Reggio Emilia Yaklaşımı Hakkında Ne Biliyoruz?

Yorum Ekle
Regio Emilia yaklaşımını, Montessori ile ilgilenmeye başladığımda duymuştum. Farklı eğitim felsefelerine ilgi duyduğumdan, ne olduğuna dair bir kaç yazı okumuştum. Ama nedense Montessori eğitim felsefesi ile daha yakın oldum. Sanırım bunda, ülkemizde de bu felsefenin benimsenmeye başlaması, çokça ses getirmesi, sosyal medyada da oldukça yer alması etken sebepler olabilir. Ben ikisini birbirine benzer bulmuş, amaçlarının temelde aynı olduğunu düşünmüştüm. Aslında öyle. Temelde çok benziyorlar. Yalnız bazı uygulama farklılıkları ve görüşleri var. Geçtiğimiz Pazar günü Happt Nest'te gerçekleşen Beyhan İslam'ın konuk olarak yer aldığı seminerde edindiğim bilgiler ve yapılan konuşmalar sonucunda Reggio Emilia yaklaşımını daha çok incelemeye karar verdim. İlk izlenimlerimi ve seminerde aldığım notları paylaşmak istiyorum.

Reggio Emilio, 2. Dünya Savaşı sonrası İtalyanın kuzeyinde Reggio Emilio kasabasında, anne babaların, çocuklarının eğitim alabileceği bir okul kurma girişimiyle başlamış, bugün dünyaya "Reggio Emilia Yaklaşımı" olarak yayılmış bir okul sistemidir. Okul, aile ve toplumun iç içe, işbirliği içinde çalışmasını esas alır. Evde de uygulanabilen bir sistemdir.


Temel prensipler:

"Neyi, nasıl, neden" üzerine kuruludur.
Çocuk vücuduyla öğrenir.
Hızını, sınırlarını, mekanı ölçer.
Çocuk ritüellere ihtiyaç duyar. Çocuk tekrarlarla öğrenir. Her çocuk farklıdır ve farklı hızda öğrenir.
Oyun esas öğrenme alanıdır.
Reggio sınıflarında çok fazla ve çeşit çeşit kağıtlar kullanılır. Çünkü çocuklar düşündüklerini çizmeye yönlendirilir.
Sınıflarda etkinlik yapılmaz. Özel materyaller yoktur.
Çocuğun doğalını korumasına özen gösterilir. Gerçek malzemeler kullanılırken, kalıplardan uzak, olabildiğince özgür, düşünce ve hareketlerini kısıtlamayan imkanlar verilir.
Doğa çok önemlidir. Sık sık doğada gözlem yapmasına fırsat tanınır.
Sınıflarda iki öğretmen bulunur. Öğretmenler bir şey öğretmek için değil, çocuğun ilerlemesine yardımcı olmak için vardır. Çocuk soru sorduğu zaman, soruyu çocuğa yöneltip cevabı kendi arayarak bulmasına katkı sağlar. Bazen getirdiği önerilerle kafa karıştırıp düşündürerek farkındalık yaratır.

Soruyu sorarken doğrudan çocuğa sormak işlevsel olmayabilir. Genel olarak sorulduğunda durum değişir. Örneğin; "Neden çizmiyorsun"? değil de "Çocuklar neden çizmez" sorusunun cevap getirme olasılığı daha çoktur.

Öğrenmenin %85'i duygusaldır. Buradan çıkışla her öğrenci için görüşlerin tartışıldığı toplantılar çok önemlidir. Çocuğun her türlü sorunu olabilir. Bilinmesi önem sağlar. Çünkü buna bağlı olarak çocuk, öğrenim yavaşlığı sonucu belli kazanımları daha geç edinebilir.

 Reggio Sınıfından Bir Ders Örneği( 5-6 yaş grubu )

Beyhan Hanım'ın hazırlamış olduğu slayt gösteride ilginç ve muhteşem bir ders işlenişi gördük.
 Çocukların sınıfta yeni bir masaya ihtiyaçları vardır. Öğretmen bir marangoz çağırır. Çocuklar bir masayı işaret ederek aynısından isterler. Marangoz da ölçüye ihtiyacı olduğunu söyleyince "tamam biz buluruz" derler. Marangoz da "nasıl ölçü alınacağını biliyor musunuz?" diye sorar. Bu, bazı çocuklara zor geldiyse de bazıları başlamak için heveslidir. 
Bir çocuk parmaklarla ölçmeyi öne sürerek parmakları yan yana koyarak ölçmeyi teklif eder. 
Öğretmenden gelen bir öneriyle model olarak bir masa kullanmaya başlarlar. Masanın sınıf ortamından farklı bir yerde olması çocukların masanın boyutunu anlamaları için önemli bir etkendir.
 Önce parmak ile masayı ölçmeye çalışırlar. Farkında olmadan Antik döneme ait bir ölçme tekniği kullanmaktadırlar.
. Çeşitli denemelerden sonra bacaklarıyla ölçmenin daha işe yarar olduğuna karar verirler. Vücutlarıyla ölçüm bitince mutfaktan bir kepçe alır biri, bir diğeri kitapla ölçmek ister. Vücutları dışında bir nesne ile ölçmenin daha kolay olduğunu fark ederler.
Öğretmen o sırada başka bir soruyla, zıplamayı ölçüp ölçemeyeceklerini sorar. "Ne kadar zıpladığınızı nasıl ölçebilirsiniz"? "İki yere işaret koyarak, arasını da ayağınla ölçerek" derler. Öğretmenin bu önerisiyle başka bir durumla benzerlik kurma imkanı tanınmış olur.
Çocuklar anladıklarını çizerek gösterirler.
Daha sonra rakamlarla ölçüler hazırlarlar. 
Sonra iple ölçme ve ayakkabıyla ölçmeye geçerler.
En sonunda içlerinden birinin aklına metreyle ölçmek gelir. Sınıfta zaten olan bir metreyi alıp ölçüm yaparlar." Çocuklar her zaman onlara yeni bir macera yolu açan fikirlerin peşinden giderler."
Çocuklara ait çizimler birbirinden ilginçtir, başarılıdır.

Ve sonunda çocuklar kendi hazırladıkları ölçümlerle marangoza siparişi verirler. Sonra da masada hep birlikte öğle yemeği yerler.

Tüm bu süreçte öğretmen yalnızca gözlemleyip, getirdiği bazı önerilerle çocukların düşüncelerini geliştirir. Sonuca giden yolu ve süresini seçen çocuklardır. Sürecin her aşamasında sergiledikleri davranışlar ve uyguladıkları fikirler, çocukların edindikleri kazanımlarla ilgili öğretmenlere fikir verir. Bu yüzden öğretmenlerin kendi aralarında fikir alış verişinde bulunması önemlidir. 


Çocukların imkan verildiğinde kalıplara sokmadan düşünebildiklerini, farklı çözümler üretebildiklerini, uyum içinde ve birbirlerinden yararlanarak çalışabildiklerini gözler önüne seren küçük bir örnek izledik. 
Çocukları doğasından koparmadan, içlerindeki ahengi bozmadan ve müdahale etmeden gözlemleyerek, objektif olarak bakarak gelişimlerine katkıda bulunabiliriz.
Bu bilinci benimseyerek,  evde kendimiz uygulamaya başlayabilir, hatta gözlemlerken notlar alabiliriz. 
Reggio Emilia yaklaşımının temel ilkelerinden olan, çocukların yapamayacaklarına değil yapabileceklerine yönelirsek, çocuğun gelişimini engelleyen duvarları ortadan kaldırmaya başlarız.

İlgiyle dinlediğim, akıcı ve harika anlatımı için Beyhan İslam'a ve bizleri de konuk eden Happy Nest' e teşekkür ederiz. 




Yorum için açıklama