Korku, Üzüntü, Dehşet, Endişe...

2 Yorum
Bu yazıyı dün yazmış yayınlayamamıştım.


Bugüne sevgi ve sevgililer günü diye bakamıyorum. En azından bu ülkede bakamıyorum. Her üzücü bir haber daha aldığım gün kahroluyorum. Korkuyorum. Canım yanıyor. Neden bu kadar çok çocuk ve kadının canına kıyılıyor.

Bu gece kızımı uyuturken uzun süre yanından ayrılamadım. Yanımda olduğuna şükrettim. Yarın öbür gün yanımda olmayınca ben nasıl rahat nefes alacağım? Ben neye, kime güvenip kızımı yanımdan ayırabileceğim?

Annemin yıllarca benimle ilgili endişe ve kaygılarını daha iyi anladım. Annemin sözleri hiç çıkmazdı aklımdan. Tedirgin olurdum ben de girdiğim her farklı ortamda. Hiç bir yerde yalnız kalmamaya gayret eder, şüphelendiğim bir durum olsa kalabalığa yönelirdim. Kimselere güvenmez, kendimi koruyabileceğimi sanırdım. Annem ise hep en kötüyü düşünür, kendime güvenmekle bitmediğini söylerdi. Ne kadar haklı. Zalimlerle dolu bir dünyada yaşıyoruz. Hem de zalimliğin yanlarına kaldığı, hak ettikleri cezaları bu dünyada ve maalesef bu ülkede bulamadıklarını görüyoruz.

Gözüme uyku girmiyor düşünmekten...Geleceği düşünerek korkmaktan...

Bir ömür çocuğumuzu koruyup kollayamaz onları sırça köşklerde yaşatamayız ama bir şeyleri değiştirebilmeliyiz.

Kaç kadın kaç çocuk daha katledilecek? Bu vahşeti izleyenlere soruyorum, bu kadar ciddi bir toplumsal sorunu çözmeye yönelik büyük adımlar ne zaman atılacak?

Tecavüze neredeyse çanak tutup kadını suçlayan zihniyetler, çocukların da başına geldiğinde yine suçludan yana mı olacak?

Nedir bu açlık, bu hastalıklı ruha sahip insanın sebebi, cana bu kadar kolay kıyan canavara bu kolaylığı veren şey ne?

Durup düşünüyor mu yönetenler yöneticiler ki bu toplumun bu kadar bozuk kişilikli olmasındaki sebebi?

Kimse çıkıp üzüldüğü demeçlerini vermesin. Elinde kanunlar koyma, kaldırma yetkin varsa, halkını koruyup kollayacağına, güven içinde yaşatacağına dair gerekeni yapacaksın. Cezalar mı getireceksin, insanını doğru düzgün mü eğiteceksin...ne yapacaksan bir yolunu bulacak, kimsenin özgürlüğünü elinden almadan, kimsenin kimseye bu caniliği yapmasına izin vermeyeceksin

Eğer zaten bir kaos ortamında yaşayacak, orman kanunlarının geçerli olduğu bir dünya egemen olacak, kimsenin hakkına sahip çıkılmayacaksa neden bir düzen altında yaşıyorum ki ben? Neden bir toplum içinde yaşadığımızı sanıyoruz ki?

Mağaralara dönelim o zaman. Hiç olmazsa kural düzen olmadığını bilir, hayvanların korunma ve hayatta kalma içgüdüleriyle davrandıkları gibi davranır, mutlu mesut yaşarız belki .

Allah çocuklarımızı, kadınlarımızı korusun. Ne yazık ki işimiz yalnızca duaya kalmış.

2 yorum

Aynen öyle cnm allaha emanet yasıyoruz yarın bizim başımıza gelmeyeceginin garantisi yok :(

Yorum için açıklama