Çocukların Yabancı Dil Öğrenmesi

Yorum Ekle
            Pek çoğumuzun bildiği gibi, 0-3 yaş dönemi zihinsel gelişim için çok kritik bir dönemdir. Beyin gelişimi bu dönemde çok hızlıdır ve gelişiminin %80'i bu dönemde tamamlanır. Beyin ölçüsü neredeyse yetişkinlikteki büyüklüğe ulaşır. Son zamanlarda bilim insanları arasındaki yaygın kanıya göre çevre faktörü beyin gelişiminde çok önemli bir rol oynamaktadır. Bir bebek ne kadar erken duyusal uyarı almaya, doğru yönlendirilmeye ve dili duymaya başlarsa, beyin gelişimi ve becerilerin kazanımı o denli iyi olmaktadır. Bu yaş grubunda çocuklara öğreteceğimiz her şey çok daha kalıcı olacak ve yerleşecektir. Zaten yalnızca öğreteceğimiz değil, model olarak gördükleri de bu dönem içinde en akılda kalıcı davranışlar olacaktır.
         Şimdi konumuza yani ikinci dil öğretme konusuna gelecek olursak, uzmanlar ve yapılan araştırmalar çift dilli doğal ortamda ( anne ya da babanın ikinci dili ana dili olarak konuşuyor olması, çocuğun yabancı dili öğreneceği ülkede yaşıyor olması ) yetişen çocukların iki dili de aynı anda ve sorunsuz olarak öğrenebildiğini ortaya koymuştur. Örneğin anne anadili Türkçe, baba anadili İngilizce. Çocuk anne ve babadan aynı anda dili kurallarıyla, sesleriyle yani püf noktalarıyla öğrendiği için tam anlamıyla anadili gibi öğreniyor. Dil öğrenmek için ek bir çaba göstermiyor. Ancak belki biraz daha geç konuşabiliyor. Çünkü her iki dilin kodlamasını beyninde çözüp konuşmaya aktarması bir süreç alabiliyor. Uzmanlar ve doktorlar bunun normal olduğunu, çocuğu geri bırakacak bir sorun teşkil etmediği görüşünü savunuyor. Diğer örnek ise, çocuk ikinci dili öğreneceği ülkede yaşıyorsa (Türk bir ailenin İngiltere'de yaşamaya başlaması  gibi) yine dili sorunsuz olarak öğreniyor. 
        Diğer öğrenme şekli ise ebeveynlerin anadili aynı olmasına rağmen anne ya da babanın ya da her ikisinin birden ikinci bir dile tam hakim olmaları sebebiyle, annenin ya da babanın çocukla iletişime yabancı dili konuşarak geçmesi. Ancak öğreteceği dile tam hakimiyet ve ikinci dili konuşurken anadili gibi rahat olması şart. Sebebi ise çocuğun ikinci bir dil öğrenmesinden çok, yetişkinle duygusal bağ kurmasının ve kendini güvende hissetmesinin önemli olması. Demek istediğim örneğin baba çocukla iletişime ikinci dilini kullanarak geçiyor ancak zaman zaman kendini tam ifade edememe gibi bir sorun yaşıyorsa ilişki sekteye uğrayabiliyor. Kısacası kişi dile hakimiyeti konusunda eminse ve ikinci dili konuşarak iletişime geçmek istiyorsa sorun yok. Bu bence bir tercih meselesi.
       Bir başka yöntem ise ebeveynin çocukla, anadiliyle iletişim kurması ancak ikinci dili de çeşitli yöntemlerle vermeye çalışması. Bizim kızımızda uyguladığımız yöntem bu. Şöyle anlatayım:
       Benim de çevremden çokça duyduğum " İkiniz de İngilizceyi çok iyi biliyorsunuz, neden çocuğunuzla biriniz İngilizce konuşmadı?" şeklinde sorular oldu. Öncelikle  genel bakımını üslenen kişi olarak çocuğumla iletişimimi anadilim olan Türkçeyle yapmayı tercih ettim. Genelde tavsiye edilen de budur. Genel bakımını üstlenen kişinin ana diliyle konuşması. Babasına gelince önceleri kendisinden İngilizce konuşmasını istedim. O da öyle düşünüyordu ancak kızımızı görebildiği kısıtlı zamanda, o da ana diliyle iletişim kurmak istediğini söyleyince hak verdim. Tamamen İngilizce iletişim kurmadık ama sık sık da İngilizce konuştuk.  Hele ilk zamanlarda bebeğimle sürekli konuşma halinde olduğumdan ( bu sayede sanırım 9 aylıkken konuşmaya başladı) kurduğum cümlelerin İngilizcesini de söylüyordum. Bu şekilde hem daha da çok konuşmuş oluyordum.  Hem de bebeklikten itibaren kulak aşinalığı olsun diye de düşünmüştüm. Yani bizim İngilizce öğretme modelimiz ana dilimizle konuşup, fırsat buldukça İngilizce cümleler, oyunlar, şarkılar, kitaplarla desteklemek oldu. Hele kitapların o kadar çok faydası oldu ki bazı kelimelerin önce İngilizcesini öğrendi bile diyebilirim.
http://montagepages.fuselabs.com/public/IsmaelQuintero/englishthebestlanguage/765d2bda-c6b0-4a42-b456-7712bd6e6cda.htm
     Peki kendimiz çocuğumuza yabancı dili öğretmeyi tercih etmiyor veya buna vakit ayıramıyor ya da ailede yabancı dil konusunda yardımcı olacak kimse yoksa ne yapmalı sorusuna cevaben bir uzmanın görüşünü paylaşmak istiyorum. "Çocuk eğer doğal ortamında yani çift dille büyüme ortamında büyümüyorsa , ona ikinci bir dili öğretmek için kendinizi zorlamanıza gerek yoktur. 3 yaş sonrasında anaokulunda ikinci dili oyunla iç içe de öğrenebilir. Ya da ikinci dile çocuk şarkıları ve oyunlarıyla maruz kalabilir."  Ana okulunda öğrenme imkanı bulamayan çocuklar için de erken çocukluk döneminde( bazı kaynaklara göre bu dönem 0-6 yaş, bazılarına göre 0-8 yaş ) öğreneceği yabancı dilin yine fayda sağlayacağı yönünde görüşler var. Çünkü ergenlik döneminden önce( 11-15) başlanan ikinci dil eğitimi etkin öğrenmeyi ve kalıcılığı sağlayabiliyormuş. Nedeni ise, bu dönemde beyin yeni şekillendiği ve sağ ve sol beyin olgunlaşmadığı için daha doğal şekilde zorlanmadan çok büyük bir çaba harcamadan öğrenebiliyor. İkinci dili daha akıcı kullanabiliyor.Tabii burada da önemli olan okullarda verilen ikinci dil eğitiminin verimliliği. Kendi yaşadığım bir örneği paylaşacak olursam; uzun zaman ilk öğretim okullarında İngilizce öğretmenliği yaptım. Daha sonra liseye geçtim. Devlet okullarının çoğunda yabancı dil eğitimi 4. sınıftan itibaren başlar. Dolayısıyla 4. sınıftan itibaren 8. sınıfa kadar yabancı dil derslerine girdiğim öğrencilerin bir çoğunda ( tabii ki gayretli ve istekli olanlarda ) tatmin edici sonuçlar aldım. Karşılıklı İngilizce konuşabildiğim öğrencilerim oldu. Demek istediğim, yaş grubunun öğrenmeye müsait oluşuyla, iyi bir eğitim ve çalışmayla nispeten daha kısıtlı imkanlarla da ikinci dil öğrenilebilir.
O halde tüm bu yazdıklarımdan bir sonuca varacak olursam;
        1- Çift dilli doğal ortamda büyüyen çocuk ikinci dili ana dili gibi öğrenebiliyor.
         2- Anne ya da babanın ikinci dilde iletişim kurması neticesinde ikinci dili erken yaştan itibaren öğrenen çocuk etkin ve kalıcı öğrenme sağlayabiliyor.( Ancak önemli olan nokta ebeveynin ikinci dile tam hakimiyeti ve rahatlığı)
        3- Ebeveynin ana dilinde iletişim kurup, erken çocukluk döneminde( 0-6 , 0-8 yaş ) çocuğa ikinci dili şarkılar, oyunlar, kitaplar yoluyla aşinalık kazandırması şeklinde vermesi de dilin daha rahat öğrenilmesini sağlıyor. Çünkü bu dönemde beyin yeni şekillendiği ve sağ ve sol beyin olgunlaşmadığı için daha doğal şekilde zorlanmadan çok büyük bir çaba harcamadan öğrenebiliyor. İkinci dili daha akıcı kullanabiliyor.
      4- Erken çocukluk döneminde ikinci dili okulda öğrenen çocuklar için de 3. madde geçerli. Ancak burada önemli olan okuldaki eğitimin verimliliği. Gerekirse desteklemek gerektiği.
      5- İkinci dil eğitimine ergenlik döneminden önce( 11-15 ) başlanırsa yine etkin öğrenme sağlanabiliyor.


         Yine başa dönüp 0-3 yaş döneminin öğrenmedeki önemine gelecek olursak, bana göre, bu dönemde çocuğumuza vereceğimiz ikinci dil sayesinde hem daha kolay ve rahat öğrenmesini, dili daha akıcı kullanabilmesini sağlamış , hem de beyninde yeni pencereler açmış ve böylelikle de  iki sistemli düşünme seçeneği sunabilmiş olacağız.

         İpek'e ikinci dili ( İngilizce ) kazandırma yolunda oldukça iyi bir gelişme kaydettiğimizi düşünüyoruz. Neler yaptığımızın, hangi yöntemler kullandığımızın ve kaynaklarımızın detaylarını da bir başka yazımda anlatacağım.
         




Yorum için açıklama