Bir Anneler Günü Şenliği

2 Yorum
             10 Mayıs Cumartesi günü Bumerang network anneler günü için bir organizasyon yapmış, tüm blogger anneleri davet etmişti. İstanbul Taksim Martı Otelde gerçekleşen etkinliğe ben de katıldım. Çok güzel bir program hazırlamışlar. Ayrıntılara geçmeden önce, oraya gidiş sürecimi anlatmak ve hislerimi paylaşmak istiyorum.
            Yağmurlu ve soğuk havalarda bir yerlere gitme motivasyonu bende genelde düşük olmuştur. Hele buna bir de çocuğunuzun az biraz hasta ( nezle ) oluşu, o gün arabanızın olmayışı ( eşim yağışlı hava dolayısıyla motorla değil arabayla işe gitmek durumunda kalmıştı ) da eklenince gidiş planı suya düşer gibi oluyor. Ancaaaaaak şimdiye kadar istediğim halde bir türlü fırsat bulup gidemediğim bir çok seminer, blogger buluşması ve toplantı kaçırınca, bunda azimli olmaya karar vermiştim. Üstelik evime yakındı, üstelik İpek'e sevgili teyzesi bakacaktı.
            Kızımı uyuttuktan sonra çarçabuk hazırlanıp ablamın karşısına oturdum. O meşhur ne yapsam bakışlarımla bıktırdım onu. Ne derse desin sonunda bildiğimi yapacak olduğum halde fikrini duymak isterdim hep. O da eksileri fazlalaştırdıysa da azmim galip geldi ve kalktım "ben gidiyorum" dedim. O hızla kapıdan çıktım ve geri dönene kadar milyon kere telefonumu kontrol ettim. Çünkü kızımın sağı solu belli olmuyordu. O kadar alışık olmasına rağmen teyzesiyle bile durmayıp beni istiyordu. Sonuçta yakın yerdeydim. Bir sorun olsa koşar gelirdim.( Hiç bir sorun olmadı. ) Sonrasında ise ne ile gideceğim derdine düştüm. Bu yağmurda taxi bulunmazdı. Evimin yakınındaki durağa otobüs saatle geliyordu ve o saat kaçmıştı. Yukarıya caddeye kadar yürümem gerekecekti (yürümeyi pek sevmediğim bir yol). Yürümeyi başlayınca, yağmur altında şemsiyeyle yavaş yavaş yürürken anın tadını çıkarmaya başladım. Çocuğumu bırakarak dışarı çıktığım o kadar az gün vardı ki; kısacık bir zaman bile kıymete biniyor. Yağmurun tadı, yalnız yürümenin tadı, sadece kendinle baş başa olup düşüncelere dalmanın tadı. Bu sayede yol çabucak bitti. Durağa geldiğimde fark ettim ki benim otobüse binmek için bilet, kart her ne ise, yoktu. Oradaki insanlara otobüse nasıl bineceğimi sordum. Şoförün benim yerime kart okutabileceğini ya da diğer insanlardan istemem gerektiğini söylediler. Çok sıkıcı... Bir müddet sonra otobüs geldi ve o malum konuşmalar gerçekleşti Ben:"Kartım yok, para versem olur mu?" Şoför: "Yook. Birinden isteyin". Birinden mi isteyeyim kim bana niye kartından kullansın ki diye düşünerek etrafa umutsuzca bakarken, sağolsun bir adam" bende var" diyerek kartını tekrar bastı. Parasını verip teşekkür ettim. İnsanlarımız yardımsever yahu.. Otobüse binmek bana üniversite yıllarımı hatırlattı. Çünkü üniversiteden sonra toplu taşıma araçlarını pek kullandığımı söyleyemem. İnsanın araba tembelliğine alışmasıyla toplu taşıma araçları hayatından neredeyse çıkıyor. Bunu övünerek söylemiyorum. Hadi şimdi çocuğum var ve arabadan başka bir şekilde yolculuk yapamayız zaten. Zira çocuk koltuğu olan arabamızdan başka araca ,güvenlik sebebiyle, kızımı bindirmem. Ama daha önceleri de araba tembelliği üzerime yapışmıştı zaten. Halbuki otobüs, minibüslerle bir yerden bir yere gitmek film gibidir. Genelde komik olaylara şahit olmuş, ilginçlikler gözlemlemişimdir. Hayatın ta kendisidirler. Dolayısıyla bugün yine o deneyimi yaşamış da oldum. Senelerce öncesine üniversite yıllarıma gittim, istemeden de olsa kulak misafiri olduğum konuşmalara içten içe güldüm. Bir de otobüste gitmenin, araba kullanmak ya da takside gitmekten şöyle güzel bir yanı vardır; çok rahatsınızdır, ne "nerden gideceğim, nasıl araba kullanıyor bu insanlar bee" gerginliği, ne de taksiye yol anlatma sıkıntısı vardır. Sadece, gideceğiniz yer vardır ve siz o ana kadar kendinizi serbest bırakabilirsiniz. Günlerden cumartesi olmasına rağmen korkunç bir trafik yoktu. Ben de oturacak yer bulmuştum. Geri geri gitmenin dayanılmaz bulantısı dışında her şey güzeldi. Veee Taksim'e geldik. Nasıl da özlemişim. En son Gezi olaylarında buradaydım. Çoook uzun zamandır da gündüz gelmemiştim. O kadar farklıydı ki. Meydanın yeni halini tabii ki beğenmedim ama arabalar olmadan rahatça yürümek de hoşuma gitti hani. Meydandan otelin olduğu yere kadar yürüdüm. Benim gibi yürümekle arası pek hoş olmayan biri için hatırı sayılır bir mesafeydi. O yolu da büyük bir keyifle yürüdüm. Etrafıma bakıp, bazı gördüklerim hakkında onlarca anıyı hafızamda canlandırarak, ve yine söylüyorum yalnızlığın tadını çıkararak yürüdüm.
             Otele vardığımda ben zaten güzel bir gün geçirmiştim. Artık ablam beni çağırsa da üzülmeyecektim. Ancak iyi ki içeriye de girmiş ve etkinliğe katılmıştım.
 Ben gittiğimde ilk konuşmacı( Yonca Tokbaş ) konuşmasına başlamıştı. Gazeteci ve köşe yazarı olan Yonca Hanım, bize kendi tecrübelerini anlatıyordu. Yazarlığı neden seçtiğini, iki çocuğunu dünyaya getiriş ve sonrası hikayelerini, meslek seçimi ve kararlarını o kadar güzel, samimi, mizahi, özeleştirel bir dille anlatıyordu ki, salondaki tüm davetlilerin ilgisini çekmeyi başarmıştı. 
Dinlemeye doyamadığımız Yonca Tokbaş'tan sonra sırada pozitif ebeveynlik uzmanı Tansu Oskay vardı. Tansu Hanım çocuk yetiştirme konusunda önemli noktalardan bahsetti. Her şeyden önemlisinin çocukla olan iletişim ve ona gösterilen sevgi olduğunu vurguladı. Bunun için de belli bir yol, belirli kurallardan bahsetmenin mümkün olmadığını, ancak, bilinçli olmanın ve davranışlarımızda tutarlılığın da öneminden bahsetti.
Tansu Oskay'ın konuşmasının ardından bir mola verildi. Çocuklarıyla gelen anneler aktivite odasına yöneldiler. Çocuklar için hazırlanan odada çeşitli etkinliklere yer verilmişti.
Çocuklarla ilgilenen iki kişi vardı odada. 

 Salonun dışında, Hasanbey Çiftliği'nin doğal ürünleriyle lezzetli atıştırmalıklar hazırladığı bir stant, blogger annelerin elinden çıkma kurabiyeler, çocuklar için düşünülmüş şeker kavanozları ve cup cake standı, güzellik sponsoru olarak yer alan Makas kuaföre ait bir stant bulunuyordu. Ayrıca bir de patlamış mısır arabası :))




Bir sonraki bölüm anneler paneli idi. Hassas Anne, Nil's Mum ve Komirra bloglarının yazarları konuşmacı olarak katıldılar. Başarılı bir blogger olmanın püf noktalarından bahsettiler. Kendi deneyimlerini paylaştılar.
 
Benim bu konuşmalardan edindiğim en önemli ipucu sosyal medyada blogumuzun adıyla da var olmanın gerekliliği idi. Benim de jaleceanne adıyla facebook sayfam ve Twitter hesabım vardı. Ancak e-postalarımı da bu şekilde almak aklıma gelmemişti. Instagram ve başka pek çok kullanmadığım iletişim ağları vardı. Onlara da el atmam gerektiğine karar verdim. Diğer konularda ise elimden geleni yaptığımı düşünüyorum. Ece Hanım ( Hassas Anne ) bloguna  ciddi bir zaman ayırdığından ve bunun gerekliliğinden bahsetti. Ben de İpek'ten kalan vakitlerde bütün zamanımı blog yazmaya ayırıyorum neredeyse. Çünkü yaptığım şeyi çok önemsiyorum. Ayrıca büyük keyif alıyorum. Bazı konularda bilgilendirme yazısı yazacaksam, çok ciddi araştırmalar yapıyorum. 
Panel, izleyicilerin soruları ardından sona erdi. Daha sonraki programa katılamayacaktım. Astrolog Şenay Yangel'i de çok dinlemek isterdim. Ancak kızıma dönmem gerekiyordu. 

Dönüşte ise yol boyunca yazacaklarımı düşündüm. Aslında böyle anlar için kayıt cihazı mı taşısam acaba dedim kendi kendime. Çünkü bazen öyle güzel cümleler kuruyorum ki aklımdan sonra uçuveriyorlar. Ben bunları bu kadar ayrıntısıyla yazdım ama aslına bakılırsa iki yazı konusu çıkarmış yazdıklarımdan. Neyse umarım bu kadar uzun olunca okuması sıkıcı olmamıştır. Sonuçta ben yazarken durduramıyorum bazen kendimi ama okurken aynı şekilde akıyor mu bilemem. Her neyse böylelikle yazının sonuna da gelmiş bulunuyoruz. Ne diyeyim çok sıkıcı olduysam affola :))))

Bu arada önemli not: Yazımın başlarında bir kaç kez kullandığım yalnızlığın tadını çıkarma sözlerim kızımla geçirdiğim vakitten muzdarip olma gibi bir anlam kesinlikle içermez. Sadece insanların doğal bir ihtiyacına dem vurmaktı niyetim. Açık olmak ve hissettiklerini yazmak da diyebiliriz.
Sağlıcakla ve mutlu kalın. 




2 yorum

canım paylaşım için teşekkürler ne güzel ayrıntısı ile yazmışsın. Bazen yalnızlık güç toplayıp dönmek için iyi oluyor. Anneler günün kutlu olsun canım

Çok teşekkürler Nihalcim. Senin de anneler günün kutlu olsun canım.

Yorum için açıklama