Ben Çıkamadım İşin İçinden

4 Yorum
        Geçtiğimiz ay İpek'i okulda oyun grubuna başlatmıştım. Her şey ne güzel başlamıştı. Haftada iki yarım gün olarak gittiğimiz okulu İpek hem sevmiş, hem de benden sorunsuz bir şekilde ayrılmıştı. Arkadaş ortamlarına zaten alışkın olan kızım için pek de şaşılacak bir şey değildi bu. Bana fazla bağımlı ama ruhunda özgür bir çocuk olduğundan, sorun çıkarmamasına şaşırmamıştım.
       Şaşırdığım şey, İpek'in artık okula gitmek istememesi oldu. Okulda gayet mutluyken birden beni isteyip ağlaması, bir türlü sınıfa dönmemesi, sonraki gün de okula girmek bile istememesi bu konuyu yeniden düşünmemi gerektirdi.
       Aslında olay şöyle oldu: Kahvaltı etmek için arkadaşları ve öğretmenleriyle birlikte salona geçmişlerdi. Ben de sınıfta olduklarını zannederek bilmeden salona girmiş oldum. İpek'in orada olduğunu fark etmemle dışarı çıkmam bir oldu. Ancak İpek beni görmüştü bile. Ve görmesiyle beni isteyip ağlaması bir oldu. İşte film o zaman koptu. Önce sakinleşmesini bekledim. Baktık olmuyor, alıp yanıma getirdiler. Bir süre konuştum, içeriye girmesi gerektiğini anlatmaya çalıştım. Ne kadar eğlenceli şeyler yaptıklarından, şarkılar ve oyunlardan bahsettim. Ne dediysem kar etmedi. En son bahçeye çıkma sevdasıyla sınıfa katılmayı kabul etti. Ben de bırakıp yukarı çıktım. Sınıfta bensiz durdu, bahçede çok rahat oynadı. İçeriye girme vakti gelince, bizim de ayrılma zamanımız geldiğinden tekrar sınıfa sokmadık.
        Okula gittiğimiz ilk günlerde sorun çıkarmayınca, herkes bu tip çocuklardan daha çok tedirgin olduğunu söylemişti. Çünkü sonradan sorun çıkaranlar daha geç alışıyorlarmış. İlk başta ortam, her şey cazip geliyor ve kendini kaptırıyor. Ancak sürekli gidilen yer olmaya başlayınca ilk cazibesini yitirip, anneden ayrılma bilinci geliyor. Bu noktada da ip kopuyor. İşte İpek bu tarz gruba giriyor demek ki. Acaba beni hiç görmeseydi de bu süreç gelişecek miydi? Öğretmenlere göre büyük ihtimalle evet. Sadece beni gördü diye değil, bugün olmasa yarın o noktaya gelecek potansiyeli varmış demek ki İpek'in.
        Bir sonraki gidişimizde kapıdan içeriye dahi girmek istemedi. Mecburen kapıda ağlayarak bırakmak zorunda kaldım. Ağladı diye o an dönmek olmazdı. Hem çoğu çocuk bırakılırken başlarda ağlıyor, sonra unutup oyuna dalıyordu. İpek'te de aynı şey olabilirdi. İçim içimi yiyerek oradan uzaklaştım. Ağladığını duymaya devam edersem dayanamayabilirdim. Yukarıda beklemeye koyuldum. Bir süre sonra sakinleştiği haberi geldi. Ama ağlaması kesilmemiş, aralıklarla devam ediyor, bazen de susup oyuna dalıyormuş. Bütün gün bu şekilde geçmişti.
        Okuldan çıktıktan sonra eve gelirken yolda hiç konuyu açmadım. Hatta bir süre hakkında konuşmamaya karar verdim. O akşam konuyla ilgili bir dünya yazı okudum, araştırmalar yaptım, insanlara fikirler sordum. Acilen bir çözüm bulmam gerekiyordu. Çocuğu bunun için ağlatmak doğru muydu? Alışma sürecinde neler yapılabilirdi? Vazgeçip göndermemek nelere yol açabilirdi? Seneye ben işe başlayıp, İpek'i mecburen göndermem gerektiğinde nasıl zorluklar yaşardım? Bu sene gitmesi mi yoksa gitmemesi mi daha iyi olurdu? sorularıyla beynimi çatlatana kadar düşündüm.
        Bir süre okula götürmemeyi düşündüm. Belki kendisi özleyip gitmek ister dedim. Yaşanan o tecrübeyi de unutması için zaman vermek istedim. Aslında gitmesini her açıdan çok istiyordum. Kendime ayırabileceğim özel zamana sahip olma şansımı yitirmek istemiyordum. İpek'in kendi yaş grubuyla geçirdiği  zamanı ve edindiği tecrübeyi çok önemsiyordum. Ancak ne var ki bunu da zorlayarak yapmak istemiyordum. Hem bir sene daha yanımda olsa ne olurdu. Seneye zaten çalışmaya başladığımda artık okul hayatına başlamış olacak. Bir daha istesek de bu zamanı elde edemeyecektik. Kendim de İpek'i haftada bir iki gün anneli oyun grubuna götürüyordum nasılsa. Yani sosyalleşmesini de bir şekilde sağladığıma göre içim rahat olabilirdi.
         Offf.... Nasıl ama ikilemlerim. Şimdi sorarım size ben iyisi mi ne yapayım?
         Kıymetli düşüncelerinizi benimle paylaşırsanız çok memnun olurum. Belki ikilemlerimde yardımcı olur farklı bir bakış açısı getirirsiniz.
         Sevgilerimle...

4 yorum

tamda aynı şeyleri Yağız da yaşadım ilk hafta hayretler icinde gule oynaya gitmesini izledim sonraki hafta gitmicem diye ağlamalar zor vedalasmalar gibi zorluklar cıktı karnım agrıyor diye kıvrandıgı zamanlar dahi oldu okulun pedagogu vardı oturdum konustum ya bu sekilde alısmasını bekleyecektim yada alıp anneanne ye bırakıcaktım.Pedagog vazgecmemem gerektigini aynı seyleri seneye de olsa yine yasayacagımı soyledi ve çözüm olarak okula anne degil baba bıraksın dedi çünkü en cok benden ayrılmakta zorlanıyordu.İşe de yaradı baba bırakırken 1-2 kere aglamıs fakat okuldan iceri girer girmezde susmus.2-3 hafta icinde de aglamalar tamamen kesildi fakat 3 ay kadar her aksam duzenli gelip bana aglandı :) evet o ağlarken insanın ici acıyor o okulda ben işyerimde agladım ama her ağladığında yanında olabilmek cok zor er yada geç kendine yetebilen cocuklar olmayı öğrenecekler.1.sınıfa devlet okuluna basladığında aklım hep orda kaldı özel öğretmen yok az sayıda cocuk yok napar ne eder tuvalate nasıl gider derken hepsini sorunsuz kendi basına aştı.Demem o ki biz anneler biraz fazla hassasız ayy bayagı yazmısım umarım icine bir nebze su serpmişimdir :)

canim selam, ayni Nehir gibi yapmis İpek de :-(( Nehir de daha 1. gunden itibaren okula kosarak gitti; bana donup el bile sallamadan okula kostu; oyle kolay adapte oldu ki(!) 3. gun tam gune gecti... 1 ay sorunsuz gitti. 2. ay cok hasta oldu ve 1 hafta evde 1 hafta okulda derken sogudu okuldan. sabahlari ben evden cok erken cikiyorum babasi hazirliyor Nehir'i; babasina aglamalar, uzerini giymemeler, anne diye tutturmalar. ama aglasa da servise bindirip gonderdi babasi. ogretmen ve pedogog da net olmamizi onerdiler. ben de cok yiprandim bu surecte; yaptigim ise, trafikte gecen zamanima lanet ettim; cv mi yazdim evden daha gec cikabilecegim bir is bulayim kizimi en azindan ben hazirlayip gotureyim diye, dusun :-(( ama nehire belli etmedim.. o aksamlari bana gelip, sabah beni sen hazirla, okula sen birak diye agladiginda, kizim biliyosun ben ise cok erken gidiyorum, ve calismak zorundayim; anne babalar ise cocuklar okula gider diye sakince ayni konusmayi yaptim hep.. babasindan Allah razi olsun, her sabah sabirla gogus gerdi aglamalarina; sinirlenmeden sakinlikle krizi yonetti.. 2-3 haftayialdi ama yeniden alisti, tabi gule oynaya gitmiyor ilk gunler gibi yine mizirdanmalar oluyor ama yapacak bisey de yok ne yazik ki.. bu onlarin saglikli gelisimleri icin gerekli.. benim tek uzuntum nehirin okulda cok uzun saatler kalmasi... ipek zaten haftada 2 gun gidecekse vazgecme derim ben

Bizde de aynı öyle işte. Hastalık girdi araya, soğudu tabii. Hala daha da tam iyileşmiş değil.
Dediğin gibi canım yapacak bir şey yok. Bu sene olmadı, seneye alışacak mecbur İpek de. Zormuş senin de yaşadıkların. Daha da çok severek gitsin inşallah.

Çok sağol Gülşahcım. Evet biliyorum bizim gibi bir çok anne de yaşıyor bu tarz sorunları. Herşeyde olduğu gibi kararlı olmak önemli değil mi? Babanın okula bırakması daha iyi olabilir. Biz de deneyeceğiz sanırım. Teşekkürler sevgiler...

Yorum için açıklama