Zaman Sadece Birazcık Zaman

Zaman Sadece Birazcık Zaman

1 Yorum
           Şarkıda olduğu gibi değil, yani zaman gerek sadece geçecek diyor şarkıda. Benim algılarım bu sözü şöyle yorumluyor. Zaman dediğin sadece birazcık işte...Neye nasıl ayıracağını bilemediğin zaman, böyle düşünürken de akıyor. Yaşlar ilerledikçe mi hızı artıyor, yoksa algılar ve meşguliyetler değiştikçe mi? Zamanıma sahip çıkmak istiyorum. Hepimizin dilinde olan "zaman nasıl geçiyor yaa" gibi söylemlerle değil, gerçekten kısacık anlardan ibaret olan yaşamımızdaki o anlara söz geçirmek istiyorum.
         Eskiden beri yaşadığım anın kıymetini bilmeye çalışırdım. Üniversite yıllarında, arkadaşımla birlikte, ne kadar değerli ve geri gelmez olduğunu bildiğimiz o yılların değerini bilmeye çalışırdık. İşte söylüyoruz ve farkındayız derdik. O yılların çok özleyip arayacağımız zamanlar olacağını bilirdik. Bildik de ne oldu? Geçmedi mi zaman? Geçti tabii ama demem o ki, biz kıymet bilir, anın tadını çıkarırdık. Öyle de olması gerek. Kıymetini bilememişim dememek için, yaşadığımız her anın hakkını vermek gerek. 
         Çoğu anneden duymuşumdur bebeğinin bir an önce büyümesini istediğini. Hele bir yürümeye başlasa, hele bir konuşsa, hele bir derdini anlatabilse, hele bir kendi işini görse, hele bir okula başlasa, hele bir sorumluluklarını bilse..şeklinde uzar gider. Halbuki neyi beklediğimizi biliyor muyuz böyle söyleyince? Düşünmekle bile yaşadığımız zaman dilimine ihanet ve haksızlık değil mi bu? Bırak geçsin geçecekse zaman, nasılsa olacağı da bu, zamanın akışına bıraksak da doya doya yaşasak ya o kısacık anlardan ibaret olan zamanı.
          Bana zaman yetmiyor. Çoğu insana da yetmiyor. Uykudaki zamanı kayıp olarak görmem bu yüzden. Ama bir o kadar da severim uykuyu. Özellikle sabah uykusunu. Hani şu annelere hayal olanından. Bile bile sabah yine zor uyanacağımı, gecenin bu saatinde yatmak değil yazmak, okumak, hayata katılmak, kendimle kalmak istiyorum.
          Şunu da biliyorum, yarın sabah zaman zor geçecek. Ben uykuyla mücadele ederken, kızımla paylaşacağım zamanı da heder etmek niyetinde değilim. Zor geçen zamanın daha çok farkında olacak ve böylelikle kendimce başa çıkmış olacağım zamanın hızıyla. Pek bir karmaşık ve belki anlamsız oldu biliyorum ama içimden nasıl yazmak  geldiyse öyle yazdım bu gece.
            Güzel bir gece olması dileğiyle...
             İyi geceler....

Kağıt Kuklalar

2 Yorum
      Kese kağıdından kukla yapmak için ihtiyacınız olan şeyler, kese kağıdı ve boya kalemleri. Önce kağıdın üzerine resmi çizdim. Çizim için oyuncaklardan yararlandım. Çok da iyi iş çıkardığımı söyleyemem. Bizi idare etti :)))

Daha sonra aklıma, çizdiğim resim üzerine parçalar yapıştırmak geldi. Yapışkanlı eva tam da istediğim şeyi yapmamızı sağladı. Evadan göz, ağız, burun vb. şekiller kestim. Arkasındaki yapışkanları çıkarıp yapıştırmak miniğin en sevdiği şeylerden olunca, günün favori etkinliği bu oldu. 
Yapmamı istediği resmi İpikom getirdi, ben çizdim. Bir sponge bob, bir koala, bir de robot yaptım.


 Parçaları tekrar tekrar çıkarıp takarak neredeyse bütün gün gidip gelip oynadı. Hatta oynadık. Birlikte çıkarıyor, sonra onun takmasını izliyordum. O kadar çok oyalandı ki kuklalarla, akşam banyoya girmeye, yatmaya karşı koyarak direndi. Oturmuş parçaları çıkarıyor takıyor ve her defasında ilk kez yapıyormuş gibi keyif alıyordu. Ve hatta yatarken onlarla yatmak istediğini bile söyledi. Neyse ki ilgiyi hikaye kitaplarımıza çekmeyi başardık da yatağına geçebildi.

Bakalım yarın sabah aynı istekle oturacak mı başına. Yoksa oynamayı tutturmasındaki esas amaç uykuya direnmek miydi göreceğiz.

         Ertesi Gün
   Sabah yine kuklaların başına oturdu. Daha az hevesliydi ama aynı şeyleri yaptı yine de. Ben de 2 tane daha yapıp biraz daha eğlensin istedim. Uğur böceği ve kelebek hazırladım.

Özellikle minik parçaların arkalarındaki yapışkanları çıkarırken el ve parmak kaslarını nasıl da çalıştırmaya yaradığını gözlemledim. Kağıdın üzerine yapıştırırken gösterdiği özen ve taşırmamak için gösterdiği gayret takdire değerdi. 
 Bunları da yaptıktan sonra ilgisi yavaş yavaş azalmaya başladı. Bir başka zaman yeniden hazırlayıp yapmak üzere kaldırdım. 

Bugün için hazırladığım bir başka etkinlik daha vardı. Henüz bitmediğinden yarın çıkarırım sanırım. 
Ayrıntılar yarın blogta...  :)))))


Sıralama Etkinliği

Yorum Ekle
        Montessori materyalleri içinde olan "kırmızı çubuklar" benzeri bir etkinliği evde kendim yapmayı düşündüm. Malzeme olarak eva sünger kullandım. Büyükten küçüğe sıralanan uzunlamasına parçalar kestim. Uzunlukları algılayıp belli bir düzen oluşturmasıydı amaçlanan. Benim amaçlarımdan biri de günlerdir oyun oyun diye( aktivite yapmamızı kast ediyor ) sürpriz bekleyen kızıma eğlenip seveceği bir etkinlik yaptırmaktı. Aynı zamanda gelişimine de katkıda bulunması artı bir değerdi elbette.
       Gelelim oyun oyunumuza;

İlk sorusu "Bunlar ne?" oldu.
Çeşitli uzunlukta şeritler olduğunu söyledim. Aralarında uzun ve kısalar var dedim. 
Dedim demesine de kuzum "büyük küçük" kavramını biliyordu ama "uzun kısa"yı bilmiyordu. 
Şekillerle anlattım. Şekli görünce "merdiven "dedi. Kızım benden daha doğru tanımlamıştı.
 Sonra tekrar karıştırdım. Neler yapacağını izlemeye koyuldum.
Kendince sıralamalar yaptı.  Geometrik şekillere olan merakı ile dikdörtgen ve kare yapmaya çalıştı. Bu merak da geometrik şekillerle ilgili olan bir kitaptan( Kare Kiki )ileri geliyor. 
Tek tek topladı, dizdi.
Bir şeyleri tek tek toplamayı, sonra gruplamayı, kendine göre bir sistemle sıralamayı sevdiğini bildiğimden hiç müdahale etmeden izledim. 

"Uzun-kısa" kavramıyla tanıştı. Uzunlukların algılamasına yardımcı bir etkinlik oldu. 

Not: Çocuğun önüne koyduğunuz etkinliği kendince yorumlayıp yönlendirmesi beyin ve hayal gücü gelişimine en büyük katkı bence. İlle de sizin istediğiniz ya da amaçlandığı gibi olmasına gerek yok. Beklenen sonucu daha sonra da ortaya çıkarabilir. Ya da ilgisini çekmez, bırakır. Tamamen çocuğun ilgi ve yapabilirliğine göre hareket edilmeli, hiç bir şey için zorlanmamalıdır diye düşünüyorum. Bunu neden söyledim? Bazen annelerin "şunu neden yapamıyor?", "bunu ne zaman yapabilir?" sorularına denk geliyorum. Her çocuğun farklı olduğu gibi, ilgi ve becerilerinin de farklı olduğunu, sürecin sonuçtan önemli olduğunu düşündüğümü belirtmek istedim. 






Boşlukta Bir Noktayım

Boşlukta Bir Noktayım

2 Yorum
         Ahh işte yine aynı şey oldu. Tam İpek'i uyutmuştum ve ben de uyuyakalmak üzereydim ki, bir cümle geldi geçti aklımdan. Bu cümleyi ben mi kurdum yoksa bir alıntı mı diye düşünürken, benden çıktığını fark ettim. Nitekim böyle uykuyla uyanıklık arasındayken geliyor tüm cin fikirlerim, cümlelerim, hikayelerim.. Hatta bir keresinde melodiler uçuşmaya başlamıştı hayalimde, beste yapıyordum neredeyse ve öyle uyuyakalmıştım. Uyanınca tek bir ezgi bile hatırlamıyordum oysa ki. İşte bu yüzden baş ucuma bir kalem ve not defteri koymuştum. Neden sonra onu da unuttum. Halbuki kalk bir yazıver oraya, ne geçtiyse aklından. Şimdi de aynı şey oldu. Yataktan kalkarken hemen gidip yazayım diye düşünürken, ne olduysa nerelere uğradıysam yazmaya gelene kadar, uçtu gitti yine benim sevgili kelimelerim.
       Neyse bundan sonra daha dikkatli olayım bari. Demek ki kaybetmemişim ilham perilerimi. Çoktandır o şey gelmiyordu. Düşüncelerim ve kelimelerim anlamını yitirmiş, boşlukta yüzüyor gibiydi. Demek ki ara vermişler sadece. Unutsam da üzülmeme gerek yok. Yine gelecekler nasılsa....

İçinde Nelerr Varr?

2 Yorum
         Kolay bir günlük aktivite buldum yabancı sitelerden birinde. Hazırlaması çok kolay olduğundan hemen de yapıverdim. Boş bir ıslak mendil kutusu ve içine dolduracak minik, farklı farklı nesneler gerekiyordu. Hepsi bu.
Eline alınca içini kurcalamaya başladı. İçinden çıkan her nesneye de şaşkınlık göstererek ilgilendi. 
Daha önceden bildiği oyuncakları, nesneleri içinden çıkarmak hoşuna gitmişti. 
Araya biraz da uzun zamandır görmediği ya da ilk kez gördüğü nesneler yerleştirdim. 
Tokalar, küçük oyuncaklar, pon pon, taş, meşe palamudu nesnelerden bazılarıydı. 

Ertesi gün yine arayıp, onlarla oynamak istemesi, tekrar doldurup boşaltması işe yarar bir şey bulduğumun kanıtıydı. Hem keşfetme yönünü geliştirecek, hem de hafıza güçlendirici(daha önce nesneyi nerede gördüğünü hatırlama) bir oyun olarak fayda sağlayabilecek eğlenceli bir aktivite olmuş, bana da bol bol zaman kazandırmıştı.

Gelmiş Geçmiş Olsun

Gelmiş Geçmiş Olsun

4 Yorum
       Geçtiğimiz haftalarda eşim kalp kontrol ve tahlillerini yaptırmak üzere hastaneye gitmişti. Yapılan tahlillerde tehlikeli bir durum olmamasına rağmen, ailede kalp rahatsızlıkları olduğundan önlem alıp ileri tetkikler istediler. En sonunda da geçtiğimiz Pazartesi günü anjıyo yapılmasına karar verdiler. İyi ki de vermişler. Ancak o esnada kalpteki 3 ana damardan birinin %80 tıkalı olduğunu görüp müdahale etmek gerektiğini anladılar ve stent takılmasına karar verdiler. Çok şükür zamanında müdahale edilerek olası bir krizin eşiğinden dönmüş olduk. Şu an sağlık durumu iyi.

        Aile geçmişinde kalp, şeker gibi rahatsızlıkları olanlar muhakkak rutin bir şekilde ileri tetkikler yaptırmalı. Sağlıklı beslenip, spor yaparak riski en aza indirmeli. Bakalım bizim hayatımızda ne gibi değişikliklere ve olumlu değişimlere sebep olacak bu yaşadıklarımız. ( Eşimin sigarayı bırakması gibi) Umarım bu üzücü olay, sigarayı bırakmasına yarayarak, böylesine önemli bir sıkıntıdan kurtulmasına sebep olur.

        Sevdiklerini kaybetme korkusu çoğumuzda vardır. Bende zaman zaman ileri derecede gösterir bu korku kendini. Öyle ki ruhumun kararmasına, kendimi depresyonda hissetmeme kadar varabilir. Eşimin başına gelenlerden sonra kendi üzüntüme, bir de kızımı düşünmem eklendi. Eşimin bir gece hastanede yatmasıyla bile evde oluşan boşluk ve kızıma bunu hissettirmemeye çalışmak gerdi beni. Neyse ki İpek, babası bazen işten eve geç geldiği için onu görmeden uyumaya alışık. O yüzden çok fazla sormadı. Ancak sabah uyandığında onu göremeyince ne düşünecekti?

      Sabah olunca İpek sormadan, ben kendisine biraz geç uyandığını ve babasının erkenden işe gittiğini söyleyerek durumu geçiştirdim. Akşama doğru her şey yolunda gidip hastaneden taburcu edilince ben eşime, İpek de babasına kavuştu. Allah sevdiklerimizi bize, bizi de onlara bağışlasın.

      İşte son bir haftamız bu şekilde geçti. Yazmaktan ve okumaktan uzak kaldım. Şimdi kaldığımız yerden devam....

      Sağlıcakla Kalın.....
           

Oyun Grubu Müzede

2 Yorum
       Biz oyun grubumuzu kurarken, hem çocukların birarada vakit geçirebileceği hem de biz annelerin sosyalleşip iyi vakit geçireceği bir grup olsun istedik. Ne mutlu bize ki bu amacımızda başarılı olduk. Zaman zaman aramıza katılan yeni arkadaşlarla birlikte devamlı görüştüğümüz annelerle çok uyumlu ve güzel bir grubuz. Çocuklarımızın yaşıtlarıyla bir arada olmaya ihtiyacı var. Şimdilik daha bireysel olan oyunları zamanla birlikte oynanacak oyunlara döneceğinden eminiz. En azından yaşıtlarıyla zaman geçirmeyi, sosyalleşmeyi öğreniyorlar. Bizler de kendimize bundan pay çıkarmıyor değiliz. Biz de güzel vakit geçiriyoruz. Buluşmayı seçtiğimiz yerlerde çocukların hava alıp koşturmasına, enerjilerini atmasına özen gösterdiğimiz gibi bazen de kültürel gezilerle (sergi, müze gibi), bu yönlerini de geliştirmeyi amaçlıyoruz. Kendi isteklerimizi de göz ardı etmiyoruz kimi buluşmalarımızda.
        Bu haftaki buluşmamız biraz öyleydi. İstanbul Modern Sanat Müzesi'nde yer alan "Yüzyıllık Aşk" sergisini görmek istiyorduk. Türk sinemasının 100.yılı sebebiyle açılan bir sergi. Merak edip görmek istedik. Sonuçta çocuklarımızı da müze ortamına sokmak, kültürel gelişimleri için faydalı olsa gerek.
       Müze öncesi biraz erken buluşalım dedik. Dolamabahçe Sarayının kafeteryasında kahvaltımızı eder, çocukların da hem biraz hava almasını hem de çimenlerde azıcık koşturmasını sağlarız diye düşündük. Havanın şansımıza iyi oluşu güne güzel bir başlangıç oldu.
Kahvaltı esnasında kendi aralarında biraz oynadı miniklerimiz. Biraz da rahat vermeyip oradan oraya koşturdular tabii. Yine de çok keyifli bir kahvaltı oldu. Sonrasında biz de çocukların peşi sıra koşturabilecekleri yere geçtik.
Yaprakların üzerinde dolaşıp, gönüllerince oynadılar. 


Daha sonra çocukları pusetlerine koyup müzeye doğru yol aldık. Kabataş'a kadar yürüyüp tramvaya bindik. Çocukların toplu taşımaya ilgisi büyük. Trene binelim diye coştular.
Müzeye varınca ücretsiz giriş olmasına rağmen bilet almamızı istediler. Ücretsiz bileti alınıyormuş. Neyse hep birlikte çıkmanın bir anlamı yok dedik ve bir arkadaş çıkıp biletleri aldı. Biz de girişteki kitapları inceliyorduk. Miniklerin de ilgisini çekmişti havada asılı duran kitaplar.



Sergiyi dolaştık. Tabii çocuklarla biraz hızlı dolaşmak durumunda kalabiliyorsunuz. Sergi, Türkiye'de sinemanın, 1914 yılından bu yana uzanan 100 yıllık serüvenini anlatıyor.
Türkan Şoray köşesi yapmışlar, ne hoş :) 
Yılmaz Güney, Hülya Koçyiğit gibi sanatçılara da ayrılmış köşeler vardı.

Gazete kupürlerinin arasına koydukları minik ekrandan, eski filmleri gösteriyorlar. 
Biz bu müzik aletine bayıldık. "Sahibinin Sesi" adlı bir plak markasının logosuymuş eski tip bir gramofon hunisine bakan köpek. Plak döndükçe bu iki figür de dönüyordu. İpek de merakla izledi. 
Eskileri anımsatan, sinema dünyasına nostaljik bir tur yapmamızı sağlayan sergiden ayrılmadan önce fotoğraf çekimi için yerimizi aldık.

Daha sonra biz, İpek'in öğle uykusu nedeniyle mekandan biraz erken ayrılırken, bazı arkadaşlar müzenin keyfini kafeteryasında devam ettirmek istediler.

Sergi 4 Ocak'ta sona eriyor. Perşembe günleri sergiye giriş ücretsiz. Gitmişken "çok sesli" adlı sergiyi de gezebilirsiniz. Biz gezdik. Gerçekten "çok sesli" bir bakış vardı modern sanata.

İyi gezmeler....









Bir Ümitle Çıktık Yola

2 Yorum
          Geçen haftaki yazılarımdan birinde bahsettiğim Avrupa yakası'nda açılması planlanan interaktif çocuk kütüphanesi için ilk adımı bugün attık. İstemek ve başlamak, yolu yarılamak anlamına gelir bence. Bu projenin hayata geçmesini isteyen gönüllüler mevcut. Daha önceki projesinde başarılı olmuş bir öncü de var. O halde amaçladığımız yere varmak için yeter ki mücadele etmeye kararlı olalım.
           Sosyal medya üzerinden haberleşip buluşma mekanı olarak Ihlamur Kasrı'nı belirlemiştik. Bu projede yer almak isteyen herkese açık olduğunu belirttik. Sabah saat 11.00'de buluştuk. Kasrın içinde üst katta odalarından birinde toplandık. Çocuklarımız da bizimle olduğundan, onlara da oyalanacakları etkinlikler ayarladık.


Esra Akçay Duff Anadolu yakasındaki interaktif çocuk kütüphanesinin açılması için ciddi emek harcayan ve projeyi buralara taşıyan kişi. Kütüphanenin kurulması istenmesindeki amaç ailelerin çocuklarıyla gidip ücretsiz olarak vakit geçirip sosyalleşebilecekleri bir yere olan ihtiyacı gidermenin yanında. kitap okuyan çocuklar projesini de hayata geçirmek. Çok ciddi emek harcayarak, imza kampanyasıyla başlayıp, belediyeler, bakanlıklar ve pek çok mercilere başvurmuşlar. Bir çok bürokratik engellere takılmalarına rağmen 19 Mart 2014'te Türkiye'nin ilk interaktif çocuk kütüphanesi'ni açmışlar. 

Peki bu kütüphanede neler yapılması planlanmış? "Bu kütüphanede aileler çocuklarıyla nasıl vakit geçirmeleri gerektiğini öğrensinler, çocuk gelişimi, psikolojisi üzerine kendilerini geliştirsinler ve böylelikle kuşaklar boyu aileler çocuklarını keşfeden, öğrenmekten keyif alan yaptığı işten keyif alan bireyler olarak yetiştirsinler." diyor Esra Akçay Duff. 
Hem aileler hem de çocuklar için olan kütüphaneler keşke her mahallede olsa. Ya da olmadı her ilçede. Aileler kendi mahallelerindeki diğer çocuklu aileleri tanısalar, birbirleriyle paylaşımlarda bulunup yardımlaşsalar, bu sayede birbirlerine destek olurken çocukların da sosyalleşmesine katkıda bulunsalar, etkinlikler düzenleyip kendilerinin ve çocukların gelişimlerine katkıda bulunsalar....Peki böyle yerlerin açılması zor mu? Evet belki ama imkansız değil... 

Daha yolun başındayız. Ama önümüzdeki örnek bizi cesaretlendiriyor. İlk olarak bir imza kampanyası başlatmayı hedefledik. Gerekli sayıya ulaştıktan sonra biz de gidip görüşmeler yapacak, yer arayışında olacağız.  
Bugün bizim için hayal olan, yarın başkalarına yol gösteren fikir olabilir. Değişim bir kişiyle de başlar. Ben tek başıma ne yapabilirim ki diye düşünmemek, engellerle karşılaşıldığında yılmamak gerek diye düşünüyorum.
Desteklerinizi bekliyoruz....
Sevgiyle....Ümitle...

Bol Vitamin ve Mineral Deposu Ev Yapımı Meyve Suyu

Bol Vitamin ve Mineral Deposu Ev Yapımı Meyve Suyu

7 Yorum
         İpek'e yaptığım meyve suyu ile ilgili pek çok soru alınca, blogta da yer verip faydalı bir paylaşım yapayım istedim.
         Kuru meyvelerden komposto yapımına  lohusalık dönemimde sütümün artması için başlamıştım. Bir yerde okumuştum sütü arttırıcı içecekler diye. Kuru incir, mürdüm eriği şeker eklenmeden bir miktar suda kaynatılıyor. Suyunu sabah akşam içiyorsunuz. Bu tarifi bir kaç ay boyunca yapıp içmiştim. Aynı zamanda bağırsaklara da iyi geldiğinden, özellikle doğum sonrası sorunlardandır, içmeye devam etmiştim.
         İpek katı gıdaya geçişte başlarda meyve, sebze pek çok şeyi yiyordu. Sonra 1.5 yaşından sonra ve özellikle 2 yaş itibariyle ciddi bir yemek sorunu başladı. O kadar çok şey okudum ki konuyla ilgili, bu dönemde çoğu çocukta bu durum görüldüğü, üzerinde çok durulmaması gerektiği yazıyordu. Yine de yemeyen çocuğunuza ne yapabilirim düşüncesinden kurtulamıyorsunuz. İpek meyve de yememeye başlayınca belki meyve suyu içer diye düşündüm. Üstelik doğru düzgün bir şey yemediği için de kabızlık problemi baş göstermişti. Hepsine iyi gelir diye evde komposto hazırladım. İçinde bulunan vitamin ve mineraller günlük besin ihtiyacını da karşılaması açısından faydalı olacaktı.
        Her gün bir bazen iki bardak severek içiyor. Dışarıya gittiğimizde de yanımda taşıyorum. Hazır meyve sularını hiç kullanmadım. Gerek de yok zaten. Ben bile tadını seviyor, bazen içiyorum. İçindeki kuru kayısının faydaları saymakla bitmez. Yüksek dozda demir, kalsiyum, fosfor ve magnezyum içermektedir. Vücutta biriken zararlı maddeleri dışarı atmakta etkin olan meyve, aynı zamanda kan dolaşımını hızlandırmakta, bağışıklık sistemini güçlendirmektedir.  Ama rengi koyu olan adına "günkurusu" denen kayısı türünden olmalıdır. Açık renkli olanları kükürt işlemi görmüş oluyor. Hurma,insan vücudunun sağlıklı ve zinde kalabilmesi için hayati önem taşıyan 10'dan fazla element içermekte. Hatta bilim insanlarının, insanın sadece hurma ve suyla yıllarca yaşayabileceğini belirttiklerini okumuştum bir yazıda. Günlük besin ihtiyacını karşılamaya yetecek bir meyve ise hurma, her gün vermekle iyi ettiğimi düşündüm. Kuru incir, içerdiği yüksek orandaki protein, vitamin ve mineralleri hücrelerin yenilenmesini sağlıyor. Gribal enfeksiyonların önlenmesinde de etkili. Bu yüzden de kış aylarında eksik etmemek gerekiyor.

      Gelelim bu muhteşem içeceğin tarifine:
3 adet hurma
3 -4 adet kuru kayısı
2-3 adet kuru incir

Küçük bir tencereye malzemelerin üzerini örtecek kadar su ekliyorum. Kaynayınca hemen altını kapatıyorum. O sıcaklıkla meyveler şekerini veriyor. soğuyunca buzdolabına kaldırıyorum. Ertesi güne kadar bekletirseniz tadı daha iyi oturmuş oluyor. Ben bazen mürdüm eriği de ekliyorum. Ya da kuru erik de ekleyebilirsiniz.

Şifa ve afiyet olsun :)))

Kasım Ayı Çekilişleri

1 Yorum

        1- Defne Nil ve Zeynep Lâl: Nite Nite Lightzzz Uyku Arkadaşı İsteyen Var mı?: Herkese merhabalar..  Çocukların uykuya geçiş sürecini kolaylaştıracak bir hediyemiz var. Hepsienteresan   5 şanslı çocuğa  Nite Nite...

        2- Cansuyumca: Size hediyelerim var !: Herkese merhabaa :) sanirim çekiliş yapmanın vakti geldi geçiyor bile. Çam sakizi çoban armağanı hediyeler hazırladım size umarım beğ...

        3- Sebnem's Blog Alışveriş,makyaj,moda ve dahası....: Yeni Çekiliş Başlasın:)))))): Herkese Merhaba, Yeni bir çekilişle daha karşınızdayım:) Öncelikle beni okumaya değer bulan herkese  teşekkür etmek istiyorum, ...

        4- hanesus: 2. Kitap Çekilişim Başlasınn =): Arkadaşlar merhaba. Size çekiliş başlatmak istediğimi ama kararsız kaldığımı söylemiştim. Yorumlarınıza minnettarım ve hepinize ay...




     
Hatıralar Kitapla Bütünleşince

Hatıralar Kitapla Bütünleşince

Yorum Ekle
        Hediye konusuna kendimce bir çözüm bulmuş durumdayım. Fotoğrafları bir kitapla birleştirmek bence muhteşem bir fikir ve sunulacak eşsiz bir hediye.  En sevdiğiniz fotoğraflardan kendiniz için de bir fotokitap hazırlayabilirsiniz tabii. İşin tek zor olan kısmı fotoğraf seçimi.
        Bahsettiğim konuyla ilgili daha detaylı bilgiye geçeyim. Fotokitap yapmak için fotoğraflarınızı siteye yüklüyor, seçtiğiniz renk ve temalarla bir kitap oluşturuyorsunuz. Başta fotokitap olmak üzere, takvim ve kartpostal ürünleri de olan afilli kitap ile( www.afillikitap.com ) harika tasarımlar yapmanız mümkün.
        Hatıralarınızdan oluşan bu kitaba fotoğrafları, ister karışık ister kronolojik sıraya göre koyabilirsiniz. Hazırlaması oldukça kolay olan  bir uygulamayla afilli kitap yenilenmiş bulunuyor. Bu yeni uygulamada "arkadaşını davet et" seçeneği var. Bu nasıl bir şey? Şöyle ki hazırladığınız fotokitap'a arkadaşlarınızı davet edip, onların da fotoğraf eklemesini sağlayabiliyorsunz. Böylece fotokitabınız ortak hatıralarınızla zenginleşecek ve tek bir fotokitap herkesin katkısıyla hatıralardan oluşan bir başucu kitabına dönüşecek.

        Afillikitap.com’un yeni kolaylıkları bunlarla da sınırlı kalmıyor. Yenilenen menüsüyle artık
kullanılmayan fotoğrafları ayrı bir bölümde görebilecek, projelerinizin kapak sayfalarını görüntüleyerek hangi kitabın içinde ne olduğunu çok daha kolay anlayabileceksiniz. Ayrıca sipariş verirken aynı Afillikitap’tan farklı boyutlarda da sipariş verebileceksiniz. Fotokitap'ı hazırlarken, etiketler, farklı konseptler seçiminize bağlı olarak renkli görüntüler ortaya çıkıyor.

        Şimdi de İpek için bir fotokitap hazırlamak istiyorum. Başta da söylediğim gibi beni en zorlayacak kısım fotoğraf seçimi olacak. Ben yine İpek'in fotoğraflarına bakıp "Bu da çok güzel, bu da, bu da..." diyerek bir türlü seçimimi yapamayacağım. O yüzden zaman aralığını kısaltayım bari dedim. İpek'in 2 yaşından sonraki fotoğraflarıyla (3 aylık bir süre)bir fotokitap hazırlamaya karar verdim. Çünkü 1 yaşına kadar olan fotoğraflarından kısa bir film yapmıştım daha önce. Bu sefer de fotokitap hazırlarım, değişiklik olur diye düşündüm.

       Afillikitap’da standart olarak beyaz yan sayfa kullanılıyor ama siz seçtiğiniz temaya göre siyah yan sayfa da kullanabilirsiniz. Bunun için tasarımınızı tamamladıktan sonra sipariş aşamasında siyah yan sayfa seçimi yapmanız yeterli.

       Ayrıca Afillikitap’ınızda videolarınızı da ekleyebiliyormuşsunuz. Tek yapmanız gereken internet üzerindeki videolarınızın URL adresini kitabınıza ekleyeceğiniz kare koda kopyalayarak yapıştırmak!

       Nasıl hazırlarım böyle bir şeyi diye düşünüyorsanız, söyleyeyim afillikitap.com'da ayrıntılarıyla çok güzel anlatmışlar. A'dan Z'ye tüm adımları gösteriyor. Herhangi bir sorunla karşılaşırsanız da afillikitap.com'da online destek hizmeti de alabiliyorsunuz.

       İster doğum günü hediyesi olarak düşünün, ister evlilik yıldönümü ( ben bu şıkkı daha önce değerlendirmiştim)ya da kendinize veya çocuğunuza hoş bir anı hazırlayın, çok keyif alacağınızı söylemek istiyorum. Hele kitabı elinize alınca ne güzel bir şey yapmışım diyeceksiniz.

       Bu keyifli deneyime katılmak isterseniz yapmanız gereken www.afillikitap.com'a tıklamak olacak. Gerisi size kalmış.

      İyi eğlenceler.....

Hem Eğlence: Özgürlük Parkı, Hem Destek: İnteraktif Kütüphane

Yorum Ekle
        Nihayet Özgürlük Parkına gitmek üzere toparlanabildik. Bu kez araçlarımızla gitmeyi planlamıştık. Sözleştiğimiz saatte buluştuk. Köprü trafiğini saymazsak kolay ulaştık varış noktamıza. Hepimizin aklındaki ilk şey, oturup bir şeyler yeyip içmekti tabii. İpek ise arabadan iner inmez trene binmeyi sayıklıyordu. Daha önceki gelişimizde unutamadıklarından biriydi tren.
        Güneşin tatlı tatlı geldiği kafede çaylarımızı  yudumlarken, bu hafta için bir plan daha yapmayı, güzel havaları değerlendirmeyi kararlaştırdık.
Çocuklar, hemen önümüzde tur atan treni görüp baskılarını arttırınca, biz de doğruca o tarafa doğru yollandık. Nostalji treni "Arkadaşım Eşşek" şarkısı eşliğinde turuna başlamadan önce vagonlara dağıldık. Şarkı boyunca süren tur, çocukların olduğu kadar bizim de hoşumuza gitmişti. 

Trenden indikten sonra istikamet kütüphane oldu. Sevgili Esra ile de orada buluşacaktık. Esra Akçay Duff ve kütüphaneyle ilgili daha önce burada ayrıntılı bir yazı yazmıştım.
 
Kütüphanenin kurucularından olan Esra Akçay Duff', ikinci proje için kolları sıvamış bile. Avrupa yakası için bir tane daha açılması düşünülüyor. Bu noktada da bizler de desteklerimizi sunmak için elimizden geleni yapacağız. Bu heyecan verici projeyi konuşmak için buluşacaktık kendisiyle. Biz kütüphaneye vardığımızda Esra henüz gelmemişti. Az sonra kitap okuma etkinliği olacağı söylendi. Çocuklar hemen kitaplara ya da oyuncaklara yöneldiler. Ya da minderli platforma attılar kendilerini. 
Kitap okuma saati geldiğinde görevlilerden biri okumayı benim yapmamı rica etti. Platforma çıkıp bana verilen hikayeyi okumaya başladım. Hikayeden sonra da şarkı söylemek istediler. Birlikte bir kaç şarkı söyledikten sonra, kütüphanenin öğle tatili zamanı gelmişti. 12.00-13.00 arası bir ara var. 
O sırada Esra da geldi. Avrupa yakasına açılması planlanan kütüphane için gönüllülerle bir toplantı yapılacağını haber verdi ve bizi de çağırdı. Bu davete seve seve katılacağımızı belirttik. Çorbada bizlerin de tuzu olsa fena mı olurdu? Önemli olan işin peşini bırakmamaktı. Gelişmeleri buradan yazarım inşallah. 

Görüşmemiz ardından, çocuklarımızın isteği üzerine oyun parkına geçtik. 










Birlikte geçirilen güzel bir gün ve son derece faydalı ve önemli bir projeye ortak olma hayalinin ardından dönüş yoluna geçildi. Dönüş yolundaki trafiğin azizliği ve çocukların uykularını arabada geçiştirmeleri pek iyi olmasa da yine harika bir gün geçirdiğimizi söylemeliyim.



İpek kızım bu kez de "meyme (meyve) ağacını elinden düşürmedi. Gün boyu yanında taşıyarak güne damgasını vurdu
:)))))