Uyku Eğitimi Üzerine Yeniden

2 Yorum
           Annelerin, üzerinde en çok durdukları iki konudur; yemek ve uyku. Birinde sorun yoksa, diğerinde mutlaka vardır. Ya da her ikisi birden yaşanır. Çözümler arar, çevremizdekilere sorar, okur, araştırır ve uğraşır didiniriz. Kimi zaman başarıya ulaşır, kimi zaman ise sınıfta kalırız. Çünkü sonuçta uğraşılan, sürekli büyüyüp gelişen, değişen bir insandır. Kafayı buna takıp hayatını zehir eden, psikolojisi, sağlığı bozulan insanlar tanıyorum. Sanırım insanın elinde olmuyor bazen.
          Benim de her şeyi kafama takıp sorun ettiğim zamanlar oldu. Özellikle doğumdan sonraki depresyon döneminde kabus gibiydi "ne yapmam lazım, en doğrusunu nasıl yapmam lazım?" düşünceleri. Sürekli bir şeyler okuyor yapmam gerekenlere hazırlıyordum kendimi. Tracy Hogg'un kitabı başucu kitabımdı. Düzenden bahsediyordu sürekli. Bebeğin uyku, yemek, aktivite saatlerini düzenlerseniz kendinize vakit ayırabilir, çocuğunuzun da daha huzurlu olmasını sağlarsınız diyordu özetlemek gerekirse. Ne kadar düzen oturtmaya çalışsam da, kitaptaki saatlere ve düzene uymuyordu bizim program.İpek daha çok gündüz uyurdu çok küçük bebekken. Ben de o zamanlar dinlenir, kendime vakit ayırmaya çalışırdım.  Geceleri ise mama takviyesinden sonra uyumaya başlamıştı. Önceleri sütüm yetmediğinden uyumuyor, sürekli emmek istiyordu. 40 gün geçtikten sonra dönüm noktası gibi bazı şeyler değişmeye başladı. Gündüz uykuları çok çok az( kuş uykusu gibi), geceleri ise biraz daha iyi uyumaya başladı. Çok şükür ki erken yatmayı o seçti. Genelde sekiz-sekiz buçuk gibi uyuyor, bazen onikiye kadar uyanmıyordu. Hem mama veriyor hem emziriyordum. İpek'in ikinci ayında bile saat sekizde yatıp gece ikiye kadar uyuduğu olmuştu. Uyandığında hemen sütünü verir hiç ayılmasına izin vermeden, fazla hareket ettirip konuşmadan tekrar uyuturdum. Altıncı ayına kadar böyle devam etti. 6. ayda emmeyi bıraktı. Zaten sütüm de iyice azalmıştı. Artık uyanınca mama veriyorduk. Yavaş yavaş kendi kendine uyutma çabalarına başlamıştım. İlk uyku eğitimimin ayrıntılarını buradan okuyabilirsiniz.
          Bu zaman zarfında oldukça yoruldum, tükendiğim zamanlar oldu, pes etmeye yaklaştım ancak yarıda bırakırsam her şey daha kötü olur düşüncesiyle dayandım ve tamamladım. Bu zor süreçten nasibimi de aldım ve zona oldum. Zona bir nevi  sinir hastalığı. Sinir uçlarının iltihaplanmasına deniyor. Neyse ki benimki sırtımda ve üç küçük parça şeklindeydi. Hafifti. İlaç tedavisiyle 1 haftada kurtulmuştum. Kendimi o kadar kaptırmışım olaya işte. Ama eğitim sonrasında çok rahat ettim. Uyku saatlerini biliyor, vakti gelince yatağına bırakıyordum ve uyuyordu. Herkesin hayret ve hayranlıkla baktığı arzuladığı bir durumdu.
          Her şey 17. ayda değişmeye başladı. Diş çıkarma zamanlarında bile çok sorun yaşamamıştık. Sıkıntılı  ve hasta bir dönemindeyse bazen yanında kalıyorduk. Uyanarak ağlarsa yanına gidiyorduk.Ama bu tekrar alışkanlığa dönüşmüyordu. Düzelince tekrar eski düzenimize geçiyorduk. Sonra İpek bir gece hastalandı. İlk kez acile götürmek durumunda kaldık. Gece uyurken nefesini dinlediğimde nefes alamıyor gibi geldi. Tuhaf bir ses çıkarıyordu nefes alırken. Kendi de rahatsızdı ki uyanmış ağlıyordu. Hemen doktora götürdük. Krup dedi doktor. Bir çeşit üsy gibi. İlk müdaheleyle nefesi düzeldi, ilaçları verildi. İşte o geceden sonra yavaş yavaş değişti her şey. Nefesini kontrol etmek, ateşini ölçmek için yanıma alıyordum. Ağlıyordu, bana ihtiyacı vardı. Hastalığı geçince yeniden eskiye döndük. Ancak gece uyanmaya, ağlamaya başlamıştı. Başlarda odasına girip uyuyana kadar sakinleştirip çıkıyordum. Bu her gece de olmuyordu. Sonra bir gece ağlayarak uyandı. Yanına gidip uyutmaya gücüm olmadığı, felaket başımın ağrıdığı bir gece onu yeniden yatağıma aldım. Birlikte uyuduk. O geceden sonra zaman zaman tekrarlandı bu durum ve hep de nedense başımın ağrıdığı, yorgun ve rahatsız olduğum günlere denk geldi. Ben de pes edip yanımda yatırdım. Eşim yardımcı olmak istiyordu ancak kızım 18.aydan itibaren girdiği anneci tutum yüzünden babayla da uyumuyordu. Çaresiz teslim olmak zorundaydım çünkü her gece uğraşacak enerjim, gücüm yoktu.
         Güzdüzleri yatağında uyuyordu önceleri. Hem de kendi kendine. Bir müddet sonra onu da bıraktı. Her şey kademe kademe oluyordu. Güzdüzleri beni yanında istedi önce. Uyuyana kadar yanında kaldım, yatağında uyumaya devam etti. Sonra gündüzler de geceler gibi oldu. Artık kendi yatağında ve kendi kendine uyumaz oldu. Benimle yatağımızda yatıyor, uyuduktan sonra odasına geçiriyordum. Bir süre sonra gece uyanıp ağlayarak yanımıza gelmek istedi. O konuda da yapacak bir şey olmadığından aldık ve birlikte uyumaya devam ettik.Tekrardan zona olmaya niyetim yoktu ve uzun zamandır peşimi bırakan baş ağrılarım geri dönmüştü. Bu kez mücadele edecek gücü kendimde bulamamıştım. Birlikte yatmak bizim yeni düzenimiz oldu.
           İşte yeni uyku serüvenimiz böyle. Kabullenmem tabii çok kolay olmadı. Önce yollar aradım ne yapabilirim diye. Bozulan uyku düzeniyle ilgili yazılar okudum. Hepsi aynıydı. Bildiğim uyku rutini, düzen ve tutarlılıktan bahsediyordu. Tüm bu bilgiler ilk uyku eğitimimde işe yaradı tabii. Uyku eğitimi gayet de önemli bir konu. Ancak bence uyku eğitimi 1 yaşına kadar verilebilir. Sonrasında vermeye kalkıştığınızda daha çok direnme ve bilinçli ağlamayla karşılaşabilirsiniz. Artık daha çok şeyin farkında olduklarından güven sarsılması da olabilir. Uzmanların söylediği de 1 yaşından sonra çocukları çok ağlatmamak gerektiği.  1 yaş öncesi ağlatmaktan da yana değilim elbet. Ancak kontrollü bir şekilde biraz izin vermek gerekiyor. İnanın ki o ağlamalar çok daha farklı. Bir mızıldanma ve bağırma şeklinde. En fazla 4-5 dakika izin veriyordum zaten. Sonra sakinleştirip tekrar bırakıyordum. Alışması için bu şarttı. Ama şimdi ağlasa isyan ediyor "anneee "diye "beni al" diye bağırıyor. Bu izin verilecek bir şey değil. Okuduğum yazılar eski düzene dönmek gerektiğinden bahsediyordu. Peki nasıl kalkacaktık altından? Hem ağlatma, hem de eski düzenine dön.  İyi de nasıl? Sihirli değnekle mi?
        Artık gece yatması için yatağına koyduğum andan itibaren ağlıyor. Hem de öyle az buz değil. Ağlatmamak için de alıp yeniden bizim yatağımıza götürüyorum. Birlikte yatmanın da güzel yanları var elbet. Onun kokusuyla, nefesiyle uyumak, gözünü açtığında meleğinin yüzünü görmek o kadar anlatılmaz bir muhteşemlikte ki. "O zaman derdin ne" diye sorar insan tabii. İpek çok dönerek uyuyor. Ayrıca benimle yatarken bile uyanıyor, bir şeyler söylüyor bazen ağlıyor, kalkmamı istiyor. Bunları yalnız uyuyamamasının sorunlarına bağlıyorum. Bir de benim uykularımın da kalitesi düştü. Yanımda hareket edince hemen uyanıyorum. Rahat hareket edemiyorum. Kendi yatağında uyumasını, ara sıra yanımıza gelip keyif yapmasını tercih ederdim. Ama maalesef yapacak bir şey yok. Ha belki yine yatağına yatırdığımda biraz ağlamasına izin verip, gece boyunca yanında kalıp, sakinleştirici bir şekilde konuşup, ninniler söyleyip, masallar anlatarak aklını başka yöne çekip, nihayetinde yorulunca uyuyacağına güvenip bir kaç gece bu zorluğa katlanarak çözebilirdim. Emin değilim. Ama en ufak bir hata yapar, çok yorgun ve rahatsız olduğum bir günde pes edersem her şeyin daha kötü olabileceğinden korktum. Güvenemediğim tek şey buydu. Yoksa mücadele ederdim ama yarıda kalırsa çok daha kötü sonuçlar doğurabileceğini biliyordum. Bu yüzden o seçeneği de eledim.
           Artık çocuğuyla yatan bir anneyim. Bu yazıyı da hem bu kabullenişi kendi içimde  de sindirmek hem de okuyanlara fikir olsun diye yazdım. Şimdi daha rahatım . Zaten çok sevdiğim bir söz vardır. Değiştiremeyeceğin şeyleri kabullen. İnanın ki mutluluk için sihirli bir formül gibi. Uygulanabilirse işe yarıyor.

       

2 yorum

Ben de kabullenip, çocuğumun isteklerine göre hareket ettiğimde daha iyi hissediyorum. Bu da her dönem olduğu gibi geçici elbet. Hele bir de okuduğum bir makale sonrası, bebeğime herhangi bir sistemi kesinlikle dayatmıyorum. Hatta odasında yattığı ilk 13 ay için bile üzüntü duydum yazıyı okuyunca. Şu "tuvalet eğitimi" denen şeyin bebek bezinin pazarlanması ile alakası olduğu gibi, "uyku eğitimi" denen şeyin de bebek eşya araç gereçlerinin pazarlama faaliyetleri ile çok yakından ilgisi olduğunu düşünen bir akım var. Okuyunca çok mantıklı geldi. Bebek açısından bakınca, kendisinin tek başına farklı bir odada yatıyor oluşu çok garip:) Ben de sizin gibi, akışa bıraktım:)

Akışa bırakınca rahatlıyor insan. Kabulleniş bir erdem zaten değiştirilemeyen şeyler için. Okuduğunuz makaleyi merak ettim. Ben de okumak isterim. Okuduğumuz bir çok şeyin içinden kendi mantık süzgecimizden geçirdiklerimizi uyguluyoruz aslında. O yüzden değişik görüşleri de okumayı seviyorum.

Yorum için açıklama