Durusu'da Balık Keyfi

Yorum Ekle
                Kaç kere gittik bilmiyorum. Kaç sene önce arkadaşların tavsiyesiyle birlikte gitmiştik. Durusu, Arnavutköy'de bir restoran. Adını bilmiyorum, telefonunu bilmiyorum. Sadece nerede olduğunu ve yolunu biliyorum. Üstelik her gidişimde adını ve telefonunu alayım diyorum. Ancak mekanın büyüsünden midir nedir hep unutuyorum. Geçtiğimiz anneler gününde gittik yeniden. Sizin de yolunuz düşerse diye ayrıntılı bir yol tarifi vereyim ben en iyisi. Tem'den Kemerburgaz Hasdal yoluna giriyorsunuz. Kemerburgaz yolunu takip ediyorsunuz. Göktürk'ü geçiyorsunuz. Tayakadın tabelasından içeri giriyorsunuz. Tayakadın'a gelince Durusu tabelalarını takip ediyorsunuz. Arnavutköy Belediyesi Durusu Ek Hizmet Binası karşınıza gelince sola dönüyorsunuz. Yol ikiye ayrılınca solu takip ediyorsunuz. 2-3 km sonra yol sağa kıvrılırken lokanta solda kalacak.


       Gizli kalmış bir köşe sanki burası. Doğanın sessizliğinin tam anlamıyla hissedildiği yerde, kalabalık da olsa sakin bir yer. Yer mi büyük de göze batmıyor, yoksa masa sayısı sebebiyle mi  bilmiyorum ama gördüğüm kadarıyla her daim birileri gidiyor geliyor ve ortalıkta tıklım tıkış bir görüntü asla olmuyor. Hafta sonları ve de özel günlerde İstanbul'un çoğu gezme yerlerini düşünürsek, böyle bir yer nimet oluyor.
          O gün de hava pek bir kararsızdı. Güneş mi açsın, rüzgar mı essin şeklinde belirsiz bir durum vardı. Biz de önlem olarak havanın soğuyabileceğini düşünerek yemeğimizi içeride yemeye karar verdik. Gölde turna, levrek ve yayın balığı çıkıyor. Bir de kendilerine özgü salataları var ki tadı damağınızda kalır. 

Bir keresinde soğuk bir  havada geldiğimizde odun sobasını yakmışlardı. Üzerinde de kestane pişirmişlerdi. Aman nasıl bir keyifti o.  Bu arada ateşte ısınmayı ve sobanın yanında keyif yapmayı çok severim. Hele de soba üstünde demlenen çaya rakip tanımam. 
Yemeğimizi yedikten sonra açan güneşi kaçırmayalım dedik. Çaylarımızı aşağıda bahçede içmek istedik.
Çayı isterseniz demlikle yapıp getiriyorlar. 


İşte böyle bir mekan. Sakinlik, huzur ve dinginlik. Biraz da göl kenarına gidelim diyoruz. Yol biraz çamur balçık. Ama olsun. İpek'in keşifleri, benim fotoğraf çekimlerim ve gördüğümüz güzellikler için değerdi.
Yolda giderken bir çok hayvan görmüştük zaten. İnekler, mandalar, keçiler, köpekler. Buraya gelince bir de at gördük. Biraz izledi kızım hareketlerini. Sonra da yürüyüşünün taklidini yaptı komik şey.
Göl kenarı keşif turumuzu da yaptıktan sonra, saatler İpek'in uyku saatinin geçmekte olduğunu gösteriyordu. 
Arabaya binerken "fermuar fermuar" diye söyleniyordu kızım. Bahsettiği şey yolda gelirken gördüğümüz yel değirmenleriydi. Nedense fermuar adını takmıştı onlara. Dönerken yine göreceğimizi söyleyip zar zor yerleştirdik arabaya. Uyku huysuzlukları gelmişti tabii.
Yolda giderken bulutları çekmeye çalıştım ancak yansıtamadım güzelliklerini. 

Tüm güzelliklerin hayatınıza yansıması dileğiyle....








Yorum için açıklama