Çocuklara Yabancı Dil Nasıl Öğretilir?

8 Yorum
                                                          
                                                                                  http://www.setkitap.com/asp/menu_items.asp?ID=43 sitesinden alıntıdır.

             Çocukların yabancı dil öğrenmesi ile ilgili yazımda, çocukların ikinci dili öğrenebileceği ortamları yazmıştım. Bu yazımda ise yabancı dili nasıl öğretebileceğimiz konusundan bahsetmek istiyorum.
             Biz  İpek ile çift dille iletişim kurarak yabancı dili öğrenmesi yoluna gitmedik. Sebeplerini diğer yazımda belirtmiştim. Ama eşim ve ben zaman zaman İngilizce konuşmayı, etkinlikler yapmayı sürdürdük.  İletişimimizi ana dilimizle (Türkçe) kurduk, ancak İngilizce de konuşarak, kitap okuyarak destek verdik. Şimdi İpek bazı konuşulanları, sorulan soruları anladığı gibi, İngilizce şarkılar söyleyip alfabeyi sayabiliyor. Diyeceğim şu ki, öğretilen her şey bir işe yarıyor. En azından kulak aşinalığı olup, sağlam bir alt zemin hazırlıyor. Gelelim neler yapabiliriz konusuna.

             *Henüz konuşamayan bir bebek, duyarak ve dinleyerek yabancı dile aşinalık kazanır. Benim bebeklikten beri İpek'e söylediğim şarkılar vardı. Büyük bir dikkatle beni dinlerdi. Mesela en sevdiğim ninniler şunlardı.
1- Lullaby and Goognight ( Dinledikçe ilk bebeklik günlerini ve hamilelik günlerimi hatırlıyorum. Bu müzikleri hamileliğimden itibaren dinledim ) Hala bu ninniyle uyur. Sözsüz versiyonunu dinleyerek.
2-  Little Baby Sleep
 3- Hush Little Baby
 4-  Rock A Bye Baby

       * Aynı şekilde kitap okunarak, resimler gösterilerek yine kulak aşinalığı kazandırılır. Bu kitaplar biraz daha büyüyünce etkinlik kitaplarımız oldu.
Kitapta yan tarafta verilen nesneleri resmin içinde buluyorduk. İngilizce soruyor, söylüyorduk. Zamanla yandaki resmi göstermeme gerek kalmadan, bir nesneyi İngilizce sorduğumda resimden gösterebiliyordu. 
Türkçesi ve İngilizcesi birlikte verilen bu kitap, İngilizcesini geliştirmek isteyen ebeveyn için de uygun olabilir.

Kelimelerin resimlerle birlikte verilmesi hafızada kalıcılığı sağlıyor. 


     *Konuşmaya başlayan çocuk, yeni kelimeler öğrenirken, İngilizcesi de birlikte verilebilir. Dışarıda dolaşırken, hayvanları tanıtırken, gördüklerinin İngilizce anlamlarını da verirdim. Mesela köpek görünce "dog" demeyi, çiçekleri koklarken "flower" demeyi de öğretiyordum. Hem bunları ders olsun diye değil, zevk olsun, eğlence olsun, daha çok konuşma olsun diye de yapardım. Çünkü o kadar açıklar ki öğrenmeye, ve de istekliler ki bir şeyler kapmaya, büyük bir dikkatle dinliyorlar bizi.

        *Şarkı dinlemenin, söylemenin etkisi de oldukça fazla. Hatta öğrenmenin en eğlenceli yolu. Bizim günlük her sabah dinlediğimiz belli şarkılar vardı. 
 Brush my teeth Dişlerini fırçalarken söylemek, diş fırçalamaya da teşvik de ediyor
Yes No Please İlk bilmesi gereken kelimelerden oluşan şarkı
Days Of The Week Günleri de öğrendi
Shapes song Şekiller
Shapes song Şekiller
Phonics song Alfabeyi öğrenirken seslerle öğreten şarkı
Phonics song Farklı bir versiyonu
ABC song Alfabeyi bu şarkıyla öğrendi
Five Little Monkeys Oynayarak öğrendi. Hem söylüyor hem yapıyor :))
Heads and Shoulders Hareketleriyle yapınca vücut bölümlerini de öğreten şarkı

* Bunlardan başka izleyip öğrenebileceği programlar gösterilebilir. İpek'in 2 yaşına kadar TV izlemesini istemedim. Bilgisayar, telefon vs.den de uzak tuttum. Şahsi fikrim ne kadar geç tanışırsa o kadar iyi olduğu yönünde. Artık 2 yaşını geçtiğinden sınırlı olarak izlettiğim çizgi filmler, şarkılar var. Yukarıda yazdığım şarkılar dışında, sevdiklerimizden:  

Wheels On The Bus Bu şarkının pek çok videosu var ancak en çok sevdiği bu.
Ten in the bed Bayılıyor. Chu Chu Tv nin videoları çok ilgisini çekiyor. 
Incy Wincy Spider Taklidini bile yaparak söylüyor.
Nursery Rhymes 20 şarkıdan oluşan çok güzel bir video. Şarkıları sözleriyle birlikte 2 kez üst üste veriyor. Daha sonra da sözsüz olarak yalnızca müzik verip öğretmeye çalışıyor. Yine eşlik etmek isteyen bazı ebeveynlerin işine yarayabilir.
Animal Songs 15 şarkıdan oluşan eğlenceli video.
Smurfs Şirinler çizgi filmini izliyoruz. İngilizce ve 15-20 dakikayı geçmeyecek kadar.

* İngilizce oyunlar oynanabilir. Oynayarak öğrenmek, çocukların en keyif aldığı şeylerdendir. Örneğin; bazı oyuncaklarının İngilizcesi öğretildikten sonra, oyuncak bir yere saklanır. Oyuncağın nerede olduğu sorulur. O oyuncak yerine başka oyuncak gösterilip her birinin İngilizcesi söylenerek o olup olmadığı sorulur. Dikkat çekici bir oyundur. 

          Sonuç olarak çocuklara yabancı dil öğretirken, konu bir ders çalışma gibi görülmemeli ve asla zorlayıcı olunmamalıdır. Öğrendiklerinin bir anda geri dönmesi beklenmemelidir. 

          Dil öğrenmek aynı zamanda zihinsel bir aktivitedir. Bu aktiviteyi olabildiğince eğlenceli hale getirerek yapmak hem bizim hem de çocuk için daha iyi olacaktır.

Rulolarla Boya Baskı Yaptık

6 Yorum
         Yine bir artık materyal değerlendirme, yine basit bir hazırlık ve pratik bir etkinlik. Dolabımda bulundurduğum tuvalet kağıdı rulolarıyla ne yapabileceğime bakarım zaman zaman. Bu kez de http://mamapapabubba.com/2013/05/28/paper-roll-shape-stamps/ sitesinde rastladım etkinliğe. İpek uyurken başladım hazırlamaya. Ruloları ortadan ikiye böldüm.
Elimle şekil verdim. Kolay şekle giriyorlar. 
Kendim bir kaç deneme yapmayı da ihmal etmedim :)) 
Oyun zamanıı diyerek uykudan kalktıktan sonra İpek'e sundum.
Şekillerin adlarını tekrarladıktan sonra, hazırladığım boyalara batırıp kağıda baskılarını çıkardı. 

Çok sanatsal bir çalışma çıktı ortaya :))
Karma desenler, şekiller onun da hoşuna gitti. 


Artık boyalarla oynamayı çok seviyor. Dokunmaktan da rahatsız değil. Ancak temizlenmesini tercih ediyor tabii. Elinden çıkmayan boyaya ise bir şey demiyor. ( Bu yüzden ağladığı zamanları bilirim. ) 

Not: Ortalığın batmaması için önlem almak şart. Kocaman bir örtüyü masanın altına, bir örtü masanın üstüne serdim. İpek'in üzerine de bir önlük takınca iş halloluyor.

Herkese keyifli çalışmalar...







Anne Bebek Dergisi'nde Yer Almak

Anne Bebek Dergisi'nde Yer Almak

Yorum Ekle
Aslıhan GÜNDÜZ = Her şey / Kişisel Blog: Blog'unuz Anne Bebek Dergisi'nde olsun mu?: "Evet evet Anne Bebek Dergisi sayfalarında yer almak istiyorum. Bunun için ne yapmalıyım?" diyen sese hemen cevap veriyorum :)...

Dönüş Yolunda

4 Yorum
          Tatil dönüşünü planlarken, feribot kullanmamaya karar verdik. Çünkü çocukla olunca çok da planlı olamıyorsun. İzmir'den, feribota bineceğimiz yere (Bandırma veya Bursa)  varışımızın saatini kestirmek güç olacaktı. Planlanan saatte çıkamazsak, yolda daha çok duraklamak zorunda kalırsak diye tereddüt ettiğimizden bilet almadık. Kara yolunu deneyelim bakalım dedik. Dedik demesine de hiç de kolay olduğunu söyleyemeyeceğim.
          İpek erken uyandığı için yola çıkış saatimiz de erken olacaktı. 7'de kalkış ve hazırlanıp çıkmamız 8.00 oldu. Ancak 1 aylık bir tatile çıkmanın yükü oldukça ağırdı. Gerçek anlamda ağırdı yani. Şöyle söyleyeyim arabada İpek'in koltuğu, şoför koltuğu ve arkada benim oturacağım yer dışında boş tek bir nokta kalmamıştı. Ve maalesef benim talihsiz kocam bu eşyaları tek başına taşımak durumunda kalınca sağlam bir şekilde sırtını incitti. Yola çıkmadan tadımız kaçtı. Neyse ki zar zor oturabildiği koltukta kımıldamadan araba kullanınca yolculuk sırasında sorun yaşamadık. Ama arabaya her iniş ve binişte epey zorlandı. Benim kullanmamın daha iyi bir fikir olabileceğini söylediğimde ise, arkada İpek'le ilgilenmenin daha imkansız olduğunu söyleyerek bu teklifimi reddetti. Yolculuğumuz şu şekilde geçti.                        
Maze oyunu ilk etkinliğimiz oldu. Çok güzel oynayıp oyalandığı bir oyun.  
Daha sonra sıra çıkartmalı etkinlik kitaplarına geldi. Yaklaşık 2 saati böyle geçirdik. 
Mola vermeye yakın huysuzlanınca, en sevdiği atıştırmalık olan galeta ile yola bir süre daha devam ettik.  
İlk mola yerinde biz çayımızı içerken, o da bol bol koşturup durdu. Ona uygun mekan seçmek önemli. Ne de olsa kaç saat o koltukta oturmak zorunda kalacak.
Mola dönüşünde saat 12'ye gelirken, uyku tulumunu istedi. Uyuma vakti gelmişti. Kemerden giydirmesi zor olsa da bir şekilde hallettim.
 Uykuya daldığında ümidimiz en az 2 saat uyumasıydı. 
 Ancak öyle olmadı. 40 dakika sonra uyanarak ve de üstelik ağlayarak, yolculuğun en eğlenceli! kısmını başlatmış oldu. Uyumak istiyor ama nedense rahat edemeyip uyuyamadığından ağlıyordu. Bir süre sonra sustu ve uyumayacağını anlayınca bir mola verip kendimize gelelim dedik.

Tekrar yola koyulduğumuzda bu sefer ki eğlencemiz müzik oldu. Seçtiğimiz ve birlikte söylediğimiz şarkıları açınca keyfi yerine geldi. Bir müddet de böyle idare ettik.
Nihayet Topçular feribot iskelesine vardık. İpek de feribota bineceği ve denizi göreceği için sevindi. 
Deniz yolculuğu keyfimizi de yaptıktan sonra, kalan yolumuzda yine çıkartmalara döndük. Çıkartmaları oraya buraya, hatta kendi üzerine yapıştırarak epey oynadı.


Uzun ve yorucu bir yolculuğun ardından eve varmak, en az İpek kadar bizi de mutlu etti. 
Home sweet home...Evim evim güzel evim...
Sevgilerle...

Doğayı Tanıyalım 3 (Yaz)

8 Yorum
Yaz deyince başka ne gelir ki akla? Deniz, kum ve güneş. Doğayı tanırken en çok kum, deniz kabukları ve taşları inceledik. Üstelik bu tanıyışımız sürekli haşır neşir olarak, görerek, yaşayarak öğrenme şeklinde oldu.
Kum, taş ve deniz kabukları her çocuk gibi İpek'in de ilgi odağı oldu.

Kumdan yapılan kaleler, çeşit çeşit taşlarla oynanan oyunlar, yosunlar...her şey ilginçti İpek için.
Büyülü güzelliğiyle çocukları başta korkutan ama sonra vazgeçilmez olan deniz, yazın en güzel eğlencesiydi. 

Güneşe çıkılması tehlikeli olmayan saatlerde bol bol güneşlenerek D vitamini depoladı. Buz gibi denize girip soğuk duşlar alarak bağışıklığını kuvvetlendirdi. Pek yemek yemedi, iştahı artmadı ama olsun daha iyi uyudu. Derler ya hani, gıdasını uykudan ve havadan aldı. Enerjisini bol bol harcadı. İlk kez dondurmayla tanıştı. Tabii ki sevdi :)  

Evimizin etrafındaki ağaçları tanıttık. Ceviz ağacı, kaktüs, üzüm asması, elma ağacı, zeytin ağacı. Eve her giriş çıkışımızda isimlerini söylüyordu.

 Evin balkonundan görünen ceviz ağacı ve üzüm asması. Dalından koparıp yemek de ayrı bir güzeldi.

Ceviz ağacının dallarına konan ağustos böceğini tanıdı. 

Doğayla içi içe, deniz ve güneşten bol bol yararlandığımız tatilimizde yaz mevsimini tüm güzellikleriyle tanıdı. Sıcaktan bunalmak hatta vücudunun her yanını saran islik ve alerji ise yazın hoş olmayan yanlarıydı İpek için. 

Her mevsimin yaşanacak güzellikleri, tanınacak özellikleri var. İpek'e tanıtırken ve onunla yaşarken pek çok şeyin daha çok farkına varıyor ve ayrı bir tat alıyorum. 

Her anından keyif aldığımız günler, aylar, mevsimler olması dileğiyle....









La Casa de las Aromas Çekiliş Sonucu

La Casa de las Aromas Çekiliş Sonucu

2 Yorum
     Ekozkozmetik firmasının yapmış olduğu La Casa de las Aromas 100 kişiye hediye çekilişi sonuçlandı. Jaleceanne tarafından yönlendirilen katılımcılardan  birine de çıkması beni çok mutlu etti. Sevgili Nihal Baysal Koçer'e tarafımdan katıldığından ötürü teşekkür eder, kazandığı için de tebrik ederim.

Bu kampanya devam etiği sürece blogumda yayınlamaya devam edeceğim. Sizler de katılmaya devam edin lütfen. Daha çok katılın şansınızı arttırın.

Sevgiler...

Ağustos Ayı Çekiliş Duyuruları

Yorum Ekle
  1-YAĞMURUN DÜNYASI: TABLO ÇEKİLİŞİ: Çok şık bir tablo evinizi süsleyebilir... Güzel bir çekiliş olacak  http://www.atlantistablo.com/  sayesinde çok şık bir tablosuyla...

2- can ve cerenin oyun günlüğü: Çekiliş:)): Daha önce hatırlarsanız Ceren'in ilk yaş günü için hediye çekilişi yapmıştım.Şimdi sıra can'ın doğum günü için yapacağım hediye çek...

3- BİTMEYEN RÜYANIN PERİSİ ♥: Veee BİTMEYEN RÜYANIN PERİSİ'NİN İLK ÇEKİLİŞİ ♥: Herkese Merhaba İlham Perileriiiiiiimmm :) Bugün çok başka bir yazıyla birlikte sizinleyiiiiim ve gördüğünüz üzere yapmak için sabırsızl...

4- http://www.demetoloji.com/2014/08/26/atlantis-tablo-ile-hediye-cekilisi/

5- Seffaf Bulutlar: Blog Deposu 2014: Blog sayfamı takip et çekilişi: Blog Deposu 2014: Blog sayfamı takip et çekilişi : Blog sayfamı takip et çekilişi  Merhaba arkadaşlar, Blog Deposu'nda uzun zamandır e...

6- KENDİNİN RUH DOKTORU: YEPYENİ BİR ÇEKİLİŞ: Merhaba Sevgili İzleyicilerim, Bugün yeni bir çekiliş yapmaya karar verdim. Öncelikle belirteyim ki sırf çekiliş için katılıp sonra ...

7- Kozmetik Perisi

8- !.! gizemce hayat !.!: Gizemce Yaz Çekilişi: Merhabalar, çekilişimin tarihini 1 hafta daha uzatmak zorunda kaldım... Katılımınız ve anlayışınız için çok teşekkür ederim...  Çe...
9- fatosca tadlar: ATLANTİS RESİM İLE KANVAS TABLO HEDiYE :): 2000 yılından beri kalitesinden ödün vermeyen Atlantis Dekoratif Ürünler şimdi de yeni ürünleri ile atlantistablo.com markası altında...
10. Biraz Makyaj Çokça Bakım: "YENİDEN MERHABA" ÇEKİLİŞİ: Merhabaaaaaaa :) Yeniden blog yazmaya başlamamın şerefine çekiliş düzenlemek istedim. Hediyelerimin tamamlanması cuma gününü bulduğu için ...

Tatilde Pratik Etkinlikler ( 3 )

2 Yorum
         Bir başka etkinlik de kağıt havlu ve tuvalet kağıdı rulolarıyla yaptım. En kolay bulunur atık materyal. O kadar çok seçenek var ki... Benim bulduğum şöyle bir şey. Önce ruloyu yuvarlak kestim ve önden arkadan delik açtım.
Sonra da ip geçirdim. Parçaların üzerine de rakam ve harf yazdım.
En öndeki parçaya da surat çizdim. Tırtıl oyuncağına benzetmeye çalıştım.
Aldı, inceledi...

Yürüttü.

Bir tatil oyuncağımız daha oldu. Değişiklik iyidir. Atık malzeme değerlendirmek iyidir. Hele kendin yapıp ortaya bir şey çıkarmak çok iyidir. 

Sevgilerimle...


Çiftlikte Kahvaltı Hediye Çekilişi Sonucu

Yorum Ekle
           Talihli belli oldu. Random.org ile yaptığım çekiliş sonucu kazanan şanslı kişi:
Can Kurt. Kendisini tebrik ediyorum. Benimle 2 gün içinde iletişime geçmesini bekliyorum.

Çekilişi belirlerken video çekimini yaptım.

Bir sonraki çekilişte görüşmek üzere... Sevgiler...

Çocuklar Ağlamasın

Çocuklar Ağlamasın

Yorum Ekle
      Ağlayan bir çocuk gördüğümde her zaman üzülürdüm. Ama şimdi ki hislerim biraz daha farklı. Eğer bir çocuk ağlıyorsa ve annesi (ya da başka bir yakını, baba, büyükanne...)tarafından da azarlanıyor hatta duygusal şiddete uğruyorsa ( ne demek olduğunu az sonra anlatacağım ) olaya müdahil olmamak, bir kaç laf etmemek için kendimi zor tutuyorum.

     Az evvel balkonda oturmuş başka bir yazıyı yazarken, aşağı sokaktan annesinin elini tutmuş, ağlayarak gelen bir çocuk gördüm. Annesi çocuğa kızarak, kendisinden başka hiç bir çocuğun ağlamadığını ( bu ne saçma bir tespit ) sebebinin ise diğer çocuklardan farklı olarak tokat yememesi olduğunu, şımartıldığını söylüyordu. Çocuk ise haliyle ağlamanın dozunu arttırıyordu. Anne hızını almayıp, çocuğa bu anlamsız sözleri söylemesi yetmediği gibi, çocuğun yüzünden kendisi için hiç bir şey yapamadığını, tatil boyunca hep çocuğu mutlu etmeye uğraştığını,( normali bu değil mi?) parkmış, gezmekmiş hep çocuğu düşündüklerini ekleyerek bir de güzel suçladı. Ne yani şimdi dövmedi ve çocuğunu dövmeyen ve her zaman çocuğunun istediğini yapan anne mi oldu? Bu nasıl ağır bir suçlama ve değersiz olduğunu hissettirmedir? İçim parçalanıyor. Kelimenin tam anlamıyla parça parça dağılıyor, acıyor ve midem büzülüyor. Tamam belki abartı hisler ama hiç bir çocuk böyle davranılmayı hak etmiyor. Kızarsın, kural koyarsın, disiplin uygularsın ama sarf edilen bu sözler bence çok ağır. Seni neden doğurdum? gibi bir şey. Kendine de vakit ayır, kurallarını da koy. Bu eziyeti, ne kendine ne de çocuğuna yapma ne olur ya, ne olur.

     Çocuğun her istediğini yapmak, kurak koymaksızın gelişi güzel davranmak, sürekli kendini feda etme halinde olmak doğru değil. Çocuk istedikçe ister. Sınırlarını bilmezse istediğini almak için sonuna kadar direnir, ağlar, sızlar, ve eğer ki bu davranışları sonucunda istediğini elde ederse(karşı tarafın yılması sonucu) dozunu her defasında artırır. Yukarıdaki örnekte de olduğu gibi sanırım anne çocuğun isteği üzerine parka gider. Ancak kalınacak saat baştan konuşulmadığı için çocuk daha çok kalmak için tutturur. Anne oradan çıkıp belki başka bir şey yapmak istemektedir. Kendine ayıramadığı bu zamanın suçunu da çocuğa yükler. Annenin kendini mutlu edecek, rahatlatacak özel zaman ayırması, karşılanması gereken doğal bir ihtiyaçtır. Bunun için imkan yaratılmalıdır. Hiç olmadı çocuk daha erken uykuya yatırılıp, akşam yorgunluğunu atacak, kendine iyi gelecek bir şeyler yapılmalıdır. 

     Ne olursa olsun, kendini mutlu edememenin ya da vakit ayıramamanın suçu çocuğa yüklenmemelidir. Onlar bizden sınırların koyulması, ilgi, ve bolca sevgi bekler.
   
      Acımasız toplumumuzda kendine güveni olan, gururlu ve güçlü çocukların hayatta kalma, gelişme ve hatta toplumu değiştirme şansları, cezalarla incitilmiş ve aşağılanmış çocuklarınkinden çok daha fazladır.( Çocuğunuza Kulak Verin - Aletha J. Solter - )
      
    

   

       
       
     





Tatil Günlükleri

2 Yorum

Tatilin ikinci ve daha kalabalık bölümü eğlenceli ve faydalı oldu tabii. İpek'in anneanne, teyze ve dayıya şımarma ve istediklerini yaptırma çalışmalarını saymazsak, yanımızda olmaları bizi müthiş rahatlattı. En azından birlikte denize girme ve yüzebilme, İpek'in peşinden koşacak kişilerin artması, sabah uyuyabilme gibi lükslere sahip olduk.

İpek’i uyuturken, evde ilan ettiğim olağan üstü sessizlik halleri, sabah uyandığında İpek’i, evin uyuyan ahalisinin odalarına sızdırma çalışmalarımı saymazsak herkes ikinci bölümden gayet memnundu. Şaka bir yana sağolsunlar seve isteye uyandılar erkenden. Hem ben biraz daha uyuyabileyim, hem de İpek’le vakit geçirmek için.

Geçen hafta da tatilin üçüncü ve son bölümüne geldik. Eşimi yolcu ettik. İpek için biraz zor oldu. Bu kadar gün boyunca sürekli babasını görmek, onunla oynamak, ona nazlanmak ayrı bir keyifti kızımız için. Gitmeden önce anlattık ona. Birlikte konuştuk. Çalışmak için dönmesi gerektiğini, izin süresinin bittiğini söyledik. Sabah erkenden yola çıkacakları için de gece uyumadan önce vedalaştılar. Sabah uyandığında birkaç kere “Baba nerede?” diye sordu tabii. Gün boyunca ara sıra aynı soru tekrarlandı. Görüntülü telefon konuşması da yaptılar. Bir ara “İstanbul’a gidelim, eve gidelim” diye tutturdu. Ben de her defasında açıklamalarla, bir müddet daha tatile devam edeceğimizi ancak daha sonra bizim de gideceğimizi anlattım. Güzel günler ne de çabuk geçiyor.

Pazar günleri Sığacık’ta Pazar kuruluyormuş. Herkes methediyordu. Biz de bugün ikinci kez gittik. Civar köylerde yetiştirdikleri ürünleri satıyorlardı. El emeği birçok takı, giysi, süs eşyası da mevcuttu. Bizim gibi doğal peşinde koşan, belki de bu yüzden organik tuzağına düşenler, pazarın doğal, samimi, sıcak havasına hayrandı besbelli. Hal hallarımızı da geçen hafta pazardan almıştık.
Çok renkli, eğlenceli, lezzetli bir yer burası. 





Fotoğrafını çekemediğim daha bir çok ev yapımı ürünler vardı. Kahve likörleri, şaraplar, çeşit çeşit reçeller, zeytinyağı ve salçalar...
Buradan çıkmak biraz zor. Sıcağın da bastırmasıyla çıkmak gerektiğine karar verdik.
Evin yemek alış verişini de yaptıktan sonra eve döndük. 

Sevgilerle...