Emzirme Haftası ve Bir Araştırma

Yorum Ekle
            Tüm dünyada 1-7 Ekim tarihleri arasında "Emzirme Haftası" çeşitli aktivitelerle kutlanmaktadır. Konunun önemi ve gündem oluşturması amacıyla ülkemizin de aralarında bulunduğu pek çok ülke, bu hafta içerisinde çeşitli etkinliklere yer vermektedir.
            Emzirme ürünleri grubunda, 30 yıldır emziren annelerin en güvendiği marka olan Lansinoh, Emzirme Haftası'na özel araştırma ( Lansinoh Emzirme Araştırması 2014 ) gerçekleştirdi. Bir çok ülkeyi kapsayan araştırmayla günümüz annelerinin emzirme alışkanlıklarını ve emzirmeye yönelik tutumlarını gözler önüne serdi.

Araştırma İngiltere, Amerika, Brezilya, Çin, Fransa, Almanya, Macaristan ve Türkiye olmak üzere 9 ülkede gerçekleştirilmiş. Araştırmaya, yaşları 18-40 arası bebeği 2 yaşın altında olan 13 bini aşkın anne ve hamileler katılmış.
Lansinoh'un yaptığı uluslararası araştırma, ilginç veriler ortaya koyuyor. Sorulara ve cevaplara şöyle bir göz atalım isterseniz.
"Bir bebeği beslemek için en iyi yol emzirmek midir? " diye sorulduğunda, tüm ülkelerde annelerin çok büyük bir bölümü "evet" diyor. Türkiye'de bu oran %98,5. Bu soruda en düşük oran Fransa'da. 

İdeal emzirme süresi
Bu sorunun cevabı ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor. Çin ve Türkiye dışındaki ülkelerdeki annelerin büyük bir oranı bu süreyi 6-12 ay olarak belirtiyor. Ancak Türkiye bu konuda bir istisna. Annelerin %53'ünün hedeflediği emzirme süresi 12-24 ay ve %43 gibi önemli bir oranda da bu hedefini gerçekleştiriyor. Dünya Sağlık Örgütü de 2 yaşına kadar anne sütü verilmesini öneriyor. Yalnız bu konunun tek dezavantajı annelerin 2 yaşa doğru sütten kesmek isterken bunu nasıl yapacağını kara kara düşünmesi. Hem kıyamıyorlar hem de artık 2 yaşında bıraktırmak gerektiğini düşünüyorlar. 

Gelelim emzirme zorlukları konusunda verilen cevaplara: 
Araştırmaya katılanların büyük bir çoğunluğu en yaygın cevap olarak gece emzirmek için uyanmak veriliyor. Türkiye'de annelerin %37'si gece uyanmayı en büyük zorluk olarak görürken, %30,5 oranında toplum içinde emzirmek zorunda kalmak ikinci sırayı alıyor. Bir diğer zorluk da emzirmeye bağlı yaşanan ağrılar. ( Bu sıkıntıyı yaşamayanlara ne mutlu. Doğum sonrası depresyona davetiye çıkaran bir durum. )

Doğru mu, Yanlış mı, Doğal mı?
Toplum içinde emzirmek Türkiye'de annelere göre %20 oranında yanlış bulunuyor. Bu oran diğer ülkeler arasında en yüksek olanı. İngiltere, ABD ve Brezilya'daki annelerin çoğunluğu bunun tamamen doğal olduğu görüşünde. Öte yandan Çin ve Fransa'da en yüksek oranda utandırıcı olduğu söyleniyor.  

Lansinoh'un annelere sorduğu bir başka soru ise; "bebeğinizi emziremeseydiniz bundan ötürü suçluluk duyar mıydınız?"
Bu soruya Almanya hariç tüm ülkeler den çok yüksek oranda evet cevabı gelmiş. Almanya'daki annelerin %61'i hayır demiş. ( Ben Almanya yerine Fransa olduğunu düşünmüştüm.) Türkiye'de ise ağır bir vicdani baskı var. Evet diyenlerin oranı %91. ( Emzirebilmek için gerçekten çok çabalıyoruz. Çaylar, yemekler, otlar ve daha neler neler...)

Çalışan Annelere Yönelik yapılan araştırma sonuçları
Türkiye'de doğum izni, öncesi ve sonrası olmak üzere 16 hafta. Bu da annelerin henüz bebekleri 2 aylıkken işe dönmek zorunda olması demek oluyor. Buna karşılık Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmesini öneriyor. 
Bu durumda süt izni konusu gündeme geliyor. 
Yapılan araştırmada çalışan annelere " Doğum izninizden sonra işe başladığınızda günlük 1.5 saatlik süt iznini bebeğiniz 1 yaşına gelene kadar rahatça kullanabildiniz mi ya da kullanabileceğinizi düşünüyor musunz?" sorusu sorulmuş. Sadece %49 oranında evet cevabı alınmış. Buna karşılık;
Yöneticimin emzirmeye karşı tutumundan dolayı süt iznimi kullanamıyorum: %21
Servisle ulaşım sağladığım için süt iznimi kullanamıyorum: %20 
İşimin yoğunluğundan dolayı emzirme iznimi kullanamıyorum: %10 
oranlarıyla hayır cevapları alınmış.

Anne sütü sağma koşulları ve göğüs pompası kullanımı
Araştırmaya katılan annelerin çoğunluğu göğüs pompası kullanıyor. Türkiye'de bu oran %72.6. Çin %85 ile en yüksek oranda kullanım sağlarken, Fransa %65 ile en düşük. 
"İşyerinizde anne sütünün sağılması ve uygun koşullarda saklanması için uygun ortam sağlanıyor mu?" sorusuna çalışan annelerin %73'ü evet cevabını vermiş. Bu noktada da göğüs pompaları ve süt saklama poşetleri gibi ürünlerin yardımı ve yöneticinin emzirme konusundaki tutumu önemli yer tutuyor. 

En Yakın Hissedilenler
Annelik yaklaşımı açısından Türk annelerinin %48'inin kendisine en yakın hissettiği ve en güvendiği anne Gülben Ergen olmuş. Tüm ülkeler toplamında ise bu kişi: Angelina Jolie. 
Annelere "Daha fazla ünlü anne bebeğini toplum içinde emzirirse, kendinizi toplum içinde emzirme konusunda daha rahat ve güvende hisseder miydiniz?" sorusu sorulmuş. Cevap ise %54 oranında evet olmuş.
Çünkü ünlülerin toplum içinde emzirerek bu konuya olan baskıyı azaltmada etkin olacaklarına inanıyorlar. 
Türk anneleri emzirme konusundaki en büyük zorluklardan biri olarak toplum içinde emzirmeyi görüyorsa, bu konuda ünlülere büyük görev düşüyor. 

Emzirme Haftasına yönelik pek çok ülkede her sene yaptığı araştırmayı bu sene de yineleyen Lansinoh'a verdiği bilgiler için teşekkür ediyoruz.








Sonbahar Etkinliklerimiz (2)

Yorum Ekle
Sonbahar etkinliklerimiz (1)de sonbahar masası oluşturmuş, yaprakları ve tohumları kullanmıştık. Bu etkinliğimizde ise yapraklardan başka evde bulunan artık malzeme de kullandık. Hem de en kolayından, en evde bulunanından. Kağıt havlu rulosu bize harika bir ağaç gövdesi oldu. Kağıt havlu rulosunu önce kahverengiye boyadık.

Sonra dallarını yapmak için makasla bu şekilde kestim.
Kestiğim dallara yapıştırıcı sürdük. 
Sonra da yaprakları yapıştırdık.





Sonbahar ağacımızı tamamlamış olduk.

Bu da diğer ağaç-yaprak etkinliğimiz. 
Eva süngerden 3 tane ağaç şekli kestim. Ağaçların üzerilerine sayılar yazdım. 1.ye 1 dal yapmaya çalıştım. 2.ye 2 dal, 3.ye 3 dal. Böylece sayılarla yaprakları eşit olarak koymasını sağlayacaktım.


Ben söyledikçe yapıştırdı. 
Ağacın üzerinde yazan sayıya göre yaprak koyduk. Hem sayıları kavramış oldu. Hem el becerilerini geliştirmeye yaradı. Hem de ortaya çıkan sonuçtan çok memnun oldu. Yaptığı ağaçları herkese göstermek için can attı.

Sonra ise bir baktım bütün hepsini almış kendince bir oyun kurmuş. Doğa işte, böyle oyuncaklar da barındırır içinde.





Sevgilerimle...



Boş Kutudan Müzik Aleti Yaptık ( Rainstick )

Yorum Ekle
Önce sert yuvarlak bir kutu bulunur. Kağıt havlu rulosu da olur. (Biz pringles kutusu kullandık) Üstüne çok sayıda delik açılır. O deliklerden kürdanlar ya da çöp şiş sokulur.
 Dış tarafta kalan fazlalıklar kırılır. Kutu yırtılmasın diye her tarafı sıkı bir şekilde tamir bandı ile sarılır. 
İçine çeşitli ebatlarda kuru bakliyat ve ya şekilli makarna atılır. Kutunun kapağı kapatılır.
 Dışı süslenir.


Yağmur çubuğu, uykudan uyanan İpek'ime uyandırma enstrümanı oldu. Salladı oynadı. Daha sonra ben elime aldım, beni izledi. Müziğin hayatında önemli bir yeri olan kızım için ( bazen söyleyeceklerini şarkı söyler gibi söylüyor. Bunu bebekliğinden beri yapardım ona ) sık sık kullanacağı bir müzik aleti olacak sanırım.


Bu arada merak edenler için ekstra bilgi: Yağmur çubuğu (rainstick) Afrika, Yeni Zelanda, Hindistan, Orta ve Kuzey Amerika da dahil olmak üzere bir çok toplum tarafından kullanılmış.
Yağmur yağdırmak için üretilmiş ancak aynı zamanda iyileştirmede, meditasyonda da kullanılmış.
Yağmur çubuğu, onu kullanan kişi tarafından yapılırsa psişik bir alet olarak çok etkiliymiş.
Yağmur sesinin, dinlendirici ve huzur veren bir ses olduğunu düşünürsek bu şekilde de kullanılmasına şaşırmamak gerek.

Keyifli dinlemeler :)))

Oyun Odası Olan Kahvaltı Mekanı

2 Yorum
          Bayılıyorum böyle yerlere. Bence ihtiyaca cevap verecek kadar yok. Yeme-içme yerlerinde biz de rahat etmek istiyoruz. Mekanın içinde ayrılacak bir bölüm, çocuk oyun alanı istiyoruz.
          Bugün İstanbul International School'un davetiyle kahvaltı için Nakkaş Kebap restorandaydık. Yeri Nakkaştepe'de ve boğaz manzaralı. Köprüden çıktıktan sonra çok yakın. Pazar erken saatte hiç trafik de yoktu tabii, kolayca gittik.  
Burası 2 katlı bir yer. Her iki katında da organizasyon vardı. Bizim kahvaltımız alt kattaydı. Kocaman bir salondu ve içinde büyük sayılabilecek bir çocuk oyun odası bulunuyordu. İpek zaten daha yanımızda durmadan doğruca odaya koştu. Oyun salonunun içinde çeşitli oyuncaklar, masa-sandalyeler vardı. En güzel yanı ise içeride çocuklarla ilgilenecek sürekli en az iki kişinin gözetmen olarak bulunmasıydı. Kızımı gönül rahatlığıyla orada bırakıp, kahvaltımı yapabildim. Bu benim için çok büyük bir lükstü. Gerçi arkadaşlarımızın yaşça İpek'ten büyük kızları da yanındaydı ve gayet kollayıp koruyordu İpek'i. Ama yine de kahvaltınızı ederken, ara sıra kontrol ederek çocuğunuzu bırakabileceğiniz bir yer. 



       Kahvaltısına gelecek olursak benim sevdiğim cinsten yani her şey ayağınıza geliyor türündendi. Açık büfe kahvaltıları sevmiyorum açıkçası. Sabah sabah kahvaltı keyfini yaparken biraz tembel olayım istiyorum. Çeşitlerin bolca kullanıldığı serpme kahvaltı şeklindeydi. Ancak masaya sürekli yeni bir şeyler geliyor, masada koyacak yer bulamıyorlardı. Hizmet gayet titiz ve hızlı, kalabalığa rağmen de ilgiliydiler. 
        Kahvaltı ürünlerine gelince işin o kısmı da epey tatmin edici. Cumhuriyet Köy'deki kendi özel bahçelerinde hormon ve zirai ilaç kullanmadan ürettikleri sebze ve meyveleriyle aynı zamanda hem lezzetli hem de doğal lezzet sunuyorlar. 
         Mekanın dışarısında bahçesi de var. Havanın güzel olduğu günlerde çocuklar bahçede oynarken de onları izlemeniz mümkün.

         Arabamızı girişte valeye bırakmıştık. Ücretini sorduğumda yalnızca bahşiş aldıklarını söylediklerinde yine şaşırdım. Bizim yakada böyle bir hizmeti ücretsiz bırakmazlardı diye düşündüm. Keşke Avrupa yakasında da bu tarz mekanlar olsa diye iç geçirerek evimize doğru yol aldık.
         İlginizi çektiyse, daha fazla bilgi ve adres için internet adresi: http://www.nakkaskebap.com/

               Keyifli pazarlar, iyi hafta sonları dilerim.....

Sonbahar Etkinliklerimiz (1)

2 Yorum
         Geçen gün sonbaharı tanıyalım yazımda anlattığım, topladığımız nesnelerle çeşitli etkinlikler yaptık. Öncelikle topladıklarımızı küçük bir masanın üzerinde sergiledik. Sonbahar masası oldu.
Daha sonra yaprakları ve diğer topladıklarımızı gruplandırdık. İçlerinde manolya, çam, at kestanesi, zakkum, çınar ağaçlarının yaprakları vardı.
Küçük top gibi olanlar sığla ağacı meyvesiymiş. Olgunlaştıkları zaman sertleşir, tohumları dökülürmüş. Çok ilgimi çekti araştırdım. Diğeri ise manolya ağacının tohum kozalağı. En sevdiklerimden.
Bunlar da at kestanesi ağacından düşenler.
Hala sararmamış, yeşil yapraklar da vardı. Sığla ağacının yeşil yaprakları.

Meşe palamudu ağacının meyvesi. Daha doğrusu dış kabuğu.
Bu kabuktan harika bir düdük olurmuş, onu öğrendik. İşaret ve orta parmağınızın ortasına yerleştiriyorsunuz ve üflüyorsunuz. İpek şaşkın bir şekilde bunu yapan babasına baktı ve o da aynını yapmak istedi. E tabii olmayınca o da, yüzük yapmakla yetindi :)))


Yaprakları Eşleştirme
Hem yapraklarla eşleştirme yapsın hem de sayılarla ilgili bir etkinlik olsun istedim. Eva süngerinden yaprakların şeklinde parçalar kestim. Üzerlerine de sayılarını yazdım. Aynı şekilde yaprakların üstüne de sayılar yazdım. İpek de eşleştirdi. Bir yandan da sayıları söyledik. Türkçe ve İngilizce.









Kozalak Süsleme
En sevdiğim ağaçlardan olan manolyanın yaprakları ayrı, tohumları ayrı güzel. Yaprakları etkinliklerde kullanmak için çok ideal. Kalın ve sağlam yapısı ile çeşitli etkinlikler yapılabilir. Biz önce tohumu ile süsleme yaptık. Minik pon ponları üstüne taktık ve süsledik.



Çok şirin oldu. 

Diğer etkinliklerimiz için takipte kalınız....
Sevgiler.....