Oyun Grubu Müzede

2 Yorum
       Biz oyun grubumuzu kurarken, hem çocukların birarada vakit geçirebileceği hem de biz annelerin sosyalleşip iyi vakit geçireceği bir grup olsun istedik. Ne mutlu bize ki bu amacımızda başarılı olduk. Zaman zaman aramıza katılan yeni arkadaşlarla birlikte devamlı görüştüğümüz annelerle çok uyumlu ve güzel bir grubuz. Çocuklarımızın yaşıtlarıyla bir arada olmaya ihtiyacı var. Şimdilik daha bireysel olan oyunları zamanla birlikte oynanacak oyunlara döneceğinden eminiz. En azından yaşıtlarıyla zaman geçirmeyi, sosyalleşmeyi öğreniyorlar. Bizler de kendimize bundan pay çıkarmıyor değiliz. Biz de güzel vakit geçiriyoruz. Buluşmayı seçtiğimiz yerlerde çocukların hava alıp koşturmasına, enerjilerini atmasına özen gösterdiğimiz gibi bazen de kültürel gezilerle (sergi, müze gibi), bu yönlerini de geliştirmeyi amaçlıyoruz. Kendi isteklerimizi de göz ardı etmiyoruz kimi buluşmalarımızda.
        Bu haftaki buluşmamız biraz öyleydi. İstanbul Modern Sanat Müzesi'nde yer alan "Yüzyıllık Aşk" sergisini görmek istiyorduk. Türk sinemasının 100.yılı sebebiyle açılan bir sergi. Merak edip görmek istedik. Sonuçta çocuklarımızı da müze ortamına sokmak, kültürel gelişimleri için faydalı olsa gerek.
       Müze öncesi biraz erken buluşalım dedik. Dolamabahçe Sarayının kafeteryasında kahvaltımızı eder, çocukların da hem biraz hava almasını hem de çimenlerde azıcık koşturmasını sağlarız diye düşündük. Havanın şansımıza iyi oluşu güne güzel bir başlangıç oldu.
Kahvaltı esnasında kendi aralarında biraz oynadı miniklerimiz. Biraz da rahat vermeyip oradan oraya koşturdular tabii. Yine de çok keyifli bir kahvaltı oldu. Sonrasında biz de çocukların peşi sıra koşturabilecekleri yere geçtik.
Yaprakların üzerinde dolaşıp, gönüllerince oynadılar. 


Daha sonra çocukları pusetlerine koyup müzeye doğru yol aldık. Kabataş'a kadar yürüyüp tramvaya bindik. Çocukların toplu taşımaya ilgisi büyük. Trene binelim diye coştular.
Müzeye varınca ücretsiz giriş olmasına rağmen bilet almamızı istediler. Ücretsiz bileti alınıyormuş. Neyse hep birlikte çıkmanın bir anlamı yok dedik ve bir arkadaş çıkıp biletleri aldı. Biz de girişteki kitapları inceliyorduk. Miniklerin de ilgisini çekmişti havada asılı duran kitaplar.



Sergiyi dolaştık. Tabii çocuklarla biraz hızlı dolaşmak durumunda kalabiliyorsunuz. Sergi, Türkiye'de sinemanın, 1914 yılından bu yana uzanan 100 yıllık serüvenini anlatıyor.
Türkan Şoray köşesi yapmışlar, ne hoş :) 
Yılmaz Güney, Hülya Koçyiğit gibi sanatçılara da ayrılmış köşeler vardı.

Gazete kupürlerinin arasına koydukları minik ekrandan, eski filmleri gösteriyorlar. 
Biz bu müzik aletine bayıldık. "Sahibinin Sesi" adlı bir plak markasının logosuymuş eski tip bir gramofon hunisine bakan köpek. Plak döndükçe bu iki figür de dönüyordu. İpek de merakla izledi. 
Eskileri anımsatan, sinema dünyasına nostaljik bir tur yapmamızı sağlayan sergiden ayrılmadan önce fotoğraf çekimi için yerimizi aldık.

Daha sonra biz, İpek'in öğle uykusu nedeniyle mekandan biraz erken ayrılırken, bazı arkadaşlar müzenin keyfini kafeteryasında devam ettirmek istediler.

Sergi 4 Ocak'ta sona eriyor. Perşembe günleri sergiye giriş ücretsiz. Gitmişken "çok sesli" adlı sergiyi de gezebilirsiniz. Biz gezdik. Gerçekten "çok sesli" bir bakış vardı modern sanata.

İyi gezmeler....









2 yorum

çok cici bir blog takipteyim bende bloğuma beklerim sevgielr:)

Çok teşekkür ederim. Elbette ziyaret edeceğim.

Yorum için açıklama