Oyun Oynamayı Biliyor Muyuz?

Yorum Ekle
Günlerce önceden yerimi ayırttım bu seminer için. Ne de olsa konu beni gayet yakından ilgilendiriyordu. Oyun terapisi ya da oyun atölyesi. Tam da ihtiyacım olan şey. Şöyle ki kendimle ilgili bir türlü çözemediğim, hala içimde bir çocuk yaşattığım, oyun oynamayı çok sevdiğim halde, iş kendi çocuğumla oynamaya gelince neden bende ip kopar? Ne zaman benimle oyun oynamak istese -ki bu günün uyumadığı zamanların tamamında bana gelen bir taleptir-, bir telaştır alır beni. Ne oynayalım, o da ben de nasıl eğlenelim, diye düşünür dururum. Sıkıntım eminim ki davranışlarıma yansır ve dolayısıyla kızımı tatmin edemediğim bir oyun ilişkisi içine gireriz.

Bunun tam tersi olarak da onun için etkinlikler hazırlayıp sunduğumda, sanatsal bir faaliyet ya da outdoor etkinlikler yaptığımızda çok keyif alırız ikimiz de. Neden planlı etkinlikler hoşuma gidiyor da sıra oyun kurmaya gelince bende duruyor zihinsel ve bedensel faaliyetler? Ve fakat zamanımızın çoğu bu tür kurmaca oyunlarla geçiyor . İşte bu nedenledir ki bana lazım olan bir eğitim bu dedim ve büyük bir heyecanla seminerin olduğu Happy Nest'e gittim.


İlk olarak çember şeklinde oturup, semineri veren gelişim psikoloğu ve psikodramatist Sibel Hanım'ın rehberliğinde birbirimizle tanışma ve farkındalık oyunu oynadık. Herkes kendini tanıttıktan sonra kendinden önce gelenlerin anlattıklarından neleri hatırladığını söylüyordu. An da olmak ve anın farkındalığını bize gösteren oldukça ilginç hatta bol esprili bir oyun çalışmasıydı. Anda olmak ne demekti? Yaşadığımız anın farkında olup kendimizi tamamen verdiğimiz zaman an da oluruz. Başka düşüncelere dalmaz, ruhen ve bedenen orada oluruz. Bu farkındalığı geliştirebilirsek çocuğumuzla oyun oynarken tamamen kendimizi verebilmeyi ve o anda yaşamayı başarabiliriz. Böylece oyunun tadını çıkarmaya başlayabiliriz belki.

Daha sonra Sibel Hanım'ın pozitif enerjisiyle ikinci eyleme dayalı faaliyete geçtik. Ayağa kalkıp birbirimizle selamlaştık, tanıştık. Ancak Sibel Hanım bizden, bunu farklı bir biçimde yapmamızı ve oraya gelme sebebini söylememizi istedi. O anda oradaki coşkuyu görmeliydiniz. Herkes adeta çocuk olup şirin hareketlerle sarıldı tokalaştı, hopladı zıpladı ve gayet samimi içten bir ortam oluştu birden. Buradaki amaç da ortamı benimseyip rahatlamak ve yakınlaşmak dolayısıyla da yapılacak paylaşımları kolaylaştıracak olmasıymış. Bu noktada da dokunmak çok önemli. Çocuğumuza ne kadar sıklıkla dokunursak o kadar güvende olmasını sağlarız. Kendini rahat  ve güvende hisseder. Bu da kendisini ifade etme kolaylığı sağlar. Örneğin çocuğun herhangi bir korkusu, rahatsızlık duyduğu bir konu varsa, oyunla açığa çıkabilir. Biz de öğretmek ya da açıklamak istediğimiz bir şeyi oyun yoluyla verebiliriz.

Başka Neler Öğrendik?

Oyunun Gücü ve Katkıları:

Oyun, çocuğun kendini ifade edebilmesini, çevreyi keşfetmesini, etkili öğrenmesini sağlayan bir alandır. Çocuk içinde yaşattığı stresi giderebilmek için oyun oynar ve rahatlar. Deneyerek yeniden öğrenir.

Oyuncak seçimi nasıl olmalıdır?

Oyuncak seçimi, çocuğun yaş gelişim özelliklerine uygun olmalıdır. Çocuk içinde bulunduğu yaş döneminde edindiği becerileri geliştirecek olan oyuncaklara daha eğilimlidir. Çünkü aslında her yeni edindiği beceri onun için bir oyundur. Yaş grubu sadece çocuğun ne oynayacağını değil aynı zamanda nasıl oynayacağını da belirler.Bir iki yaşlarında tek başına oynayan, diğer çocukları seyreden çocuklar, iki üç yaşına geldiklerinde yan yana ve kendi oyuncaklarıyla ya da oyuncaklarını paylaşarak oynarlar.
Bu sırada katılanlardan bir soru geldi: "Çocuğuma oyuncak silah almama kararı aldım ve bu kararımı ona da söyledim. Benimsedi. Acaba doğru mu yaptım, yönlendirme yapmış olmam hata mı?"
Sibel Hanımın cevabı ise şöyleydi. "Aldığınız karar yanlış değil ama çocuklarımızı hayattaki tüm kötülüklerden uzak tutamayız. Ayrıca çocuk istemeden aklına bu fikri sokmuş olabiliriz. Çocuk bu oyuncağı istediğini dile getirirse, önce bir sebebi var mı diye bakılmalıdır. Sonra da duruma göre almakta bir sakınca yok." dedi. Ancak hiçbirimiz oyuncak silaha sıcak bakmadığımız için gerek olmadığına kanaat getirdik. Ama çocuğuna oyuncak silah alanlar için de bu açıklamayı yapmak ve varsa bir rahatsızlıkları bu konuda bilgi vermek istedim. Tabii yine silahın sakıncalı yönleri anlatılarak.

2-4 yaş arası

Bu dönemde çocuk dünyayı, yaşantıları ve yaşantılarının sözel ve hayali oyunlarla tekrarı sayesinde öğrenir. Dikkat süresi kısadır ve yönlendirilmediği takdirde yaptığı etkinliği sık sık değişir. Bağımsızlık duygusu gelişmeye başlar ve herşeyi kendi yapmak ister. Bu durum kendi yeteneklerine güvenmesini sağlar. Çevreye olan merakı hala devam etmektedir. Çevreyi kendine özgü yollarla keşfederken yetişkinlere sık sık sorular sormaya devam eder. Yaşadığı dünyayı keşfederken onunla uyum sağlamayı da öğrenir.

Burada bir çok annenin yaptığı hata, çocuk bir şeyleri öğrenmek için keşfederken ona engel olmaktır. Bu da nasıl olur? "Aman ona dokunma, oraya yaklaşma, eline alma..."gibi uzaklaştırmalarla keşfine ket vurarak. Elbette çocuğun belli sınırları olmalıdır ve bu sınırlar ve kurallar çocuğa anlatılmalıdır. Ama mümkün olduğunca merakını gidermesine yardımcı olunmalı, yasakların sayısı da sınırlı tutulmalıdır. Çocuğun kendine güveni ve bağımsızlık duygusu beslenmelidir. Çocuklar 2-3 yaşına kadar annelerine ya da bakan kişiye bağımlıdır. İhtiyaçlarının hepsini göremez ve yardım alır. Ancak kendi yapmayı istediği zaman fırsat verilmeli, gereken sabır gösterilmelidir ki kendi yeteneklerine güvensin.

4-6 yaş arası

Bu dönemde çocuk ilk defa plan yapmayı öğrenir. Bu yaşlarda diğer insanların duygu ve düşüncelerinin farkında olur. Kendi davranışlarının başkalarını etkileyeceğini düşünür.

Oyunda anne baba tutumları

Çocuklarının gelişiminin farkında olmaları
İsteklilik oluşturacak
merak uyandıracak
Bağımsızlığı destekleyecek
Özgüveni geliştirecek
Demokratik bir tutum sergilemeleri
Güven verici ortam sağlamaları
Dikkat ve ilgiyi arttıracak tavır ve yaklaşım sergilemeleri gerekir
Böylelikle mutlu ve sağlıklı çocuklar yetiştirmeleri mümkün olur.

Basit ama eğlendirici oyuncaklar yaratıcılığı ve aktif bir uyarı olanağı sağlar. Örneğin evde bulunan kaplar makaralar ve hamurların tümü çocuğa istediği gibi şekillendirebileceği bir oyun ortam sağlar.
Çocuk bu ortamda aslında kendi kişiliğini biçimlendirir. Su kum toprak çamur ve boyalar çocuğun dış dünyayı tanımasına ve deneyim kazanmasına neden olur.

Uygulama

 İşitsel ve görsel oyunları deneyimleyerek, öğrenmeyi öğretirken nelere dikkat etmemiz gerektiğini bizzat deneyimledik. Basit bir oyuncağı farklı öğrenmeler için yaratıcı tarzda nasıl kullanabilirizi gördük. Hatta burada konu mankenimiz İpek'ti. Seminere onu da getirmiştim. Sibel hanım İpek le oynadığı oyunlarda dikkatimizi bazı noktalara çekti. Örneğin ilk olarak dikkatini çekici sözler ve davranışlarla merak uyandırılabilir. Coşkulu bir biçimde oyun kurulur. Sorulan sorular ve yapılacak yönlendirmelerle ilgisi ayakta tutulabilir. "Kim gösterebilir, kim bulabilir, bakalım bulabilecek misin" tarzında cümlelerle heyecan duyması sağlanabilir.



Bütün bunları yaparken çocuğumuzla oyunumuza dair ilişkimizdeki dinamizmi ve eksik yanlarımızı  keşfederek, elde ettiğimiz  kazanım anahtarlarımızı alarak oyun dünyamızda yeni kapılar açtık.
Son etkilikle de psikodramatik bir oyunla çocuğumuzun yaşına dönüp onların kimliklerine bürünerek, kendimize mektup yazdık. Burada da amaçlanan çocuklarımızın bakış açılarıyla kendimizi görebilmek ve yaşadığımız kaygıları keşfetmekti. Kendi adıma bu çalışmada bazı farkındalıklar geliştirdiğimi söyleyebilirim. Üzerinde düşünmem gereken beni bağlayan ne varsa çözmem gerektiğini düşündüm.

19 Şubat Perşembe günü Sibel Aslantepe'nin "Mutlu Anne Mutlu Çocuk" seminerinde de bu sorularımın yanıtlarını bulacağımı düşünüyorum.

Mutluluk ve oyun oynama zevki hayatınızdan eksik olmasın. Sevgilerimle...


Yorum için açıklama