Ayşe Abla Ve Güllü Bacı

1 Yorum
Ayşe Abla'nın Yeri

Hafta sonları İstanbul içinde gezmek zordur. Trafik ve kalabalık yorar sizi daha gezmeye başlamadan. Bu ara İstanbul-Şile yolu üzerinde yer alan yeme-içme yerleri favorim. Pek çok açıdan cazip geliyor bana. Biraz yol gidip gezdiğinizi anlıyorsunuz, trafik sıkışıklığı pek yaşamıyorsunuz, arka tarafı bahçeli, hamaklı, tahta masalı, çok keyifli, içleri ise sobalı ve şark köşeli olan mekanlarda lezzetli tatlarla buluşuyorsunuz. Buraları için rahatlıkla çocuk dostu yerler diyebilirim. Koşturup hava alabileceği bahçe, eğleneceği çocuk parkı ve hamak, etrafta gezinen hayvanlar bir çocuğun ilgisini çekmez de ne çeker?

Seneler önce yine böyle bir yerde gözleme yemeye gelmiştik. Neden sonra aynı yeri bulamamış, yine benzer ama farklı adlarda başka yerlere uğramıştık. İnternette mekan adlarına bakarken "Ayşe Abla'nın Yeri"ni o zaman gittiğimiz yere benzettim. "Hadi buraya gidelim" dedim ve yola çıktık. Mevsim kış olması sebebiyle belki, çok rahat gidip geldik. Yazın bu tarafları düşünemiyorum tabii, trafik açısından. Neyse araya sora mekanı bulduk. Hava güzeldi ancak bizim oraya varışımız saat 15.30'u bulduğundan hafiften soğumaya başlamıştı. Biz de içeride oturmayı tercih ettik. Oturmadan önce tabii ki bahçeye çıkıp İpek'i dolaştırdık. Haliyle çok sevdi. Hamakta sallandı, etrafta dolandı. Siparişlerimiz hazır olunca içeriye geçip, meşhur Akçaabat köftelerimizi yemeye oturduk. Akçaabat köftesi -bilmeyenler için neden meşhur söyleyeyim- %100 Akçaabat'ta yetişen sığır etlerinden yapılır. Üretim tekniği ve ustalık da eklenince farklı bir tatla diğer köfte türlerinden ayrılır. Yemeğimiz biter bitmez, geldiğimizden beri aklımda olan, soba üstünde demlenen çaylarımızı söyledik. O çayın tadı da nasıl farklıdır...



   Mekan sahibi Ayşe Hanım'la sohbet ettik. Ailece işlettikleri bir yerdi burası. Sıcak kanlı ve misafirperver oluşları müşterilerinin memnun ayrılmasında bir başka etkendir muhakkak. Sanki yaşadıkları doğanın henüz yok olmamış kıymetli özelliklerini bünyelerinde taşıyan insanlar, mutluluklarını çok daha içten yaşıyorlar.
    Özellikle kahvaltıları çok meşhur ve oldukça kalabalık oluyormuş. Huzurlu ve bol ağaçlı bir ortamda köy kahvaltısının tadı damağında kalan mutlaka yeniden ziyarete geliyor.
     İpek bile eve dönmek üzere arabaya binmemek için direnip "Ben ormanda kalmak istiyorum" diyerek ne kadar sevip mutlu olduğunu gösterdi. İşletmenin güler yüzlü sahipleri bizi kapıya kadar geçirip el sallayarak yola koydular.
Bu arada seneler önce geldiğimiz yerin de hemen yanlarındaki işletme olduğunu anlayınca bir dahaki sefere de orayı ziyarete gelmeye karar verdik.


     Görünen o ki, hem kızımız hem de bizim mutlu olduğumuz, daha çoook ziyarete geleceğimiz bir yer bulmuş olduk.

Tel: 0536 941 27 73
         
Güllü Bacı'nın Gözleme Evi.

Bu hafta da rotamız Şile tarafına doğruydu. Geçen haftadan karar verdiğimiz gibi, diğer mekanı ziyaret ettik. Daha küçük bir işletme ama yine çok sıcak, içten ve misafirperver işletme sahipleriyle karşılaştık.
Tertemiz, sevimli, sıcacık bir mekan.


Arka bahçeye çıkınca yeri daha iyi hatırladım. Seneler önce gelip sallandığım hamağa göz diktim. İpek bir hamakta, ben bir hamakta analı kızlı keyif yaptık.

Küçük bir çocuk parkı da vardı. 
Tavuk, horoz, köpek ve kediler çevremizde dolaşıyordu. İpek de peşlerinde...  


 Rüzgarın sarsıcı şiddette estiği bir günde ağaçlık yerde çok fazla kalmanın pek akıllıca olmayacağına kanaat getirip içeriye girdik.

 Sobanın ısıttığı sıcacık mekanda içimizi ısıtan bir başka şey de mekan sahipleriyle yapılan sohbetti.

Yine ailece işlettikleri yeri yuvaları gibi gördüklerinden minik bebeklerine de bakıp büyütebilecekleri bir ortam yapmışlardı. Arka tarafta beşiği ve eşyaları olan bebeğe en çok ilgiyi İpek gösterdi. Kendisini " Ben büyüdüm" diye ifade ederken, bebeğe şefkatle yaklaşımı içimi eritti doğrusu.

Siparişlerimizi çoğaltarak köfte dışında, gözleme ve çiğ börek de tatmak istedik. Özellikle çiğ börek enfesti. Çayı zaten söylemeye gerek yok. Sobada demlenen çay, bardağımın hiç boş kalmamasını isteyecek kadar güzeldi.


Yukarıda fotoğraflarda da gördüğünüz gibi, kendilerine ait horoz ve tavukları var. Sipariş üzerine horoz kesip satıyorlar. Evet böyle söyleyince hiç hoş olmuyor ama sonuçta durum bu. Yemleri Karadeniz köylerinden gelen buğday ve ekmekmiş. Bir de zaten gezen hayvanlar olunca bulundukları ortamda bol bol yiyecek bir şeyler buluyorlardır. Ayrıca yine sipariş üzerine yumurta da satıyorlar. Önceden haber vermek gerekiyor bunun için. O yüzden tavuk satmıyorlar. Yumurtalarından yararlanmak için. 
Bunun dışında turşu, tarhana, ekmek gibi kendi yaptıkları ürünleri de satıyorlar. 

Yol tarifi: İstanbul-Şile yolu üzerinde Uğurlu Doğa Park Karşısı. Şile'ye 20 km. kala yolun karşı tarafında kalıyor. 3-4 km ileride dönel kavaktan U dönüşü yapıyorsunuz. Yukarı doğru tırmandıktan sonra sağda karşınıza çıkan ilk gözlemecileri biraz geçiyorsunuz. Tepe üstüne geliyorsunuz. Viraj sola dönmeye başlayınca sağda kalıyorlar. 

Gitmeden önce sipariş vermek için(ya da tarifim yetersiz gelir de  yol sormak isterseniz) 
Telefon numaraları: 0543 340 35 31

Pazar kahvaltısı düşünürseniz de yine önceden arayıp yer ayırtmakta fayda var derim. Çok kalabalık oluyormuş. Bilginize...

Sevgilerimle.... 


1 yorum :

Yorum için açıklama