Yeni Bir Oyun Grubu ve İlk Buluşma

4 Yorum
         Bebek 0-3 yaş döneminde yoğun bir öğrenme ve deneme süreci yaşar ve dünyayı anlamlandırır.Bir çocuğun sağlıklı gelişimi için,  farklı sosyal ortamlarda bulunmasını sağlamak, değişik insanları, çevreleri ve ortamları tanıması için fırsat vermek gerekiyor.
         Bir çocuk henüz bebekken bile arkadaşa ihtiyaç duyar. Etrafında küçük çocuklar gördükçe hep onları takip eder, onlara gülümser, iletişim kurmak ister. Biraz daha büyüdükçe bilinçli olmasalar da birbirlerine dokunmaya, itmeye, birbirlerinin elindeki oyuncağı almaya yönelik hareketlerde bulunurlar.Bunlar da iletişim kurma çabalarının ilk adımları olsa gerek.
        Ben de bir oyun grubu kurma çabası içindeydim. İpek'in benim arkadaşlarımın çocuklarından oluşan küçük bir grubu vardı zaten görüştüğümüz." Fazla arkadaş yoktur farklı arkadaş vardır" diyerek arayışlarıma devam ederken facebookta " İstanbul Avrupa Yakası Montessori Oyun Grubu"na rastladım. Bir kaç buluşma ayarlamış, güzel vakit geçirmiş olduklarını paylaşıyorlardı. İşte fırsat dedim ve geçen gün ben de katılmaya karar verdim. Buluşulacak yer, saat konuşuldu. Cevahir AVM'de oyun katında buluşmak için sözleşildi. Her ne kadar alışveriş merkezlerinin oyun bölümlerini cazip bulmasam da maksat tanışmak kaynaşmak diye düşünerek biz de gittik.
       İpek düşündüğüm gibi önce oyun merkezine girişteki aşırı ses ve görsel zenginlik karşısında irkildi. Oyun makineleri, dev ekranlardan gösterilen reklamlar vs... onu rahatsız etti. Bir yandan da meraklı gözlerle etrafa bakıyordu. Biz oranın da bir alt katında yer alan nispeten daha sakin olan oyun alanına indik.
      Arkadaşların gelmesini beklerken etrafa göz gezdirdik. İpek çitlerle çevrili oyun alanının içindeki hayvan figürlerini görünce hemen oraya gitmek istedi.

     
Orada biraz dolandı durdu. O sırada annelerle çocuklar gelmeye biz de tanışmaya başladık. Gişeden bir kart alınıyormuş. O kartla diğer bölüme giriyormuşuz. O bölümde küçük çocuklar için yapılmış oyun alanı var. Gişeye gidip kartı alıyor ve para yükletiyorsunuz. Saati 15 TL idi. Kartımızı verip içeriye girdik.
       İpek, önce dönen hayvancıkları görünce pek bir hoşuna gitti. Tek başına da olsa en çok onun üstünde vakit geçirdi. Daha sonra hoplama zıplama bölümüne çıktık. O da çok hoşuna gitti. Hatta fotoğraf çektirmek için çıkınca kıyameti kopardı. Aklı orada kaldı.
Arkadaşlarını da tek tek göz ucuyla inceledi. Normalde dışarıda gördüğü her çocuğa yaklaşan İpek nedense bugünlük biraz geri durdu. Zamanla daha çok alışacağına eminim. Benim için de güzel bir fırsat oldu. Her ne kadar sohbet etmeye çok vakit bulamasak da tanıştığım yeni arkadaşlarımdan çok memnun oldum. Buluşmalar devam ettikçe kendimize de daha çok vakit ayırabileceğimizi umuyorum.
         İpek'in uyku saati geldiğinden biz biraz erken ayrıldık. Eve gelince  hemencecik uyudu. Farklı bir yerde zaman geçirmek, yeni bir ortamda bulunmak ve yeni insanlar tanımak İpek'e iyi gelmişti. Gün boyunca gördükleriyle ilgili bir şeyler anlattı durdu. Arkadaş, balon, jump jump ( zıplama oyunu onu için jump .Bir şarkıdan öğrenmişti.) mamun ( çıkışta maymun kılığına girmiş oyuncu ablalar abiler tiyatro tanıtım afişi dağıtıyorlardı.)
       İpek için faydalı bir şey daha yapmanın gönül rahatlığıyla kızım uyurken ben de keyifle kahve molamın tadını çıkardım. Herkese bol keyifli günler dilerim...

         

Parmak Boya Deneme 1

Yorum Ekle
             İpek'in boyama, karalama yapması için daha önce de bir girişimde bulunmuştum.Carioca'nın jumbo baby mum boya setini almıştım. Boyama kağıtlarının üstünde deneme yaptık. Çok fazla ilgisini çekmedi. Ben de kaldırmış, ara sıra denerim demiştim. Biraz daha zamanı var sanırım diyordum.Geçen gün 18 aylık oldu. Artık parmak boyası vakti gelmiştir diyerek, evde parmak boyası nasıl yapılır araştırmasına girmiştim. "Çocuğumla Eğlenirken" blogunda bulduğum tarifi denemeye karar verdim. Bu tarif için Nihal Hanıma teşekkür ediyorum. Hemen harekete geçtim. Önce gıda boyalarını Beşiktaş kırkambardan satın aldım. İyice güvenilir olsun istedim. Diğer malzemeler zaten kolay. Şöyle ki:
Malzemeler:
- 1 çay bardağı un
-3 çay bardağı soğuk su
- 1 çay kaşığı dolusu tuz
- Gıda boyası
Hazırlanışı:
İçine su koyduğunuz bir kabı ocağa koyun. Kaynamakta olan kabın içine bir kap konularak(benmari yöntemi)un, tuz ve soğuk su karışımı koyulaşıncaya kadar pişirilir.Ateşten indirdikten sonra karışım iyice karıştırılır.Hazırlanan karışım istenilen miktarda gıda boyalarına eklenir(Boyalar yapıldıktan sonra dolapta 1 hafta bekleyebiliyormuş )Ben de hemen hazırladım ve de ertesi gün İpek hanımın beğenisine sundum. Veee sonuç:
Önce acaba nasıl bir şey diye denedi. Ben de öyle bir hazırlamışım ki önlükler, örtüler filan sanırsın ki kız kendinden geçecek boyarken :)))
Sonra aaa n'olmuş bu ellere der gibi bi baktı. Eline bulaşan kırmızı renkten irkildi.( Zaten eline ne bulaşsa rahatsız olur.Kum, yemek, çamur, kırıntı her ne olursa...)
Bir eline bir kağıda baktı. Kağıda sürünce neden geçmediğini düşündü herhalde.
Sonuç olarak tanımadığı bu karışımdan huylandı ve daha fazla devam etmek istemedi. Demek ki kızımın içindeki ressam henüz uyanmamış. E n'apalım zorla güzellik de sanat da olmaz diyerek bu etkinliği şimdilik sonlandırdık.
        Bakalım diğer denemelerde neler olacak?...

Şekilleri Eşleştirme

5 Yorum
           Oyun becerilerimizi, düşüncelerimizi ve duygularımızı bir araya getirir.( "Waldorf Yöntemiyle Harika Çocuk Nasıl Yetiştirilir?" kitabından )
           Oyun çocuğun sosyal, duygusal gelişimine önemli katkıda bulunur.Ayrıca ince ve kaba motor becerilerinin gelişiminde önem taşır.Bundan başka yaratıcılığını, hayal gücünü ve problem çözme becerilerini geliştirir.Dünyayı anlamalarına yardımcı olmaktadır.
           Oyunun önemini vurgulayan bir giriş yaptıktan sonra, kendi oyun deneyimlerimizi anlatmaya başlayayım. Nereden başlasam derken, Etkanın blogunda gördüğüm bir etkinlik hazırladım.Kendisine teşekkür ediyorum.
         Ben keçe üzerine değil de kitap gibi görünsün diye çay poşeti kutusuna yaptım.Kutuyu önce kenarlarından kestim.Kitap görünümü verdim.
 Sonra resimde görüldüğü gibi keçeden şekiller yaptım.Bir tarafına onları dizdim.Diğer tarafına şekilleri çizdim.

İpek yeni bir şey gördüğünde her zaman yaptığı gibi aaaaaaaa diyerek hemen elimden alıp yapmaya koyuldu.
 Doğru yapınca da bekledi ki ben "bravooo" diyeyim. Kuzucuk çabucacık hepsini yapıverdi.
İşi biter bitmez de kenara kaldırdı. Çok uzun sürmedi bu aktivitemiz.Ama olsun el göz koordinasyonunu geliştirmemize yarayan bir oyun oldu.Arada tekrar çıkarıyorum. Gözünün önünde olmayınca unutup yine yapmak isteyebiliyor.

İpek için oyunlar , aktiviteler hazırlamak da bizim için oyun oldu. Çalışmalara devam...
O Günlerden Bugüne

O Günlerden Bugüne

2 Yorum
         İpek, 16 Ocak'ta 18 aylık oldu. 1.5 yaş gerçekten çocuğun büyüdüğünü anladığınız zamanmış. Kızımız artık pek çok şeyi yapabiliyor ve ifade edebiliyor. İnsan nereden nereye geldik diyor, duygulanıyor. Ne kolay geçti diyebilirim, ne zor. Ne çabucak geçti derim, ne de geçmek bilmedi. Ne yaşanması gerekirse yaşadık ve yaşıyoruz. Böyle bir mucizeye tanık olmaktan mutluluk duyuyoruz.Biraz daha büyüyüp, ayrı bir birey olma ayrımına varmaya başladıkça bazı zorluklar da beraberinde geliyor elbet. Önce kısa bir geçmişe dönüp, daha önce yazmayı çok isteyip de atladığım İpek neler yaptılarla başlayıp, şimdi neler yapıyor, ne gibi gelişimler sergiliyor konusuna gelmek istiyorum.
         İpek yürümek için pek acele etmedi.İlk adımını 1 yaşında atmıştı hatta elimizi tutarak biraz yürümüştü ama kendi kendine yürümesi 13.aya denk gelmişti. Zaten emeklemeye de 10. ayda karar vermişti. Bütün bunlara rağmen minik kuşum 9..aydan itibaren şakımaya başlamıştı. Baba, mama , dede, abba gibi kelimeleri söyleyebiliyordu. Hatta birds , bye bye , hello gibi İngilizce kelimeler de söylemeye başladı.Anneanneyi de çok güzel söyledi. İlk anne deyişini ise 1 yaşında duyabildim.
        Sonrasında olanlar :
         13 ay: Desteksiz yürüyebiliyor.  Kendi kendine uyuyabiliyor çoğunlukla gece yatıp sabah kalkıyor.
          14 ay: Dittii( gitti) de de (gel gel ) gibi kelimeler de eklendi.
         15 ay: 1.tekil şahıs kısa cümleler Otudum( oturdum) dattım (yattım) cümlelerini çok güzel söylüyor.
          16 ay: Bulaşık makinesini boşaltmama yardım ediyor. Eline bir şey verdiğimde odasına götürüyor. Eşleştirmeler yapabiliyor.Nerede diye sorduğum nesneleri tekrar ederek gösteriyor.
          17 ay: Uykuları değişti.Yalnız uyumayı reddediyor.Gece uyanmaları başladı. İtirazlar , direnmeler, bağrış çağırışlar başladı. Çok fazla yakınma ve şikayet şeklinde mızıldanıyor.Azı dişlerinin dördü birden çıkıyor.Haklı yavrucak. Kim bilir ne acı çekiyor. Anneye düşkünlük arttı.Sürekli anne diyerek hem gözünün önünde olmamı istiyor hem de hep ilgilenmemi.
          İpek genelde aylık gelişime uyuyor. Daha azını ve ya daha çoğunu yaptığı da oluyor tabii. İşte 18 aylık bebek gelişimi .
          Kaba motor: Merdivenden emekleyerek iner. İyi koşar. Küçük sandalyeye kendisi oturur. Dururken top fırlatır.
          İnce motor: 4 küple kule yapar. Taklit yapar. 18 aylık olunca oyuncakları artık ağzına götürmez, elinde evirir çevirerek inceler.
          Kendine yardım: Evde kendi kendine gezinir , oyuncaklarıyla oyalanır.
         Eğer çocuk hazırsa bu ay içinde tuvalet eğitimine başlanabilir deniyor ancak ben 2 yaş olmasınına taraftarım.
         Problem çözme: Oyuncakların ya da cisimlerin parçalarını eşleştirir.
         Sosyal ve duygusal gelişim: Diğer insanlarla ilgilenir. Utanma davranışı gösterir.
         Dil gelişimi: İsmi söylendiğinde 3-4 cismi gösterir.3 vücut bölgesini gösterir.Kendisini işaret eder. Benim kavramını anlar.10-25 kelime kullanır.
                16 Ocak, 18. ayını doldurdu. İpek elinden tutunca merdivenlerden iniyor, koşuyor.Koltuğa kendi inip çıkıyor. Yapbozlarıyla oynamayı ve "yüksek" diyerek kule yapmayı seviyor.İki kelimelik cümleler kurabiliyor( otudum ben gibi), adını sorunca söylüyor. Dil gelişimi çok hızlandı.Annenin, babanın demeye de başladı.İyelik ekleri de tamam yani. Müthiş bir taklit ustası tabii söylemeye gerek yok. Ne görse özellikle de ne duysa o da tekrar ediyor. Uçak sesinden tutun da geçen simitçinin, çalışan arabanın sesine kadar. Taklit konusunda çok başarılı yani. Hafızasının kuvvetine de hayran bıraktırıyor. Bir gördüğü insanı unutmuyor. Bu özelliği daha önceden beri var. Hatırladığı kişiyi ona özel bir şeyle hatırlıyor. İpek kısa süreli de olsa kendini oyalardı önceden de. En çok da kitaplarını karıştırarak, okuyarak :) oyalanıyor. Sanırım 4 aylık olduğundan beri kendisine masal okumamın bunda bir payı vardır :)
         Yaşayacağımız daha ne maceralar var. Mutlulukla, paylaşarak  nice aylara, yıllara...
      ·              

Babası kızına ev yaptı

8 Yorum
          İnternetten yaptığım alışverişle eve kocaman bir kutu geldi. İpek'e oyuncak market arabası almıştım. İyi ki de almışım,  iyi ki de aklıma bu fikir gelmiş , babası da iyi ki bu kadar becerikliymiş ki ortaya şirin mi şirin küçük bir ev çıktı.
          Ne zamandır evde kendi oyuncağımızı yapma , artık materyalleri değerlendirme , icatlar çıkarma konularına takmış durumdaydım. Kutuyla ilgili de mutfak tezgahı ile ev yapmak arasında kararsızdım. Kutuyla neler yapılır diye şöyle bir araştırdığımda karşıma neler çıkıyor neler . En sonunda ev yapmaya karar verdik. Öyle mi olsun böyle mi derken ortaya böyle bir şey çıktı.
 Önce kutunun tüm kenarlarını siyah tamir bandıyla sağlamlaştırdı. Sonra pencereleri ve kapıyı keserek şekil verdi. Pencerelerin kenarını tamir bandıyla belirginleştirdi.
 İçini de döşeme gibi kapladı . Kullandığı bu malzemeyi ısı yalıtımı sağlamak üzere kalorifer arkasına koymak için Praktiker'den almıştı. Artan malzeme de böylece işe yaramış oldu.
 Yine Praktiker'den aldığı dcfix denen, arkası yapışkanlı kalın kağıtlarla da evin tamamını kapladı. Üzerindeki kelebek çıkartmasını da yine aynı kağıttan yaptı.
 İpek de görür görmez bayıldı .Oyuncaklarını eve soktu. Evcilik bile oynadık .
Her sabah evi evi ( kendi evi olduğunu kast ediyor ) diyerek evini istiyor. Bütün gün salonda o ev duruyor.Zaman zaman kendi içine giriyor bazen de oyuncakları misafirliğe gidiyor. Çok eğleniyoruz. Sağolsun babası şimdiden kızını ev sahibi yaptı :)))))

İBS Anne Bebek Çocuk Fuarı

Yorum Ekle
       Geçen sene de niyetlenmiş ancak gidememiştim. Bu sene aklıma koymuştum. Kızımla fuara gidecek , birlikte etkinliklere katılacaktık. Cumartesi günü ablamın da bize eşlik etmesiyle fuarın yolunu tuttuk.
       Belki havanın çok soğuk olması , belki de cumartesi günü olması sebebiyle korktuğum kadar kalabalık değildi. Bu sene fuar İstanbul Kongre Merkezindeydi. Oldukça büyük bir yerdi. Böyle yerlerde insan nereden başlayacağını bilemiyor , hangi koridordan geçip geçmediğini şaşırabiliyor , tekrar tekrar aynı yerleri dolaşabiliyor ister istemez.
Girer girmez bizi müzikle karşılayan orkestra İpek'in biraz korkuyla karışık bir endişeyle bana sarılmasına sebep oldu. Ses biraz yüksekti ve tam yanınızdan geçerken daha rahatsız edici oluyordu. Belki daha farklı , rahatsız etmeyecek bir müzik tarzı ve sunumu seçilebilirdi.
 Biz de yanlarından geçip stantlar arasında ilerledik. Yolda karşımıza çeşitli çizgi film kahramanları çıktı. İlk kez gördüğü şeylere karşı son derece temkinli olan kızım onları da yadırgayarak bana daha sıkı sarıldı.
Çok şirin görünmelerine rağmen boyutları itibariyle İpek'e korkutucu gelmiş olabilirler.
Yaklaşıp fotoğraf çektirmeye yeltendiğimizde ise yine kızımın itirazlarıyla karşılaşınca , ben de çareyi aralarında durarak çektirmekte buldum.
Hem merak ediyor hem de mesafeyi korumak istiyordu.
Daha sonra sahnenin kurulduğu bölüme doğru ilerleyip Şirinleri izlemeye gittik.
Onları daha çok sevdi sanki.Belki de uzakta sahnede olmalarından kaynaklanıyordu.İlgiyle izledi.
Şirin babayı tanıttım.Şirinlerden bazılarının adlarını söyledim. O da tabii diline doladı jajejin diye diye dolaştı bütün gün.
Radyo bebek standında çektikleri hatıra fotoğrafı sonrası hediye olarak da oyuncak şirin verdiler.Jajejinini elinde tutmak çok hoşuna gitti kızımın.
Bir hatıra da teyzesiyle çektirdik tabii.
Sonra balonları keşfedince elinden bırakmadı.
Oyuncak ata binerken de elindeydi.
Yemek için mola verdiğimiz bölümün yanında da sahne vardı ve çocuklar için bilimsel deneyler yapıyorlardı.Yalnız yemek konusuna değinmek istiyorum.Çok yetersiz ve de lezzetsiz buldum. Şöyle keyifle hem biraz dinlenip hem de ya atıştırmalık ya da  karnınızı doyurmalık elle tutulur bir şey göremedim.İpek'in yemeğini yedirip oradan ayrıldık.
Yayın evlerini , kitapları inceledik. Bazılarıyla ilgili bilgi aldık.Adım adım setlerle ilgili çok net karar veremiyordum.Orada inceleme fırsatı buldum. Aslında içerik olarak kendinizin de evde yapabileceği türden etkinlikler var. Hangi ayda neye ihtiyaç duyacağı konusunda yol göstericiliği de var tabii. Ama dediğim gibi ben bunları kendim de araştırıp okuyor ve de yapıyorum zaten. Ancak okumaya ve etkinlikleri hazırlayacak vakti olmayanlar için edinilebilir bir materyal bence. Ne zaman ne yapacağınızı , ne öğreteceğinizi malzemeleriyle birlikte yolluyorlar.Evet her ay kapınıza gelmesi de bir diğer güzel yanı.
Fuarda seminerler de vardı." Çocuk Eğitiminde Disiplin " konulu semineri dinlemek üzere salonu aramaya koyulduk. Biz gittiğimizde başlamıştı . Ancak salon boş gibiydi. Konu ilgimi çekmiş olsa da konuşmacının etkili olamaması sebebiyle ben de fazla kalmak istemedim. 
Biraz daha dolaştıktan sonra çıkışa doğru yöneldik. Yılbaşı ağacı ve noel babayı görünce biz de fotoğraf çektirmek için durduk. İpek noel babadan da hoşlanmayınca benim kucağımda çarçabuk bir fotoğraf çektirebildik.
Yüzündeki ciddi ifaden de anlaşıldığı gibi kızım , bitse de gitsek şeklinde duruyor.
Ağaç ise çok ilgisini çekti. 
Son olarak şeref konuğu koltuğunda da fotoğrafımızı çektirdikten sonra çıkışa doğru yöneldik.

 İpek ,akşam eve gelince şirin oyuncağını babasına gösterip kendince bir şeyler anlatmaya çalıştı  . Hediye edilen kitaplarını inceledi . Yatmadan önce , her akşam yaptığımız gibi,  gün hakkında konuştuk ,  gördüklerimizi tekrarlayıp hatırladık. Bu gezimiz de İpek'imin hayal dünyasına farklı bir renk kattı .