Bayram Dediğin...

6 Yorum
      Bayramın, kelime anlamlarından biri de sevinç, neşe demektir. O halde bayramlar sevinç ve neşe getirmelidir. Birisini mutlu etmek de bayramdır, hele de kendimizi. Son zamanlarda bana bayram gibi gelense, kendime ve kendimize(eşim ve ben) ayırabildiğimiz vakitler. Bu bayram eşim ve bana bayram hediyesi verildi. Bize ait zaman. Kızımızı uyuttuktan sonra ( sanki bir şeyler çakmış gibi de çok zor uyudu )ablama bırakarak, nihayet sinemaya gittik. Uzun zamandır İpek'i bırakıp beraber bir yere gidemiyorduk. O yüzden yukarıdaki kelime anlamıyla bayram ettik :)))

      Getirdiği tarif edilmez mutlulukla birlikte çocuk sahibi olmak aynı zamanda çok büyük bir sorumluluk ve yük altına girmektir. Yük derken kastettiğim taşınmaz ve çekilmez yük değil elbette. Ancak hayatınızı ikinci plana itecek ve her hareketinizi ona göre planlayacağınız, ona göre düşüneceğiniz bir yola girmek demek bir yandan da. Bu anlamda da taşımaktan gurur duyduğunuz, asla yerine başka bir şey koyamayacağınız bir yük. Gelgelelim uğrunda her şeyi feda edebileceğiniz bu sevgiye rağmen, çoğumuzda karşı koyamadığımız sıkılma ve bunalma halleri meydana gelir. Nefes alamayacak, patlayacak gibi hissederiz.

      Sözün özü, kendi adıma konuşayım kızım dünyaya geldikten sonra gözüm başka bir şey görmez, başka bir şey düşünmez olmuştum. Her anımı ona bakarak geçirmek, hatta yanımda başka kimse olmasın istiyordum. İşime uzun bir süre ( 3 yaşına gelene kadar ) ara verme kararı almıştım. Bu süre içerisinde kızımızı kendim büyütecek, onu en güzel şekilde yetiştirecektim. Herkesin bildiği annelik zorlukları uykusuzluklar, çoook sabır gerektiren haller, 3564 voltluk enerji gereksinimi benim de yaşadığım haller oldu. Ve sonra zamanla gözüm başka şeyler görür, beynim başka şeyler düşünür oldu. Özgür zamanlarımı özledim. Anlık kararlarımı, bağımsız isteklerimi, yalnız kalabilme lüksünü...Hele kızım 2 yaşına geldikten sonra sabırlı olmaya ve sakinliğimi korumaya duyduğum ihtiyaç hat safhaya çıktı. Bununla paralel olarak da kendime ait zaman ihtiyacı...

      İlgili çok şey okudum, uzmanlarla görüştüm, annelerle konuştum. Hissettiklerimden ötürü suçluluk duymamak gerektiğine ikna oldum. Ve anladım ki, eğer kendime vakit ayırabiliyor, özlem duyduklarımı yapabiliyor, azıcık evden uzaklaşabiliyorsam, bambaşka bir ben olarak dönüyordum.

      Geçen akşam, eşimle birlikte sinemaya gitme fırsatı bulup da, döndüğümde hissettiklerimi paylaşmak istedim. İnanılmaz gerekli ve önemli bir şey bu. Uzaklaşmak...Özlediklerini yapmak...Mola vermek...Daha pozitif bir dönüş yapmak için şart bu.

       Bir çocuğun mutlu ve sağlıklı bir psikolojiye sahip olması için, önce annenin psikolojisine bakmak ve gerekli bakımı yapmak gerektiğini düşünüyorum. Hoşgörü ve sabır...ancak kendimizin deşarj olduğu hallerde bünyemizde fazlalaşıyor ve kendimiz de dahil ortam huzur buluyor.

    Sevgilerimle...
       

6 yorum

Hehe boşuna demiyorlar 'Cennet annenin ayaklarının altında' diye. Annelik sabır istersen. Bir evlat olarak büyümüş olsam da hala annemin sabrını zorlaya biliyorum. :) Büyütmesi var, büyüdükten ve ergenlik çağına girdikten sonra da problemleri var. Biz hep bebeğiz yani. :D
Allah sabır versin.

cnm selam. seni mimledim. istersen blogumdaki soruları yanıtla

Annelik mucizeler ve şahaneliklerinin yanında ömür boyu bağlanma demek. Ömrünün sonuna kadar kalben de olsa yanında olmak demek ve hep korumak istemek. İşte o yüzden çocukları hiç büyümez.

Teşekkür ederim canım. Hemen bakacağım :))

mutlu anne = mutlu çocuk çok doğru yazmışsın canım harika tespit

Başka türlüsü mümkün mü bilmiyorum. Çocuk zaten ortamda mutsuzluk varsa, stres varsa hissediyor. Çocuktan hiç bir şey saklanamadığı için mutluluk şart :))

Yorum için açıklama