Evde Oyun Grubu

4 Yorum
           Çocuklara yapacağınız en büyük iyiliklerden biri onlara akranlarıyla vakit geçirecek fırsatlar yaratmaktır. Sosyal gelişiminde ne kadar büyük rolü var. Paylaşmayı, beklemeyi, başkalarının tepkilerini, uyumu, uyumsuzluğu ve daha neleri tecrübeyle öğreniyorlar.
          İpek doğmadan önce öğretmenlik yaptığım okulda, benim gibi bebek bekleyen bir arkadaşım, daha önce doğum yapmış olan ve bizden sonra bebek bekleyen bir arkadaş daha vardı. Yani biz peş peşe doğum yapan dört arkadaş, bebeklerine bakmak için çalışmaya ara veren, geçici bir süre ev hanımlığına ve tam gün anneliğe adım atmış olarak uzun bir süredir istediğimiz düzenli  görüşme isteğimizi yoluna koyduk.
          Bir kaç ay önce başlayan on beş günde bir evlerde buluşma planımız, sağlık sorunları sebebiyle geçici olarak yarım kalmıştı. Geçenlerde tekrar bir araya geldik. Çocuklar artık birbirlerini tanıyor gibiydiler. Yaşları itibariyle daha önce kaynaşamamış olsalar da yadırgamadılar da.
          Yaşları ise;en küçük olan 13 aylık, İpek ve 10 gün önce doğan arkadaşı 19 aylık, en büyükleri de 26 aylık neredeyse yaşıt bu dört kafadarın birbirleriyle çok ilgileri olmayıp ve fakat gayet uyum içinde oynadılar.
Nil İpek'in evini pek sevdi. Hatta içeride kendi elleriyle çay servisi yaptı :)
Her biri ayrı havalarda

Biz ne yaptık peki? Aslında pek bir sorun çıkarmayan çocuklarımızı kendi haline bırakıp çay kahve keyfi yaptık demek isterdim, ancak bu konuda henüz tecrübeli değiliz. Yakında öğreneceğiz inşallah. Yine de birbirimizi görmekten memnun, çocuklarımızın oynamalarından hoşnut olarak buluşmalarımızı sıklaştırmaya karar verdik. Bundan sonra haftada bir buluşacaktık. 

Dediğimiz gibi bir hafta sonra bu kez Dilek'in evinde buluştuk. 
Babasının Katre'ye aldığı ev çocukların ilgi odağı oldu haliyle.
Mehmet Ege de kendine bir yer açmaya çalışıyor evin içinde :)))
Öyle güzel dalmışlar ki ....
Çok güzel oynadılar ama her birimiz sırayla odada kalıp onları yalnız bırakamadık..şimdilik :))

Dönüşte Dolmabahçe tünelinde-neyse ki çıkışa az kala- trafikten ötürü mahsur kalışımızı saymazsak, hepimiz için dolu dolu, eğlenceli bir gün oldu.

 Yakın zamanlarda anne olma mutluluğunu paylaştığım, anlaştığım, sevdiğim, sevgili arkadaşlarımla bir arada olmaktan, çocuklarımızı birlikte büyütmekten çok memnunum. Bunun için kendimi şanslı sayıyorum. İyi ki benim için de İpek için de varsınız :)

Atmasyon Uydurmasyon

Yorum Ekle
                 Buradan yemek paylaşmak, tarif vermek hiç düşündüğüm bir şey değildi. Yemek konusu başlıbaşına bir blog konusuydu. Zaten bu tarz siteler de hayli mevcut. Benim de beğenerek takip ettiklerim var hatta.
                 Bana göre ilginç bir buluşla, ortaya iyi bir şey çıktı. Belki hoşuna giden, denemek isteyen olur diye burada paylaşmak istedim. O kadar çok tarifin nereden çıktığını düşünürdüm hep. Ne kadar çok isimle ne çok yemekler var. Hep yenileriyle de karşılaşırız. Hiç duymadığım bir tarifle karşılaştığımda bunu kim nasıl bulmuş acaba diye merak ederdim. Benim buluşum ise şöyle oldu:
                İpek'in öğle yemeği için püre yapmıştım. İçinde tereyağ, soğan, ıspanak, havuç, bulgur vardı. Blenderdan geçirip koyu bir kıvam elde ettim. Sık sık yaptığım yemeklerden. Püre olarak yapmamın nedeni de kırmızı eti başka şekilde yememesi. Karıştırınca anlamıyor. Ama o gün nedense yemek istemedi. Her ne kadar bir öğünlük yapmaya çalıştıysam da tencerede epey kalmıştı. Bazen ben de yerim, biter. Bu sefer benim canım da pek istemeyince ne yapsam diye düşünürken, püreyi değişime uğratmak geldi aklıma. İpek hamur işlerine (poğaça, ekmek, kek ne olursa) bayılıyor. Ben iyisimi poğaça hamuru hazırlar içine de harç olarak bundan koyarım dedim. İpek de yer. Sonuç: Bir annenin zaferi. Öyle yemezsen böyle yersin. Yemeğin ziyan olmaması, İpek'in bir şekilde bu faydalı karışımı yemesi ve ortaya lezzetli bir şey çıkışı hoşuma gidince, ben de yazıp paylaşmak istedim. Tarife gelince, el ayarı göz kararıyla şöyleydi:

             Yarım su bardağı zeytinyağı
              100 gr tereyağ
               2 yumurta ( birinin beyazı içine sarısı üstüne )
               yarım paket karbonat
               1 su bardağı yoğurt ( biraz daha çok olabilir, sulu kısmından da koydum )
               tuz
               aldığı kadar tam buğday unu

Tüm malzemeler karıştırıldıktan sonra yumuşak ama ele yapışmayan bir kıvam elde edince bir parça alıp elimizde açarak içine hazır püre harçtan koyuyoruz. Dilerseniz üzerini susamla da süsleyebilirsiniz. 170 derece fırında 40 dakika pişirdim. Fırına göre pişirme süresi değişiklik gösterebilir. Poğaçanın görüntüsü gibi tadı da güzeldi.

Bundan sonra bitiremediği yemeklerle ne yapılacağı belli oldu. Hem sonradan acıkınca atıştırmalık olarak da iyi oluyor.

N'apalım çocuklar yemeyince, annelerde çareler tükenmiyor.

Oyun Grubuyla Dördüncü Buluşmamız

2 Yorum
             Bugünkü buluşma yerimiz Nişantaşı Kids Inn olarak belirlendi. Sabah 11 de buluşmak üzere sözleşildi. İpikom ile kahvaltı yaparken bugün nereye gideceğimizi konuştuk. "Arkkaddaş" diye sevine sevine kahvaltısını bitirdi. Bu sayede yine çok fazla yormadı beni giydirirken.
             Mekana geldiğimizde İpek daha önceden geldiğimizi hatırlamış olacak ki büyük bir rahatlıkla içeriye dalıp gözüne ilk kestirdiği Minnie lerin yanına gitti. Kapıda Dilek ve Katre arkadaşlarımızla karşılaştık. Dilek benim okuldan arkadaşım. Katre ile doğumdan beri tanışıyorlar yani. Bugün onlar da bize katılmak istedi. İpek de çok memnun oldu.
            Ben eşyalarımızı yerleştirirken baktım İpek içeriye oyun kısmına girmek için kapıda sızlanıyor. İçeriye girip doğruca top havuzuna koştu. İlk gelişinde nasıl da çekingen yaklaşmıştı :)
Katre de yanına geldi sonra
Hooooop kaydıııık
Trambolinde artık tek başına
Eren de geldi yanına
Yeni tanıştığı Kayracık ile düşe kalka zıpladılar
Biraz da oyuncaklarla ilgilenelim dediler
Gitme vakti yaklaştı.Toparlayıp fotoğraf çekelim dedik.
Biri otursa diğeri kalkıyordu. Bu kadarını başarabildik. 
Bu kez anneleri de oyun bölümünün içine aldılar. Bizden başkaları da olduğundan 3 yaş altındaki çocukları anneleriyle alıyorlarmış. Çocuklarla eğlenmek, oynamak keyifliydi ancak anneler baş başa vakit geçiremedik.

 Bugün o kadar çok enerji harcadı ki, bir oyun gününden daha yorgun ama mutlu ayrıldık...

Bir Yaşından Beri

Yorum Ekle

               Bir süredir güncel etkinliklerimizi yazmaktan geçmiştekileri yazamıyordum. Ben de bu yazımda, bir yaşından bugüne kadar yaptığımız ve yazamadığım etkinliklerden, bir kaçını paylaşmak istedim.
               İnce motor gelişimi, el göz koordinasyonu , konsantrasyon ve şekil kavramını  geliştirecek etkinlikler yapmıştık.
               Bir kavanozumuz vardı kumbara niyetine yaptığımız. Kapağına yatay bir delik açarak kumbara görünümü vermiştik.            
Daha sonra da içine atması için çeşitli şekillerde kartlar kestik. Bunlar bir yerlere ait kartvizitlerdi. 
Bazılarının üzerinde çeşitli resimler oluşu ayrı bir ilgisini çekmişti kızımın.
Kimine mamun( maymun ) kimine aba( kadın resmi varsa) çiçek, ev, bulut diyor ve bu adlarla kavanozun içine atarak eğleniyordu.
                             Ben de içine atabildiğinde "bravo" der, daha bir keyiflendirirdim.
Etkinliğin adı böylelikle "bravo" olmuştu.
Hala yine aklına geldiğinde bravo ister. Ben de veririm.Beş dakika bile olsa onu oyalar.

Bir başka etkinliğimiz atık materyalle yaptığım bir çalışmaydı.
Dondurma kutusunu önce kapladım. Sonra üzerine küçük delikler açtım.
 İçine atabilmesi için de kamışları ufak ufak kestim. Bu iş için daha önce pamuklu çubukları kullanmıştım. Ancak İpek pamuklarını koparınca vazgeçmiştim. Sonradan aklıma kamışları kullanmak geldi ve iyi oldu.
Bu etkinliğin adı da yine "bravo" olmuştu. İçine atınca kendi kendine bvavvo diyordu :)))
Şimdi oynadığı zaman ise  eline birden fazla alıp, atmaya çalışıyor :)

Daha  sonra aynı etkinlik için farklı malzemeler buldum.
İri delikli baharatlık ve sayı çubuklarından aldım. Rengarenk sayı çubukları da hoşuna gitmişti.


Bu etkinliğin ise  benzerini bir blogta görmüştüm. Hangisi olduğunu hatırlayamadım şu an kendisinden özür diliyorum :(     
Ben de ufak değişiklikler yaptım. Kullandığım atık materyaller boş bir adet şekilli makarna kutusu, kağıt havlu rulosu, yine ben de çokça bulunan eski kartvizitler ve ceviz.
Kutu önce kaplanır. Kutunun üzerine bir delik açılır ve rulo oraya yerleştirilir.Rulonun yanına küçük bir kutu koyacak başka bir yer açılır. Başka bir tarafına da yatay delik açılarak kartların içine atılacağı bölme yapılır. 
Kutunun içine dikdörtgen şeklinde kestiğim kartları ve rulonun içinden atacağı cevizleri koydum.
İlk karşılaştığında çok sevinmişti.
                      

Cevizleri de rulodan attıktan sonra    
                                      Nereye gidiyor diye de bakmıştı :)))                                             
Bu etkinlik de hem el göz koordinasyonu ve ince motor kasları için faydalı bir çalışma olmuş, hem de epey oyalamıştı miniğimi...

Keyfimiz, oyunumuz ve etkinliğimiz bol olsun.















İpek Hanımın Mutfağı

6 Yorum
         İpek'in bu yaş dönemi için önerilen oyuncaklar gerçekleriyle benzeşen, günlük yaşamımızda kullandığımız nesnelerden esinlenerek yapılmış olanlarmış. Sizi ne yaparken görürse onlar da aynını yapmak istermiş. Mutfak eşyaları, tamir setleri, ev aletleri gibi. Biz de bu fikirden yola çıkarak kolları sıvadık. Yine kolilerimiz bu gibi işler için hazırda bekliyordu. Kolilere şekil verme, fırın ve buzdolabı şekline sokma becerisi eşime ait. Ben de geriye kalan kaplamaydı, süslemeydi , detayları tamamlamaydı gibi işlerle ilgilendim. Ve ortaya bunlar çıktı.
Şekil verildikten sonra yapması kolaydı. Dört tane kullanmadığım cd buldum ve silikon tabancayla yapıştırdım. Düğmeler için ise kola kapaklarını üzerilerine kağıt yapıştırarak kullandım
Eşim kapak kısmına da açılıp kapanması için iki mıknatıs yapıştırdı.

Dolabın içindeki rafları başka bir koliden keserek yapıştırdı. Nasıl yapıştırdığı ustalık sırrıymış. Hakikaten bu adam bu işleri biliyor :)
İçini de doldurduk.
Kızımız yine bir şaşkınlık nidasıyla salona geldi. Doğruca kapağına yöneldi, içini açtı baktı.
Düğmelerini kurcaladı Sonra da içine ne bulduysa atmaya başladı.
Buzdolabıyla çok ilgilenmediğinden fotoğrafını da çekemedim. Dursun bakalım onun da günü gelecek elbet.


Dolabı ve fırını mutfağa koydum. Böylelikle ben mutfaktayken, İpek de kendine ortalığı çok dağıtmadan  uğraşacak malzemeler bulmuş oldu. 






Eşi Eşi Oyunu

2 Yorum
              Eşleştirme yapma çeşitli materyallerle denenebilir. Ben de ne yapsam diye düşünürken evde olan bir oyunumuz geldi aklıma. Hafıza kartları oyunu. Kartları ters çevirip sırayla açarak eşini bulmaca. Oynardık bir aralar. Şimdi İpek oynayacak. Onun oyunu biraz farklı olacak tabii. İlerde kartlar hala sağlam kalırsa birlikte hafıza oyununu da oynarız. İpek için kartları düz olarak dizdim.
Kendince isimler taktı kartlara. Koşuyor, top oynuyor, fış fış babıyor( yüzüyor)gibi...
Beş tanesini eşleriyle ayırdım. Hepsi birden bir anda fazla gelirdi. Sonra sayıyı arttırmayı düşündüm.  Karşılıklı koydum ve eşlerini bulmasını istedim. 
Aklı vermediğim diğer kartlardaydı.
 Oyuna eşi eşi adını verdi. Eşini buluyoruz ya :)))
İpek'in de keyif aldığı bu oyun eşleştirme kavramını öğrenmesine yarayacaktı. Hatta başka bir zaman aynı renkteki kartları  gruplayarak renk çalışması da yaptırırım diye düşündüm. Bu kartlar çok işime yarayacaktı.

 Daha sonra oyun diğer kartların da alınmasıyla başka bir oyuna dönüştü. Kartları dizmek, bildiklerinin adını söylemek, toplamak sonra tekrar dizmek gibi kendince oyunlar geliştirdi İpikom. Günlerce de elinden düşürmedi. Kimi görse kartları çıkarıyor eşi eşi diyerek oynamak istiyordu.

O günlerde bir başka eşleştirme çalışması daha yaptırdım. Aldığım çıkartmalarla nasıl bir etkinlik yaparım diye düşünüyordum. Meyveler ve sayılar çıkartmalarını kullandım. Boş bir kağıda meyvelerin resimlerini çizdim. Sonra da çıkartmayı uygun resmin üzerine yapıştırmasını istedim.
Çok hoşuna gitti ve uzun süre bu etkinlikle oyalandık, eğlendik.
Aynı şeyi sayılar çıkartmasıyla da yaptık. Sayıları yapıştırırken 1 den 10 a kadar sayarak yaptık.
 Sayıları ve matematiği hayatına erkenden sokmak gerekirmiş. Zihinsel gelişimine katkısı oluyormuş. Merdivenleri çıkarken, inerken basamakları sayıyoruz. Oyuncaklarını toplarken sayıyoruz. Bir şeyi beklemesini isterken de sayarak bekliyoruz. Ona kadar saydıktan sonra salıncaktan ineceğiz ya da beşe kadar saydıktan sonra yanına geliyorum gibi. Bu da zamanı kullanmasını, beklemesini öğrenmek için uygulanacak bir metot olarak öneriliyor.

Yaptıklarımızı bir dosyada tutup saklıyorum. Aklımda İpek için bir etkinlik albümü hazırlamak var. Etkinlik fotoğraflarını, yazıp çizdiklerini bir araya toplamak istiyorum. Bakalım ne zaman vakit bulurum. 

Etkinliğimiz ve keyfimiz bol olsun....