Küçük Kara Balık Oyunu Ve Salon Fiyaskosu

2 Yorum
23 Nisan etkinlikleri kapsamında ücretsiz sahnelenen çocuk oyunlarından birine gitmiştik geçen gün. Oyun, adını çokça duymuş olduğum "Küçük Kara Balık"tı. Şehir tiyatrolarının Kağıthane Sadabad Sahnesinde oynanıyordu. Bu kez İpek'in tiyatrodan keyif alacağını, oyunu seveceğini düşünmüştüm. Yine olmadı. Ama acaba neden?

Salona vardığımızda kalabalık bir öğrenci grubuyla karşılaştık. Okul ile birlikte gelmiş çocuklar salona yerleştiriliyordu. Biz de kendimize bir yer bularak arka tarafa doğru geçtik. Oyunun başlamasına az bir zaman kala, salon sorumlularından biri olduğunu tahmin ettiğim biri sahnenin önünde mikrofonu eline almış, çocuklara oyunun birazdan başlayacağını söylüyordu. Ancak tarzı ve konuşması, çocukları bir oyun izlemeye hazırlamaktan çok uzaktı. Sanki bir futbol karşılaşması ya da bir yarışmaya hazırlar nitelikte coşturucu, bol alkışlı bir konuşma yaptı. Son olarak "Hazır mıyıııııız", "Hazırıııııııııız" şeklinde bir kaç kez tekrar eden soru cevap coşkusundan sonra ışıkların sönmesiyle çocukların oyunu izlemek üzere sessiz olmalarını beklemek olmayacak duaya amin demekten başka bir şey değildi.



Işıklar sönünce bizdeki durum da hoş değildi. Karanlıktan ve yüksek sesten hoşlanmayan kızım dışarı çıkmak istedi. Konuşup oyalamaya çalıştıysam da olmadı. Biraz çıkıp tekrar dönmenin iyi gelebileceğini düşündüm. Hem bu sayede tuvalet ihtiyacını halletmiş olurdum henüz yeni alışmaya başlayan kızımın. Döndüğümüzde yerimize oturmak istemedi. Ben de daha aydınlık olur, hem de yakından izlerse hoşuna gider düşüncesiyle ön tarafa geçtim. Bu kez de öğrencilerin aşırı sesleri, hiç susmayıp oyunun anlaşılmasını bile engellemeleri neticesinde ilgimiz yine dağıldı. Sonuçta bir içeri bir dışarı şeklinde oyunu bitirdik.

Oyun bitmiş öğrenciler dışarı çıkarken, İpek hanım sahneye doğru yöneldi. Oraya çıkmak istediğini söyledi. Hadi çık bakalım dedim demesine ama ne bileyim çocuğun bu kadar sahne meraklısı olduğunu. İndirebilene aşkolsun :))))) Birlikte geldiğimiz arkadaşı da yanına çıkınca bir kaç fotoğraf sonrası sahneden indirip dışarıya çıktık.

Gelelim günün değerlendirmesine. Oyun İpek'in de yaşına ve ilgisine hitap edebilecek bir oyundu. Ancak dekor daha canlı ve dolu dolu olmalıydı. Çocukların ilgisini çekmek için aşırı yüksek sesle bağırıp abartılı hareketler yapmak gerekmezdi belki o zaman.

Oraya gelen öğrenciler önceden nasıl tiyatro oyunu izlenir hakkında ne biliyordu acaba? Ya da bu konuda hiç konuşulmuş muydu? Hadi diyelim ki aile bu konuda yetersiz, öğretmenler böyle bir konuşma yapmadı mı? Peki oyun öncesinde gereksiz tezahüratla çocukları coşturup kudurtmanın anlamı neydi? Onun yerine oyun izlemenin adabı ve kuralları hatırlatılamaz mıydı sanki? Hepsini geçtim bari oyuncular oyuna başlamadan önce mini bir skeçle ve ön konuşmayla oyun izlerken yapılmaması gerekenleri hatırlatsa daha iyi olmaz mıydı?

Neyse, ben bundan sonra gideceğim tiyatro salonları konusunda daha seçici olmam gerektiğine karar verdim. Ayrıca bir eğitimci olarak da bu konuda neler yapabileceğimi düşüneceğim elbette.

Sevgilerimle...

2 yorum

ozellikle cocuk tiyatrolarinin daha az kisiye hitap eden salinlarda olmalari lazim. cocuklarin zaten konsantrasyon sureleri cok kisa bir de dis uyaranlar daha da kisaltiyor. saha az kisinin gittigi tenha zamanlaei tercih etmek gerek demek cunku ozellikle okullu buyuk cocuklar kusucklerin de bulundug yerde sorumluluk alamiyorlar onlar da cocuk sonucta. dediginiz gibi onceden tiyayroda nasil davranicaklarina yonelik kucuk bir egitim olabilir

Yorum için açıklama