Özgürlük Parkı ve İnteraktif Çocuk Kütüphanesi

2 Yorum
            Çarşamba günü nihayet Özgürlük Parkındaki İnteraktif Kütüphaneye gittik. Anlatmaya nereden başlasam bilemiyorum. Yol maceramız başlı başına yazı konusu zaten. Özgürlük Parkını anlatmakla bitiremem. Hele kütüphane için söyleyeceklerim yeterli olur mu bilmem. Bir de kütüphane projesinin koordinatörlerinden yeni tanıştığımız Esra Hanım var ki onu da yazmadan geçemem. Ben bir yerden başlayayım, sonra yazı gittiği yere gider zaten. Sabredip okumaya devam edersiniz umarım :))
             Oyun grubumuza öncelerden de kütüphaneye gitme fikrinde bulunmuştum. Ancak toparlanıp gidemedik bir türlü. Çarşamba günü gitmek, benim için  biraz da zorunlu bir hal aldığından ( sebebini birazdan açıklayacağım ), grup arkadaşlarıma da birlikte gitme teklifinde bulundum. Biraz son dakika ayarlaması olunca pek katılım olamadı tabii. Sevgili Leyla sağolsun bu macerada beni yalnız bırakmadı. Birlikte düştük yollara. Leyla arabayla gitmeyi önermişti. Ben ise "İlle de kızımı vapura bindireceğim, çok önceden söz vermiştim." diye tutturunca Beşiktaş-Kadıköy iskelesinde sabah saat 10.45'te buluştuk. Evet evet 2-3 dakika kala yetiştik vapura. Benim meşhurdur vapur kaçırmalarım :))))  İpek merakla etrafını izliyor, o çok sevdiği denizle daha bir yakınlaşıyor ve ciddiyetle olanı biteni takip ediyordu.
Biraz da dışarı çıkıp denizi, dalgaları daha yakından görelim istedik. 
Hatta daha da yakın... 
Güzel bir vapur yolculuğunun ardından Kadıköy'de indikten sonra bizim için zorluklar başladı. Önce Özgürlük Parkına giden otobüsleri bulmamız gerekiyordu. Ancak değil otobüsün yerini göstermek, Özgürlük Parkının varlığından haberdar olmayan insanlara mı rastladık hep bilmem, bir oraya sürüklendik bir buraya. Öğlen sıcağı bastırmış, çocukları güç bela zapt etmeye çalışırken, bu arayış ızdıraba dönüşünce biz, otobüsten vazgeçip taksiyle gitmeye karar verdik vermesine de iki bebek pusetini kim arabasına alacaktı? Şansımıza vicdanlı bir taksi şoförü de bulunca attık kendimizi arabaya ve nihayet parkın yolunu tuttuk. Parka varınca cennete gelmiş gibi olduk. Zira ağaçlar, sular ve gölgeler bizi bizden aldı. 
Kuşun o suyun içinde ıslanışına bayıldım.

O gün parkta bir de pazar kurulmuştu. Organik ürünlerin de satıldığı tezgahlar vardı.

Önce yorgunluğumuzu atıp, soğuk bir şeyler içecek bir yer aradık. Onu da bulduk.


Buz gibi limonatalar eşliğinde biraz rahatladıktan sonra İpek yerinde durmayınca etrafı keşfe çıktık. 
Çok güzel bir oyun parkı 
Ve nostaljik trenle karşılaştık. 
Daha sonra bindireceğime söz vererek kütüphanenin yolunu tuttuk. Esra Hanımla buluşma saatimiz gelmişti. Esra Akçay Duff facebookta İstanbul Montessori Oyun Grubu sayfasının yöneticisi. Aynı zamanda İnteraktif kütüphane projesinin koordinatörlerinden biri. Bunlarla birlikte  http://delfina-ada.blogspot.com.tr/ blogunun yazarı. Blogunu çok beğenerek takip ediyordum. Bir yazısında koruyucu güneş kremlerinden bahsediyordu. Kendi imkanlarıyla tamamen doğal malzemeler kullanarak yaptığı güneş kremini nasıl yaptığını paylaşmış ve istek üzerine hazırlayabileceğini de belirtmişti. Ben de bunun üzerine kendisiyle iletişime geçtim. İşte bugün buraya esas gelme sebebim buydu. Hem çok merak ettiğim kütüphaneyi görecek, hem de Esra Hanımla tanışıp kremini satın alacaktım.
Kendisi bizi çok sıcak karşıladı. Ne kadar çok emek vererek çocuklara ve ailelerine kazandırdığı Türkiye'nin ilk interaktif çocuk kütüphanesinin açılışının mutluluğu ve yaptığı şeye inancı gözlerinden okunuyor. "İçindeki bir hayalin gerçekleşmesinin getirdiği mutluluk" diyor kendi yazısında. 

İçeride kitapların olduğu bölüm, oyuncaklar bölümü, masa ve sandalyeler var. Ayrıca etkinlik olduğu zamanlarda ortadaki alanı sahne olarak kullanıyorlar. Aileler çocuklarıyla yapmak istedikleri etkinlikleri önceden kütüphane yetkilileriyle konuşup ayarlıyorlar. Bu bir resim, el sanatları ya da tiyatro etkinliği olabilir. Ayrıca kitap okuma saatleri yapıyorlar. Bazen de bahçede gerçekleştiriliyor bu etkinlikler.   


Oyuncakların tamamı ahşap ve doğal malzemeler. 
İpek o kadar rahat etti, gönlünce keşfedip oynadı ki, oradan çok zor ayrıldık diyebilirim. 

Eymen'in de aynı şekilde keyfi çok yerindeydi. 

Gittiğimiz gün dans etkinliği vardı. Dans öncesi bazı ısınma hareketleri yaptılar. İpek öyle bir uyum sağlayıp isteneni yapıyordu ki, evdeki sportif faaliyetlerimizin nasıl da işe yaradığını görmek beni acayip mutlu etti. 
Kitap okuma etkinliğine katılamadık. Çünkü saat ilerliyor, İpek'in uyku geliyor ve bizi bilinmez bir geri dönüş yolculuğu bekliyordu. Ayrıca önceden vermiş olduğum trene bindirme sözümü tutmalıydım. Zaten ancak bu şekilde çıkarabildik çocukları kütüphaneden.
Leyla ve Eymen bir vagona
İpek ve ben başka bir vagona bindik. 
Aman nasıl da zevkli bir şeymiş. İki küçük tur atıyorsunuz. "Arkadaşım Eşşek" şarkısı eşliğinde. Buna da bayıldık. Tren durunca İpek'teki tepki: "Gitsiiiiiiiin...Tren gitsiiin." Haklı kızım. İnmek gelmiyor içimizden. Bu sefer de "vapura bineceğiz ama " diyerek ikna ediyorum. 
Esra Hanımın tarif ettiği yolla ve otobüsle çok kolay bir şekilde Kadıköy iskeleye varıyoruz. İpek, otobüste artık uykuya yenik düşüyor. Yarım saatlik kısa bir uykunun ardından vapurda uyanıyor tabii. 
Daha önce karşılaşmadığım bir görüntüyle karşılaşıyoruz. Müzik çalıp söyleyen bir grup var içeride.  
Şarkıyı söyleyen kızın sesi de çok güzel. İpek büyülenmiş gibi dinliyor. 

Bu güzel vapur yolculuğunun ardından Beşiktaş'a geldiğimizde yorgunluktan adım atacak halim kalmamış olmasına rağmen, bir deli cesaretiyle iskeleden Ihlamur Kasrına kadar yürüyüp biraz da orada takılalım diyoruz. Benim hayalim birazcık oturup bir çay içip dinlenebilmek. Ancak hayal olmakla kalıyor. Lakin yolculuklarımız sırasında arabasında oturup keyifle etrafı seyreden kızım, haklı olarak inip yürüyüp koşmak istiyor. Enerjimin son damlasını da orada harcadıktan sonra eve geldiğimizde koltuğa yığılıveremiyorum tabii. Bütün gün sokaklarda gezip, kir toz içinde gelen çocuğumu yıkamam gerek. Hala enerji damlaları kalmış demek. 
Ve artık uyku vakti geldiğinde anlattığım masalı bile bitiremeden belki İpek'ten bile önce uykuya dalıyorum.

Her şeye rağmen  harika bir gün geçirdik diye düşünüyorum.







           

2 yorum

Hafta sonu kalabalık olur şeker. Biz hafta içi gittik.

Yorum için açıklama