Üçüncü Hediye Çekilişi: Çİftlikte Kahvaltı

13 Yorum
             Üçüncü hediye çekilişim:  Çiftlikte 1 kişiye çift kişilik kahvaltı


Bu da benim bayram hediyem olsun. Çekiliş ve hediye aslında bayramdan sonraya denk gelecek. Ama olsun bayram öncesi duyurunca bayram hediyesi gibi oluyor.


 Bloguma takip edenler bilirler. Çiftlik restorana daha önce gitmiş ve orayı görüp beğenmiş biri olarak bir yazımda tanıtımını yapmıştım. Hatta oyun grubumuzla da gidip çok hoş zaman geçirdiğimiz bir yer olmuştu. Hafta sonu çok özel kahvaltıları olduğunu duymuştum. Bir de onu deneyeyim dedim. Mekanın sahibi ve işletmecisi de sponsorum olarak 1 kişiye çift kişilik kahvaltı hediye edeceklerini söyleyince bayıldım. Bence siz de bayılacaksınız. Mekan hakkında yazdıklarımı burada okuyabilirsiniz. Ben size şimdi kahvaltısından bahsetmek istiyorum. Çiftlik restoran zaten adı gibi son derece doğal bir yer. Sahipleri burayı önceleri misafirlerini ağırlayıp yemekler yiyecekleri bir yer olarak açmışlar. Daha sonra çevrenin ilgisiyle bir işletmeye dönüşmüş. Ve bugünlere gelmiş. İşletmesini ailenin işletme okuyan kızına vermişler. Gökçe Hanım da bu görevi layıkıyla yerine getiriyor. Her şeyle en ince ayrıntısına kadar tek tek ilgilenmesi, gelen konuklara gösterdiği ilgi ve daha iyisini yapma isteği kendini belli ediyor.







Meyvelerin standı ayrıca süslenmiş. İnsanın içi açılıyor.

Yeşillikler kendi tarlalarından yani bildiğiniz doğal ürünler

O gün, bir de doğum günü vardı mekanda. Doğum günü organizasyonları için çok tercih edilen bir yer zaten.
,


Yumurtalar, hafta içi geldiğinizde kendi tavuklarından. Ancak hafta sonu kahvaltısı açık büfe olduğundan, fazla talepten dolayı mecburen dışarıdan satın alıyorlar. Kalabalıktan ötürü haliyle yetişemiyorlar.






İşte tanıttığım bu güzel mekandaki enfes kahvaltı takipçilerimden 1 kişinin olacak. Çift kişilik kahvaltı için gitmeden önce randevu alınız. Çünkü hafta sonları çok kalabalık oluyor. 

Not: Burası Arnavutköy'de bir mekan.Yol tarifi iserseniz; tıklayınız.

Gelelim bu muhteşem yerde, unutamayacağınız kahvaltıyı kazanmak için yapmanız gerekenlere...
Yalnızca 1 şart varrr. O da  takipçim olmanız. En üstte bulunan bu siteye katılın yazan yere tıklayınca bu blogu takibe almış oluyorsunuz. İşte bu kadar....
Daha çok hakkım olsun isterseniz deee

Facebook, twitter, instagram, google + takipçisi olmak ve çekilişi paylaşmak---+1'er hak
Blogta duyurusunu yapmak ---- +2 hak

Son katılım tarihi: 17 Ağustos 2014 saat 23.00
Sonucun açıklanma tarihi: 18 Ağustos 2014 

Kazanan kişinin ismi yine blogumda duyurulacaktır. İki gün içinde geri dönüş yapılmazsa çekiliş tekrarlanacaktır.

Hepinize bol şans diliyorum. Sevgilerimle....



İkinci Doğum Günü Kutlaması Ve İftar Yemeği

8 Yorum
             Geldik İpek'in gerçek doğum gününe. 16 Temmuz yani bundan 2 sene önce dünyaya ve bize merhaba dedi miniğim. Geçtiğimiz ay yaptığımız kutlama arkadaşlar arasındaydı. Herkesler gitmeden kutlayalım demiştik. Gününde ise aileyle kutlamayı ve iftar yemeği vermeyi düşündük. Süslemede yine aynı şeyleri kullandım. Çiçek konseptimize devam ettim. Masaya papatyalarımızı serpiştirdim.
İpek köşesini peçeteden çiçeklerle süsledim.
Çiçekli balonlarımızı koyduk.
Afiş ve kurdeleli papatyaları da astık.
Anneanne ve dayısından gelen muhteşem çiçeklerle konseptimiz tamamlandı.
Yemeklerimde de çiçekli süslemelere yer verdim. Çoban salatasının üzerini maydanozla kaplayıp, közlenmiş kırmızı biber kullanarak kalıpla çiçekler yaptım.
Hazırlıklar yorucuydu ama çok keyifliydi.
Annemden güllaç, kayınvalidemden şakşuka geldi. Onun dışında her şeyi kendim yaptım. Tariflerine isterseniz buradan ulaşabilirsiniz. 
Pastayı yaparken bu kez şeker hamuruyla kaplamadım. Ancak şeker hamuruyla süslemeler yaptım. 

Pastanın gelişi heyecanlandırdı minişi.
İpek uyudu ama biz hala kutluyoruz :)))
Hediye köşemizle ertesi sabah ilgilenebildi İpek. İftar yemeği saati İpek'in uyku saatine denk gelince, uyanık tutmak epey zor oldu. Pastasını bir an önce kesip, yatıralım kızımızı diye acele ettik ama yine de uyku krizine girmesine engel olamadık. Uzun bir ağlama nöbetinden sonra uykuya dalmayı başarabildi. Hediyelerinin keyfini de ertesi gün çıkardı. 

İYİ Kİ DOĞDUN İPEK'İMİZ
SENİ ÇOK SEVİYORUZ...


Doğum Günü Ve İftar Yemeği Menüsü

Doğum Günü Ve İftar Yemeği Menüsü

Yorum Ekle
Mercimek Çorbası
Zeytinyağlı Mevsim Türlüsü
Şakşuka
Çoban Salata
Lazanya
Biftek Fajita
Meyve suyu
Güllaç
Doğum günü pastası

Zeytinyağlı Mevsim Türlüsü: 2 adet kabak, yarım kilodan az taze fasulye, 2 adet domates, 2 adet havuç, 2 adet soğan, 2 adet kırmızı biber, 2 adet çarliston biber, maydanoz, 2 çorba kaşığı dolusu zeytinyağı.
Yağı kızdırdıktan sonra  önce soğan ve ardından ayıklanmış ve uçları koparılıp ayıklanmış fasulyeler atılır. Diğer sebzeler jülyen doğranır, domates küp küp kesilerek içine atılır. Çok az su eklenerek pişirilir. Üzerine maydanozla süsleme yapılabilir.
Biftek fajita: tarifi  Ben bu tarifte bazı değişiklikler yaptım. Et olarak kontrfile kullandım. Sebze olarak kırmızı ve yeşil biberi jülyen doğrayarak kulandım. Önce sebzeleri tavada yumuşayana kadar pişirip aldım. Daha sonra etleri pişirdim. Ve tabakta birleştirerek servis yaptım.
Meyve suyu: Meyve sularını evde kendim hazırladım. İpek'e de hep o şekilde yapıyorum. Kuru kayısı, incir, hurma karışımını suya ekleyip çok az kaynattıktan sonra buzdolabında soğutuyorsunuz. Şeker katmıyorum. Gerek bile olmuyor. Çok lezzetli ve sağlıklı. Ayrıca vişne kaynattım. Ancak onun suyu tatlı olmadığından içine biraz da hurma attım tat vermesi için. Mayhoş bir tadı oldu. Her ikisi de çok beğenildi.
Doğum günü pastası: Kek:
     4 adet yumurta (muhakkak oda sıcaklığında)
  • 1 su bardağı şeker
  • 1 su bardağı un
  • 1 yemek kaşığı sıvı yağ
  • 2 yemek kaşığı kakao
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
Keki pişirdikten sonra soğumasını bekledim. Sonra da enlemesine ikiye böldüm. 
Daha sonra arasına ve üzerine bolca krema sürdüm. Krema olarak da Dr. Oetker kakaolu pasta kremasını kullandım. İçine 1 paket bitter çikolatayı benmari usulü eritip kattım. Tadı muhteşem oldu. Pastanın arasına da damla çikolata koydum. Pastayı kremayla kapladıktan sonra buzdolabında 1 gece bekletiyorsunuz. Ertesi gün de süslemesini yaptım. Bu kez üzerini şeker hamuruyla kaplamadım. Yalnızca şeker hamuruyla süslemeler yaptım. 

Birinci doğum günü kutlamasının detayları da burada. 





Tatile Gidiyoruz

2 Yorum
          İpek'im 2 yaş dönemine ( aslında 1.5 yaşından itibaren başlayan belirtiler ) girdiğinden beri günlerimizin biraz zor geçtiğini söylemeliyim. Bir de sıcakların başlamasıyla hem dışarıda, hem içeride yapılacak şeylerin azalmasıyla epey zorlandığımı söyleyebilirim. Sıcağa, özellikle de nemli havaya olan tahammülsüzlüğüm sebebiyle sabrımın yetmediği zamanlar oluyor. İpek'in de inatçı ve dediğim dedik zamanlarıyla örtüşünce, işte o zaman bulunduğum ortamdan kaçmam gerekiyor. Gerçekten kaçmaktan bahsediyorum. Bulunduğumuz odayı, yeri kısa bir süre terk edip, sakinleşmeye çalışıyorum. Hem sinirli halimi görmesini, hem de gereksiz sözlerle ona yansıtmayı istemediğimden yapıyorum bunu. Tavsiye ederim, işe yarıyor. İçeriye gidip alakasız bir işle oyalıyorum kendimi ya da yastıkları yumrukluyorum. Aslında bunu görmesinde sakınca yokmuş. Çocukların da sinirlerini göstermeleri ve yansıtmaları için fırsat verilmeli hatta öğretilmeliymiş. Yastık yumruklamak da öğretebilecek dışa vurumlardan biriymiş. Neyse ben henüz ağlayarak dışa vurmasını destekliyorum. Ağlamak çocuğu rahatlatıp, o anki öfke nöbetini sağlıklı atlatmasını sağlıyormuş. Ben galiba başka konuya doğru ilerliyorum. Burada durayım.
       
       Benim konum, yaşasın artık tatile çıkıyoruzdu. Yukarıda anlattıklarımdan da anlayacağınız gibi çok ihtiyacım var. İnşallah kaldığımız sürece tazelenip, kendimi yenileyeceğimi düşünüyorum. Tatil için tercihimiz ev tutmak oldu. Çocukla en çok evde rahat ederiz diye düşündük. Yer olarak ise, daha önce gidip çok sevdiğimiz, hem sakin hem eşsiz güzellikte olan İzmir Seferihisar'da Sığacık'ı tercih ettik. Biz eşim, kızımız ve ben önden gidip iki hafta kalacağız. Eşimin izni bitip çalışmaya dönmesiyle, annem ve kardeşlerim eşlik edecek bize. Yaklaşık 1 ay daha kalacağız. İpek'i onlara havale etmeyi düşünüyorum bu sürede. Hehehe. Çok hinim değil mi? Neyse, önden giden birlik olarak evin eksiğini gediğini biz tamamlayacağız tabii. Yani ilk gidişte çok iş düşecek gibi görünüyor. Temizliğini yaptırıyor ev sahibi gerçi. Ama yine de yerleşmek, alış veriş filan yorucu şeyler.
        İlk günler ihtiyacımız olacak şeyleri buradan götürmeye karar verdim. Alış verişle uğraşmayalım hemen diye. En acil ihtiyaçları belirledim. Krem, şampuan, losyon gibi malzemeler için küçük bir seyahat çantamız var. İlk günleri idare eder. Havlu, mayo, terlik, şort, tişört, pijamalar da ya ayrı bir çantaya konacak ya da bavulların en üstlerine yerleştirilecek.

Aklım fikrim hemen gitsek de denize atsak kendimizi olduğundan, pratik takılalım istiyorum. Yiyeceğimizi bile buradan hazır götürelim diye düşündüm. Bu noktada Banvit'ten sipariş ettiğim ürünler çok kurtarıcı olacak gibi. Banvitburada.com sitesinden online verdiğiniz sipariş, seçtiğiniz saat aralığında kapınıza kadar geliyor. Sipariş verirken mesaj bölümüne "Gelmeden önce telefon açınız, zili çalmayınız" diye not düşmüştüm. Çünkü evde olduğum saatler, İpek'in öğle uykusuna denk gelen saatler. Bazen zil sesinden bile uyanabiliyor. Tam saatinde ve mesajımı dikkate alarak geldiler, tebrik ettim :) Çok dakik bir sistem. Büyük kolaylık.


       Hazır sandviç yapmak için hindi füme ve salam, çabuk öğün için piliç döner ve piliç cordon bleu çok işime yarayacak. ( Bu arada cordon bleu daha önce de vermiştim siparişini, tadı damağımda kalmıştı. )Orada nereden bulurum diye aramadan yine Banvitburada.com. dan aldığım dondurulmuş  kıyma ( evet kırmızı et de satıyorlar ve gayet lezzetli ) ve piliç butları da götürmeyi düşünüyorum. Bizim yemek işinin bir kaç gününü hallettik. İpek zaten çorba ve tosttan başka bir şey yemiyor bu aralar.

     

       Önümüzdeki pazar günü yola çıkacağız. Bu hafta sakin kafayla hazırlık yapmam gerekiyor. Liste yapıyorum bir şeyler unutmamak için. Eşim son güne kadar, hem de yoğun çalıştığı için, tüm hazırlıklar bana bakıyor maalesef. Buzluğu boşuna doldurmadım. Bir kısmını da burada yapıp akşam yemeklerini kurtarayım diyorum.

       Daha yapacak çok iş var. Bana kolay gelsin. Sevgilerimle.....
Girne Amerikan Üniversitesi ile Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de oku!

Girne Amerikan Üniversitesi ile Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de oku!

Yorum Ekle

Girne Amerikan Üniversitesi, "Kıbrıs’ı Kazan, Kıbrıs ve İngiltere’de Oku" sloganı ile bütünleşen ve yurtdışı kampüsleriyle de öğrencilerine üç farklı kıtada eğitim fırsatı sunan öncü bir üniversite.


Eğitimde mobiliteye verdiği önem ve uluslararasılaşma sürecinin bir göstergesi olarak Girne Amerikan Üniversitesi; İngiltere, ABD ve Hong Kong’dan sonra küresel kampüslerine bir yenisini ekleyerek Türkiye’de İstanbul yerleşkesini hizmete açmıştır. Bu süreçte Girne Amerikan Üniversitesi, öğrencilerine 3 farklı kıtada eğitim imkânı sunmakta ve "Üç Kıta Tek Üniversite" sloganı ile de bir dünya üniversitesi olma noktasında bir hareketlilik içerisinde olduğunu kanıtlamaktadır.



Kazandıkları ÖSYM bursları ile GAÜ’ye yerleşen öğrenciler, Girne Amerikan Üniversitesi’nin yurtdışı yerleşkelerinde aynı burslarla ve ek ücret ödemeden programlarıyla uyumlu dersler yada ELA’da (English Language Academy) İngilizce dil eğitimi alıyor; geri döndüklerinde ise yurtdışında aldıkları dersleri GAÜ programlarındaki ders yükümlülükleri yerine saydırarak eğitimlerine devam edebiliyorlar.


Eğitimde 30 Yıl...


Geçtiğimiz günlerde görkemli bir törenle 30. Onur Yılı’nı kutlayan Girne Amerikan Üniversitesi için bu sene oldukça özel bir yıl. GAÜ, 2014-2015 Akademik Yılında tam 2260 yeni öğrencisine 7 yıl boyunca kesintisiz ÖSYM Bursu verecek.


GAÜ sosyal ağlarda da çok aktif; bu sene tercih dönemi boyunca facebook.com/girneamerican üzerinden tüm kampüsler ve öğrenci hayatı ile ilgili herşeyi paylaşıyorlar ve tüm sorulara resmi sayfa üzerinden cevap veriyorlar. Twitter takipcilerini de unutmamışlar @girneamerican üzerinden en güncel paylaşımları takip edebilirsiniz.



GAÜ, şu anda küresel dünyanın yükselen meslekleri Denizcilik, Havacılık, Sahne Sanatları, Hukuk, İleri Mühendislik Disiplinleri, Güzel Sanatlar, Mimarlık, İç Mimarlık, Uluslararası İşletme, Uluslararası İlişkiler, Psikoloji, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik, Türkçe Hukuk, Çin Dili ve Edebiyatı, Gastronomi ve Mutfak Sanatları, Sınıf Öğretmenliği, Sağlık Yönetimi, Ergoterapi, Enerji Sistemleri Mühendisliği, Ebelik, İnşaat Mühendisliği ve Sivil Havacılık Ulaştırma İşletmeciliği, Pilotaj gibi programları barındıran; 9 Fakülte, 6 Yüksekokul, 2 Enstitü ve  2 Meslek Yüksekokulu’nda olmak üzere , 69 Lisans 21 Önlisans 48 Yükseklisans ve 17 Doktora programı sunmakta.


GAÜ’den saygın dünya üniversiteleri ile akademik işbirliği ve değişim programları fırsatı!


Girne Amerikan Üniversitesi, kampüsleri ve 200’ü aşkın dünya üniversitesiyle sürdürdüğü öğrenci değişim programları kapsamında, öğrencilerine yaşam boyu hatırlayacakları deneyimlerin kapılarını açmakta.



Uluslararası Denklik ve Tanınma


Girne Amerikan Üniversitesi sağladığı eğitimin kalitesini sürekli olarak geliştirmek için akreditasyonlarını ve üyeliklerini yenilemektedir. GAÜ yerel olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yükseköğretim Planlama, Denetleme, Akreditasyon ve Koordınasyon Kurulu YÖDAK ve Türkiye Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) tarafından tanınmaktadır. Ayrıca dünyanın bir çok saygın denklik kurullarından akredite olan GAÜ’nün bir çok uluslararası üyeliği de bulunmaktadır.



Girne Amerikan Üniversitesi Eduniversal’ın En İyi Üniversiteler sıralamasında yer almaktadır. Avrupa Birliği Yükseköğretim Sistemi içerisinde üniversite eğitimini denetleyen uluslararası eğitim kuruluşu Eduniversal, 153 ülkeden 12 bin yükseklisans programının incelenmesi ve 100 bin öğrenci ile yaptığı “En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren Üniversiteler” araştırmasının sonuç raporuna göre GAÜ "En İyi Yükseklisans Eğitimi Veren İlk 100 Üniversite" arasında gösterilmektedir.


GAÜ, YÖK onaylı programlarıyla geleceğin pilotlarını yetiştiriyor



4 yıllık Pilotaj eğitimi alan öğrenciler, GAÜ İstanbul Yerleşkesi Uluslararası Havacılık Akademisi’nde similatör ve uçuş derslerini tamamlayarak Pilot olma hakkını kazanıyorlar. GAÜ’nün, uluslararası standartlarda verdiği eğitimle yetiştirdiği öğrenciler, önümüzdeki 20 yılın en gözde mesleklerinden biri olan havacılık sektöründe kolaylıkla iş bulabilecekler.


Kıbrıs, dünyanın en güzel adalarından biri!


Kıbrıs Dünya’nın en güzel adalarındandır ve iklimi sayesinde bir tatil ülkesinde eğitim alma şansınız var, üniversite kampüsü plajlara çok yakın mesafede bulunmakta ve kampüse çok renkli bir yaşam hakim. GAÜ, adanın en turistik sahil kenti olan Girne’de kendisine özel plaj ve uygulamalı 5 yıldızlı oteli ile öğrencilerine eşi benzeri olmayan bir eğitim fırsatı sunmaktadır.


Peki kampüste hayat mı nasıl? Tanıtım filmleri için youtube.com/girneamerican ve vimeo.com/girneamerican

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Çocukların Yabancı Dil Öğrenmesi

Yorum Ekle
            Pek çoğumuzun bildiği gibi, 0-3 yaş dönemi zihinsel gelişim için çok kritik bir dönemdir. Beyin gelişimi bu dönemde çok hızlıdır ve gelişiminin %80'i bu dönemde tamamlanır. Beyin ölçüsü neredeyse yetişkinlikteki büyüklüğe ulaşır. Son zamanlarda bilim insanları arasındaki yaygın kanıya göre çevre faktörü beyin gelişiminde çok önemli bir rol oynamaktadır. Bir bebek ne kadar erken duyusal uyarı almaya, doğru yönlendirilmeye ve dili duymaya başlarsa, beyin gelişimi ve becerilerin kazanımı o denli iyi olmaktadır. Bu yaş grubunda çocuklara öğreteceğimiz her şey çok daha kalıcı olacak ve yerleşecektir. Zaten yalnızca öğreteceğimiz değil, model olarak gördükleri de bu dönem içinde en akılda kalıcı davranışlar olacaktır.
         Şimdi konumuza yani ikinci dil öğretme konusuna gelecek olursak, uzmanlar ve yapılan araştırmalar çift dilli doğal ortamda ( anne ya da babanın ikinci dili ana dili olarak konuşuyor olması, çocuğun yabancı dili öğreneceği ülkede yaşıyor olması ) yetişen çocukların iki dili de aynı anda ve sorunsuz olarak öğrenebildiğini ortaya koymuştur. Örneğin anne anadili Türkçe, baba anadili İngilizce. Çocuk anne ve babadan aynı anda dili kurallarıyla, sesleriyle yani püf noktalarıyla öğrendiği için tam anlamıyla anadili gibi öğreniyor. Dil öğrenmek için ek bir çaba göstermiyor. Ancak belki biraz daha geç konuşabiliyor. Çünkü her iki dilin kodlamasını beyninde çözüp konuşmaya aktarması bir süreç alabiliyor. Uzmanlar ve doktorlar bunun normal olduğunu, çocuğu geri bırakacak bir sorun teşkil etmediği görüşünü savunuyor. Diğer örnek ise, çocuk ikinci dili öğreneceği ülkede yaşıyorsa (Türk bir ailenin İngiltere'de yaşamaya başlaması  gibi) yine dili sorunsuz olarak öğreniyor. 
        Diğer öğrenme şekli ise ebeveynlerin anadili aynı olmasına rağmen anne ya da babanın ya da her ikisinin birden ikinci bir dile tam hakim olmaları sebebiyle, annenin ya da babanın çocukla iletişime yabancı dili konuşarak geçmesi. Ancak öğreteceği dile tam hakimiyet ve ikinci dili konuşurken anadili gibi rahat olması şart. Sebebi ise çocuğun ikinci bir dil öğrenmesinden çok, yetişkinle duygusal bağ kurmasının ve kendini güvende hissetmesinin önemli olması. Demek istediğim örneğin baba çocukla iletişime ikinci dilini kullanarak geçiyor ancak zaman zaman kendini tam ifade edememe gibi bir sorun yaşıyorsa ilişki sekteye uğrayabiliyor. Kısacası kişi dile hakimiyeti konusunda eminse ve ikinci dili konuşarak iletişime geçmek istiyorsa sorun yok. Bu bence bir tercih meselesi.
       Bir başka yöntem ise ebeveynin çocukla, anadiliyle iletişim kurması ancak ikinci dili de çeşitli yöntemlerle vermeye çalışması. Bizim kızımızda uyguladığımız yöntem bu. Şöyle anlatayım:
       Benim de çevremden çokça duyduğum " İkiniz de İngilizceyi çok iyi biliyorsunuz, neden çocuğunuzla biriniz İngilizce konuşmadı?" şeklinde sorular oldu. Öncelikle  genel bakımını üslenen kişi olarak çocuğumla iletişimimi anadilim olan Türkçeyle yapmayı tercih ettim. Genelde tavsiye edilen de budur. Genel bakımını üstlenen kişinin ana diliyle konuşması. Babasına gelince önceleri kendisinden İngilizce konuşmasını istedim. O da öyle düşünüyordu ancak kızımızı görebildiği kısıtlı zamanda, o da ana diliyle iletişim kurmak istediğini söyleyince hak verdim. Tamamen İngilizce iletişim kurmadık ama sık sık da İngilizce konuştuk.  Hele ilk zamanlarda bebeğimle sürekli konuşma halinde olduğumdan ( bu sayede sanırım 9 aylıkken konuşmaya başladı) kurduğum cümlelerin İngilizcesini de söylüyordum. Bu şekilde hem daha da çok konuşmuş oluyordum.  Hem de bebeklikten itibaren kulak aşinalığı olsun diye de düşünmüştüm. Yani bizim İngilizce öğretme modelimiz ana dilimizle konuşup, fırsat buldukça İngilizce cümleler, oyunlar, şarkılar, kitaplarla desteklemek oldu. Hele kitapların o kadar çok faydası oldu ki bazı kelimelerin önce İngilizcesini öğrendi bile diyebilirim.
http://montagepages.fuselabs.com/public/IsmaelQuintero/englishthebestlanguage/765d2bda-c6b0-4a42-b456-7712bd6e6cda.htm
     Peki kendimiz çocuğumuza yabancı dili öğretmeyi tercih etmiyor veya buna vakit ayıramıyor ya da ailede yabancı dil konusunda yardımcı olacak kimse yoksa ne yapmalı sorusuna cevaben bir uzmanın görüşünü paylaşmak istiyorum. "Çocuk eğer doğal ortamında yani çift dille büyüme ortamında büyümüyorsa , ona ikinci bir dili öğretmek için kendinizi zorlamanıza gerek yoktur. 3 yaş sonrasında anaokulunda ikinci dili oyunla iç içe de öğrenebilir. Ya da ikinci dile çocuk şarkıları ve oyunlarıyla maruz kalabilir."  Ana okulunda öğrenme imkanı bulamayan çocuklar için de erken çocukluk döneminde( bazı kaynaklara göre bu dönem 0-6 yaş, bazılarına göre 0-8 yaş ) öğreneceği yabancı dilin yine fayda sağlayacağı yönünde görüşler var. Çünkü ergenlik döneminden önce( 11-15) başlanan ikinci dil eğitimi etkin öğrenmeyi ve kalıcılığı sağlayabiliyormuş. Nedeni ise, bu dönemde beyin yeni şekillendiği ve sağ ve sol beyin olgunlaşmadığı için daha doğal şekilde zorlanmadan çok büyük bir çaba harcamadan öğrenebiliyor. İkinci dili daha akıcı kullanabiliyor.Tabii burada da önemli olan okullarda verilen ikinci dil eğitiminin verimliliği. Kendi yaşadığım bir örneği paylaşacak olursam; uzun zaman ilk öğretim okullarında İngilizce öğretmenliği yaptım. Daha sonra liseye geçtim. Devlet okullarının çoğunda yabancı dil eğitimi 4. sınıftan itibaren başlar. Dolayısıyla 4. sınıftan itibaren 8. sınıfa kadar yabancı dil derslerine girdiğim öğrencilerin bir çoğunda ( tabii ki gayretli ve istekli olanlarda ) tatmin edici sonuçlar aldım. Karşılıklı İngilizce konuşabildiğim öğrencilerim oldu. Demek istediğim, yaş grubunun öğrenmeye müsait oluşuyla, iyi bir eğitim ve çalışmayla nispeten daha kısıtlı imkanlarla da ikinci dil öğrenilebilir.
O halde tüm bu yazdıklarımdan bir sonuca varacak olursam;
        1- Çift dilli doğal ortamda büyüyen çocuk ikinci dili ana dili gibi öğrenebiliyor.
         2- Anne ya da babanın ikinci dilde iletişim kurması neticesinde ikinci dili erken yaştan itibaren öğrenen çocuk etkin ve kalıcı öğrenme sağlayabiliyor.( Ancak önemli olan nokta ebeveynin ikinci dile tam hakimiyeti ve rahatlığı)
        3- Ebeveynin ana dilinde iletişim kurup, erken çocukluk döneminde( 0-6 , 0-8 yaş ) çocuğa ikinci dili şarkılar, oyunlar, kitaplar yoluyla aşinalık kazandırması şeklinde vermesi de dilin daha rahat öğrenilmesini sağlıyor. Çünkü bu dönemde beyin yeni şekillendiği ve sağ ve sol beyin olgunlaşmadığı için daha doğal şekilde zorlanmadan çok büyük bir çaba harcamadan öğrenebiliyor. İkinci dili daha akıcı kullanabiliyor.
      4- Erken çocukluk döneminde ikinci dili okulda öğrenen çocuklar için de 3. madde geçerli. Ancak burada önemli olan okuldaki eğitimin verimliliği. Gerekirse desteklemek gerektiği.
      5- İkinci dil eğitimine ergenlik döneminden önce( 11-15 ) başlanırsa yine etkin öğrenme sağlanabiliyor.


         Yine başa dönüp 0-3 yaş döneminin öğrenmedeki önemine gelecek olursak, bana göre, bu dönemde çocuğumuza vereceğimiz ikinci dil sayesinde hem daha kolay ve rahat öğrenmesini, dili daha akıcı kullanabilmesini sağlamış , hem de beyninde yeni pencereler açmış ve böylelikle de  iki sistemli düşünme seçeneği sunabilmiş olacağız.

         İpek'e ikinci dili ( İngilizce ) kazandırma yolunda oldukça iyi bir gelişme kaydettiğimizi düşünüyoruz. Neler yaptığımızın, hangi yöntemler kullandığımızın ve kaynaklarımızın detaylarını da bir başka yazımda anlatacağım.