gayet çok, çamaşır yıkamaya devam. Dışarıda sıkıntı bitmedi. Ama tek sevindiğim nokta kaka probleminin çözülmüş olmasıydı. Haftada iki ağlamadan, zorlanmadan yapılan kaka altın değerindeydi benim için.

İşte süreç böyle zorluklarla devam etti. Aslında eminim ki bizden daha zor atlatmış olan da vardır. Annenin sabır ve dayanma kapasitesine de bağlı çok şey. Benim zorlandığım ve eksik olduğum bir nokta bu. Kabul ediyorum.

Ve nihayet sonuna geldik diyebilirim. Geçen süre 1 ay 3 hafta. 2 gündür kaza yok. Tuvalete gitmeye direniyorsa da ikna etmesi zor olmuyor. Kakasını daha kolay ve daha sık yapıyor. Beslenme düzenimiz aynen devam ediyor. Artık bundan sonra olacak kazaları önemsemem. Bu kadarını başardıysak tamamdır. Dışarıda bile yapıyor neredeyse sorunsuz.

Şimdi işin can alıcı noktalarından bahsedeyim. Benden de bir kaç tavsiye gelsin. :))))
Bir kere asla sert çıkışmayacaksınız
Yanında bu konudan çok bahsetmeyeceksiniz. Öğrenemedi, kaçırıyor, off puff yapmayacaksınız. (Arkasından yapın canım :)  )
Herkes çocuğuna göre davranacak. Gece bez takmak istiyorsanız takın, yok uyandırmak  zor gelmiyorsa ve çoğunlukla bezi kuru kalkıyorsa bezlemeyin.
Evde daha rahat ve huzurluysanız çıkmayın bir süre, yok benim gibi sıkıntılıysanız atın kendinizi dışarı bir süre sonra orada burada üst baş değişmeye, ortalığı silmeye de alışıyorsunuz.
Yanınıza bir yandaş bulmanız artı bir durum. Birbirinizden cesaret alıyorsunuz.
Annenizle çok fazla dertleşmenizi tavsiye etmem. Hele bu konuda ne yapsanız beğenmeyecek.
Söylemesi kolay ama yine de ne diyoruz elbette bu da geçeceekkk...

Akıl ve ruh sağlığınızı koruyacak, dayanılır, kolay bir tuvalet eğitimi süreci diliyorum herkese.

4 yorum

az biraz hevesim vardı başlamaya valla oda bitti şuan bezli gezsin 5 yaşına kadar napim :) geçmiş olsun gercekten zor bir sürec darısı başımıza :)

Her çocuk yapısı gereği farklı. Büyük oğlum 2 yaşında alıştı kakamızı bir kere, çisimizi de o dönemde toplasan 5 kere anca kaçırdık. Ama ufaklık öyle değil. Bende bu yaz başlamayı düşünüyorum. 2.5 yaşında olacak yakında yaptığınıda biliyor ama tuvalete gitmiyor. Bir tek büyük baba buradaysa ona söyleyip onunla gidiyor e onlarda yılda bir kaç kez geliyor :) Çişini kaçırmasının sorun olmadığını söylemek lazımmış öyle diyorlar. İnşallah çabuk hallederiz :) paylaşım için teşekkürler
sevgiler

Her çocuk farklı ama Gülşah'cığım. Seninki o 3-5 günde öğrenenlerden olacak belki. :))))

Bu çocuklar adeta bir sünger Şafak'cığım. Ben ne kadar sorun değil, olsun tatlım aman balım desem de içimde kopan fırtınaları anlamıştır kesin :) Aslında çoğu kişiden duyduğum 1.5- 2 yaşın ideal olduğu. Daha sonra inatlaşmalar başlıyor malum. Sana da kolay gelsin, inşallah.

Yorum için açıklama