Aralık Ayı ve Biten Bir Yılın Ardından

Yorum Ekle

Bir ay daha göz açıp kapayıncaya kadar geçmiş. Yeni bir yıla girmişiz. 2018 tüm dilek ve isteklerinizi karşılar umarım. Ocak ayı için yazma zamanı bile gelmiş. Neyse ben yine biraz geriden alıp Aralık ayı için neler yaptığımızı ve tavsiyelerimi yazayım. Buyurunuz....Hoşgeldiniz.......

Etkinlik
Anne Bebek Çocuk Fuarı İBS Aralık ayında 15-17 Aralık tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi'nde  gerçekleşti. Bir çok katılımcı firmanın ziyaretçileriyle buluştuğu fuarda, çocuklara yönelik etkinliklerle, çeşitli ürün tanıtım ve indirimlerine de yer verilmişti.

İşte size fuardan kısa kısa notlarım ve fotoğraflarım.

Kidsnook ve Ayşegül Dede...Masal gibi bir yerde masal kahramanlığı yapıyor Ayşegül bence. Yazdığı kitaplardan öğreneceğimiz çok şey var. Özellikle de benim gibi masal uydurmakta zorlanıyorsanız, Ayşegül'ün kitaplarını ve taktiklerini ısrarla öneririm. Masal Mutfakta kitabında masalların yanı sıra yemek tarifleriyle de kitabına renk katan Ayşegül'ü can ı gönülden tebrik ediyorum. Biz kitabı zevkle ve heyecanla okuyoruz. 

Masal gibi yer dediğim Kidsnook da hemen hemen böyle bir yer. Stantta bile o büyülü dünyayı yansıtmayı başarmışlar. Eh bana da bol bol fotoğraf çekmek düştü tabii :))))))


Bu yıl fuarın teması Kahraman Annem olunca biz kahramanlar da teker teker geçip poz verdik haliyle.



Her zamanki gibi renkli bir fuar.

Çocuklar için hazırlanan etkinlikler


Bol bol organik ürünlerle karşılaşabileceğiniz fuarda ürün indirimlerinden de yararlanarak alış veriş yapma imkanım oldu. Temizlikte de organik ürünler tercih ettiğimden çamaşır, bulaşık makineleri için Sodasan markasını seçtim. Aynı markanın leke temizleyici, yüzey temizlik ve el sabunu çeşitlerini de aldım.  
Kozmetikte ise tercihim Bio Plante oldu. Daha önce de ürünlerini kullandığım markadan çok memnun olduğum için yine satın aldım. Zararlı kimyasal içermeyen ruj ve göz kalemlerinden gerçekten memnunum. Aynı şekilde diş macunu da önerebileceğim ürünler arasında. 


Bir fuar daha böylece sona erdi. 
Gelelim bu ay için hazırladığım diğer kategorilere.

Kitap
Bu ayın kitabı da Masal Mutfakta tabii ki


Hem masal hem tarifler.....daha ne olsun. İnsanın içini ısıtıyor.

Sinema
Son günlerin herkesin dilinde olan filmi Aile arasında benim de tavsiye edeceğim film olacak elbette. 
Çok eğlenceli bir film olmuş. Oyuncularını zaten çok seviyorum. Biraz kafa dağıtalım derseniz kaçırmayın gidin...

Gezi
Bir hafta sonu kaçamağı olarak Aralık başında yaptığımız Trilye Bursa gezisini daha ayrıntılı olarak yazacağım için burada yalnızca adından bahsedeyim. Bursa'nın şirin ve romantik bir beldesi Trilye. Şimdilerde adı Zeytinbağı olarak da anılmakta. Ancak ben eski adını daha çok seviyorum. Daha çok yakışıyor. 



Mekan
Osmanbey'de metrodan indikten sonra Rumeli caddesi tarafına dönünce hemen sağda bir cafe var. Ben burayı geçen yazın başında keşfetmiştim. Açılalı henüz bir iki ay olmuştu. Önce rengiyle cezbetti beni. Ardından içeriye girince dekoru içimi ısıttı. Ve kahvesini içip pastalarından yeyince de ne kadar isabetli bir seçim yaptığıma kanaat getirdim. Adı Sago. Birbirinden lezzetli pastaları ve doğal dondurmalarıyla Nisantaşı Osmanbey civarında benim vakit geçirebileceğim en hoş cafe diyebilirim. Yolu açık olsun. Ben artık daimi müşterileriyim. O kesin :)))))





2018 hepimiz için sağlıklı, bol gezmeli, öğrenmeli, keyifli, kendimizi geliştirici ve farkındalıklar yılı olsun.

Sevgilerimle...........











Kasım'da Neler Yapmışız?( II )

Yorum Ekle

Kasım ayı önerileriyle devam ediyoruz. Bir önceki yazımda gittiğim bir etkinlikten detaylarıyla bahsetmiş, bazı duygu hallerimden dem vurmuş, konunun dışına çıkarak bu ayın tavsiyelerine pek yer verememiştim. Ben de ikinci bölüm yaparak bu yazımda onları ele almak istedim.

Tiyatro


Veee işte size önerebileceğim bir tiyatro oyunu. Şehir Tiyatrolarında oynanan "Oyunun Oyunu" adlı oyunu izlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Aynı oyunu seneler önce izlemiştim. Sanırım özel bir tiyatronun sunumuydu. Yine aynı keyif ve kahkahayla izledim. Harbiye sahnesinde gösterimdeydi. Ancak bu ay Kağıthane sadabat sahnesinde oynuyor sanırım. Kaçırmayın....Harika vakit geçireceksiniz.


Kitap


Bu sefer tanıtmak istediğim bir çocuk kitabı. Aslında sadece çocuklar için değil bu kitap bence. Yetişkinlerin de okuyup çok şey alacağı bir kitap. "Penelope". Kitabın yazarı sevgili arkadaşım Göknur Birincioğlu'nun kitap tanıtım gününe gitmiştik Happynest'te. Böylelikle kitabı ilk kez kendi sunumuyla dinlemiş olduk. Kendi gibi sıcacık, samimi ve son derece kendine özgü yazılmış kitapta, hayal gücü çok gelişmiş bir çocuk, kafiyeler, kelime oyunları, deyimler ve müthiş bir düşler dünyası var. Çocuğunuzla birlikte çok keyif alarak okuyacağınız bu kitabı kesinlikle kaçırmayın. Eminim siz de seveceksiniz.



Sinema

Bu ay önereceğim film de çocuk filmi olacak. "Inside Out" Türkçeye "Ters Yüz" olarak çevrilmiş. Konusu ise; babasının işinden dolayı evini arkadaşlarını sevdiklerini bırakıp yeni başlangıçlar yapmak zorunda kalan bir kızın yaşadığı duygusal sorunları kendi iç dünyasıyla çözmeye çalışmasını anlatan harika bir animasyon filmi. Bu filme de çocuk filmi demek haksızlık olur. Yetişkinlerin de keyifle ve çok şey öğrenerek izleyebileceği bir film diyebilirim. Hepimizde var olan pek çok duygunun vücut bulmuş şekliyle karşımızda oluşu ve birbirleriyle girdiği mücadelede kendi yaşantılarımızdan da bir çok şey bulacağımız bir çerçevede sunulması filmi ilginç ve izlenesi kılan etmenler bana göre. Biz çok daha önce izlemiştik. Filmin ikincisi de 2016'da oynadı. Onu da izledik. Eğer 1. bölümü izlemediyseniz önce ondan başlayın. Biz İpek'e yaşına daha uygun olduğundan 1. sini izlettik. 2. si genç kızlığını anlattığından onu da daha sonra izler diye düşündük. Unutulmaz filmler arasına girmesi gereken bir film diye düşünüyorum.

Mekan

Bu ay için mekan önerim evime yürüme mesafesinde olmasına rağmen ilk kez gitme fırsatı bulduğum ve çok beğendiğim Renaissance İstanbul Polat Bosphorus Hotel'in roof katında yer alan Bar 212. Panoromik İstanbul manzarası, Çarşamba ve Cuma geceleri canlı olarak caz müziği keyfi yaşatan muhteşem atmosferi ile tavsiye edeceğim, hoş vakit geçireceğiniz bir mekan. Bir şeyler içerken bir yandan sohbet edip bir yandan da harika yorumlarıyla caz dinlemenin keyfine varacaksınız. Program akşam 21.00-21.30 gibi başlıyor. Gece 01.00'e kadar devam ediyor.


Olay Olay

Kasım ayında benim için önemli olan bir başka şeyden daha bahsetmek isterim. Bu sene ikinci üniversite başvurumu yaptım. Üniversite mezunlarına sınavsız ikinci üniversite okuma imkanı sunan Anadolu Üniversite'sinin açılan bölümlerine baktım ve benim için en uygun olan ve hep istediğim Radyo Televizyon bölümüne kaydımı yaptırdım. Hep istediğim derken, bir zamanlar ( İpek'ten önce ) yüksek lisans yapmak istemiş, Radyo Televizyon bölümünü tercih etmiştim. Çünkü daha önce diksiyon ve seslendirme eğitimi almış, bir şekilde ucundan kıyısından bu camiaya girmiştim. İstedim ki eğitimim daha sağlam ve kökten olsun ki hak ettiğim yere gelmemde bana yardımcı olsun. Ancak ne var ki, Mimar Sinan Üniversitesi Radyo Televizyon bölümü yüksek lisans başvurusunda bulunup "Ales" sınavını kazanıp mülakata girdiğimde, bölümdeki hocalar açık açık beni almayı tercih etmeyeceklerini, öğretmenlik gibi zaten çok önemli ve iyi bir mesleğe sahip olduğumu, hem bu bölümün benim okuduğum İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümüyle hiç bir ilgisi olmadığını, dolayısıyla bölüme girme şansımın pek olmadığını söylediler. 
Gelgelelim işte bugün istediğim bölümde yüksek lisans değil ama ön lisans okuyarak kendimi kabul ettirmiş bulunmanın gururunu yaşıyorum :))))))
Geçtiğimiz haftalarda derslerden ilk sınavımızı olduk. Ara Dönem sınavı için çok fazla hazırlanacak zaman bulamamıştım ama ders çalışabildiğim zamanlarda, iyi ki başvuruda bulunup bölüme girmiş ve bu dersleri almış olduğumu düşündüm. Çünkü hem çok keyif alarak bir çok şey öğreniyor, hem de gelecekte belki de başka bir mesleğe daha kendimi hazırlıyordum. 
Sınavlara çalıştığım günler....


Şimdilik bu kadar diyerek, Aralık ayı derlemelerimi de yazıp yayınladıktan sonra okumaya beklerim. 

Takipte kalın....Sevgiyle kalın....Hoşçakalın...





Kasım'da Neler Yapmışız? ...Sonbaharın Ardından....

Yorum Ekle

( Öncelikle yazımın iki başlığı olmasının sebebi, hem çok uzun bir yazı oluşu hem de içindeki konuların yalnızca yapıp ettiklerimiz değil, biraz hayattan kesit biraz da hislerle alakalı oluşudur.)

Veee Kasım ayını uğurlarken, dökülen yaprakların ve doğadaki renk cümbüşünün bakmaya doyamadığımız manzaraların tadını çıkardıysak, kış aylarının güzelliğine ve ayrıcalıklarına da merhaba demek zamanıdır. Hakikaten de her mevsimin ayrı bir güzelliği yok mu? Bakışını olumsuzdan olumluya çevirdiğinde, enerjini değişime, yeniliğe ve yaşadığın zamanın ritmine ve anın mucizesine aktardığında, daha bir anlam kazanmıyor mu her şey?

Hoş ben bu ay özellikle çok tadını çıkardığımı söyleyemeyeceğim. Hastalık bir geldi gitmek bilmedi. Hoş bu ara kim hasta olsa aynı. Yapışıyor yani anlayacağınız. Neyse gelelim benim bu ay ( yani artık geçtiğimiz ay oluyor ) neler yapabilip tavsiye verebileceğime...

Etkinlik

Kasım ayı başlarında Harbiye Askeri Müze'sinde Naturel Beden Zihin ve Ruh Sağlığı Festivali gerçekleştirildi. Festivalin amacı, doğal yaşamın geniş yelpazesinde yer alan doğal sağlık yöntemleri, ekolojik yaşam, kişisel ve ruhsal gelişim, doğal ürünler, organik gıdalar, sağlık turizmi gibi konularda uzmanlar tarafından verilen doğru bilginin doğru kaynaktan doğrudan ziyaretçilere aktarılmasını hedefliyordu. Festival kapsamında seminerler, paneller, workshoplar, hizmet ve ürün tanıtımları yer almıştı.

Buğday Derneği, ekolojik yaşamı destekleme derneği. Standında yer alan atalık tohum dediğimiz yerel tohumları festival süresince ziyaretçilerine dağıtıyor ve bu sayede tohumların yayılıp anlam kazanması için çok değerli bir paylaşım yapıyordu. Buğday Derneği'ne tıklayarak siz de hakkında daha çok bilgi edinebilirsiniz.
Önünde sağlam bir kuruk olan stantlardan biri de Sirius Kuantum Enerji Merkezi idi. Adını ilk kez festivalde duyduğum merkezi tanımak için biraz bilgi aldım. "Sirius Kuantum Enerji Merkezi'nin temel amacı, olmamız gereken doğal durumumuza tekrar gelebilmek için mental, duygusal ve stres faktörlerinin azaltılmasına yardımcı olmaktır. Bu etkiler azaldığında birey kendisini daha dengeli, zinde, mutlu ve huzurlu yani doğal durumunda bulur." Dengede olmak deyince benim aklıma Fi,Çi, Pi üçlemesi kitabında okuduğum bir tanımlama geldi. Oradaki karakterlerden bazıları bir dengeleme merkezine gidiyorlardı. Kitapta anlatılan müthiş bir deneyim adeta bir yenilenmeydi. Ve ben bu bilgileri almadan önce böyle bir şeyin varlığından haberdar değildim. Aldığım bilgiye göre dengelemeyi yapan bir cihaz var. Hiç bir yan etkisi olmayan Kuantum Biofeedback enerji dengeleme cihazı ile, bedenin zayıf enerjisinin canlanmasına, dokuların enerji akışına, içsel gücünüzü harekete geçirmeye, enerji bedenini arındırmaya, çakralarınızı dengelemeye, doğal yaşam enerjinizi ( Çi ) canlandırmasına yardımcı olmak mümkün olduğu söyleniyor. Dengeleme sisteminde frekanslar, kişinin bileklerine ve başına elektrotlar bağlanarak iletiliyor. Seanslar bir buçuk saat sürüyor. 
Önceden randevu alınarak seansa katılım olmasaydı kesinlikle yaptırırdım. Ancak hem süresi uzun hem de randevular dolu olduğundan yaptıramadım. Ancak hakkında daha fazla bilgi edinip inceleyeceğim. Eğer böyle bir şeyi deneyimlersem emin olun sizlerle de paylaşacağım :)))

Tabii festival ruh ve beden sağlığı ile ilgili olunca masaj da olmazsa olmazlardan bana göre. Masaj koltuklarının tanıtımının yapıldığı stantda her iki koltuğu da denemek kaçınılmazdı. Hele bir de ayaklar için olanı vardı ki, inanın o koltuktan kalkmak istemedim. Koltukların daha basit ve ufak olanından bende var. O yüzden koltukları almayı düşünmedim ama ayak için olanını alsam mı diye düşünmedim değil. ( Fiyatı 750 TL idi. )


Benim gittiğim gün katılmak istediğim bir workshop vardı. İsmi "Bir Dilek Tut" . Çalışmayı yaptıran kişi ise Güler Pınarbaşı idi. Kendisi farkındalık eğitmeni ve bir kaç terapi konusunda uzman. 2000 yılında yayınlamaya başladığı 3. Göz dergisinde farkındalık bilinciyle yaşama sanatını anlatıyor. Biz katılımcılara yaptırdığı çalışma potansiyelimiz üzerine ve olumlama adına neler yapabileceğimizi gösterme amaçlıydı. Şöyle özetleyeyim; olmasını istediğin şeye karşı ne kadar olumlu yaklaşır, ne kadar inanır ve o enerjiyle hareket edersen, bu isteğine ulaşman o kadar mümkün olur.
Güler Pınarbaşı ile etkinlik sonrası

Pozitif enerji ve olumlu yaklaşım. İnanç ve sabır. Uzunca bir zamandır kendimde deneyimlediğim, kendimi olumlu yönde geliştirdiğim bu konularla ilgili benim de söylemek istediğim şeyler var. Olumlu düşünerek ve kendimi o yönde motive ederek olumlu şeylerle karşılaşıyorum. Örnek; arabanızı park etmekte zorlandığınız bir yere giderken orada park yeri bulacağımı bilerek ve inanarak gittiğimde çoğunlukla yer buluyorum. Hatta bir kaç kez öyle komik oldu ki, tam ben dolanıp park yeri aramaya başlayacakken park yerinden bir arabanın çıkması ve bana yer açılması inanılmazdı. Aynı şey çok kalabalık ve yer olmayan bir restorana gittiğimde tam da oturmak istediğim yerdeki müşterilerin masadan kalkması şeklinde de oldu. Ve kura ve çekilişlerdeki şansımı da buna bağlayabilirim. Bazen öyle bir şey oluyor ki bana çıkacak diyorum ve çıkıyor. Buna verebileceğim en güzel örnek; geçtiğimiz yazın ilk günlerinde bir yardım gecesine katılmıştım. Yardım için aldığımız biletler için çekiliş de düzenlenecekti. Ve bilin bakalım ne oldu? O gecenin talihlilerinden biriydim. üstelik de bana çıkan şey, çok da hoşuma gidecek ve yapmak isteyip de fırsatını bulamamış ya da zaman ayıramamış olduğum bir şeydi. Profesyonel stüdyoda şarkı kaydı yapmak. Evet evet geçtiğimiz ay onu da gerçekleştirdim. Şarkı söylemeye oldum olası merakım var. Öyle ki eskiden eğlenmeye bara gittiğimizde sahnede şarkı söylemişliğim çoktur. Yanımdakiler de alışmıştı artık benim bu deliliğime. Ne zaman gitsek,,"ee şarkı söylemeyecek misin" diye beklentiler gelirdi. Hele Ortaköy'de gittiğimiz bir yer vardı. Adı On The Rocks mı neydi. Gitar çalıp şarkı söyleyen şarkıcıdan gidip mikrofonu bir alışım vardı bir keresinde zannedersin ki sırası gelmiş şarkıcı şarkısını söyleyecek. Öyle davet filan beklemeden yani :))))

Gel zaman git zaman tabii büyüdük. Sahnelerde şarkı söylemiyoruz ama mikrofon sevdası sahne aşkı baki. Seslendirme kursuna yazıldım. Diksiyon ve seslendirme eğitimi aldım. Seslendirme ve dublaj alanında kendimi daha da geliştirmek için sevgili hocam Atilla Yiğit'ten ders aldım. Konu nereden nereye geldi. Ama anlatmak istedim birden. Tutamadım kendimi. Okumaya devam edenlere kocaman bir alkış :)))) Neyse bir kaç ufak tefek işler aldım. Bazı firmaların seslendirme işleri. Hedefim sinemada dublaj ve ya reklamlarda seslendirme ve dublaj yapmaktı. Ama işte öyle kolay değil o işler. Camianın içine girince anlıyorsunuz bir yerlere gelmenin zorluklarını. Kararlıydım. Bildiğim yolda ilerleyecek şansımı deneyecektim. Seslendirme ve kayıt stüdyolarında staj yaptım. Bir iki iş bile aldım.

Devamı gelmedi, gelemedi. Çünkü artık hayatımda yeni ve bambaşka bir heyecan vardı. İpek.....İpek doğana kadar mesleğim olan öğretmenliğe de bir süre ara vermek durumunda kalmıştım zaten. Ardından doğum izni ve sonrasında kızımıza kendim bakmak istemem sebebiyle 3 yıl işime ara vermemle birlikte hayatımda yeni bir dönem başlamıştı. İpek'i her annenin duyduğu benzer hisler ve istekle en iyi şekilde yetiştirmek için kendimi geliştirip, bilmediklerimi öğrenmeye çalıştım. İpek doğduktan 1 yıl sonra da blog sayfam doğdu. Bir başka alanda kendimi ifade etmeye başlamıştım. Öylesine bir doyumdu ki bu, adeta kendimi de yeniden keşfettim. Zaten annelik sürecinde bir çok şeyi yeniden fark edip belki de çokça değişiyorsun.

Ancaaaak sahne, mikrofon, şarkı, tiyatro...bunlar hiç sönmeyen hala içimde istekleri devam eden benim ayrı bir dünyam. Geçen sene de tiyatro ile ilgili bir şeyler yapmaya başladım. 2.5 ay süren doğaçlama tiyatro kursuna katıldım. Ondan da bir ara bahsederim. Konu çok uzadı. Duramıyorum :)))

Nerede kalmıştık? Profesyonel ses kayıt stüdyosunda şarkı kaydımı yaptık. Sezen Aksu'dan bir şarkı seçtim. Şahsen çok başarılı bulmadığım için paylaşmak istemedim. Ama kimbilir belki dayanamaz bir ara paylaşırım. Neden beğenmediğime gelince; okulda müzik öğretmeni arkadaşıma dinlettiğimde bu tarz kayıtlarda kişinin ses tonuna uygun olup olmadığına çok dikkat edilmediğini, farklı bir tonda girildiğinde çok daha başarılı olacağımı söyledi. Dolayısıyla daha iyisini yapabilirdim.
Bu da böyle güzel bir maceraydı diyelim ve devam edelim....

.................yazım çok uzun olduğundan yarın da ikinci bölümünü yayınlamayı düşünüyorum.

Sevgiye kalın....Hoşçakalın....Ve lütfen okumaya devam edin.....Yorumlarınızla da sayfamı şenlendirirseniz ne mutlu bana......

İradeli Ve Tutkulu Çocuklar

Yorum Ekle

İnatçı, ben merkezci ve kendi isteklerinde direten çocukları başlıktaki gibi tanımlarsak bakış açımız değişir mi acaba? İradeli çocuk, tutkuları olan çocuk ilk olarak harika çocuk gibi gelmiyor mu kulağa? Aslında bildiğin şımarık çocuk bizim kültürümüzde. Çünkü bizde çocuk dediğin, denileni yapan, itaat etmeyi bilen ve buna rağmen hep başarılı olan, akıllı ancak aklı evvel olmayandır.

Geçenlerde okuduğum bir makalede güçlü istekleri olan bir çocuğa sahipseniz, şanslısınız diyordu. Küçükken ailelerini zorlasalar da, büyüdüklerinde müthiş birer yetişkin olurlar. Kendi kendini motive edebilen, istediklerinin peşinden giden kişiler olurlar. Aileler böyle çocukların güçlü iradelerini kırmamak için zor tutarlar kendilerini ama bu çocuklar ileride çoğunlukla liderler olarak karşımıza çıkarlar.

İradeli ve tutkulu çocuklar, cesaretlidir. Başkalarının söylediklerini kabul etmeyip kendi kendilerine bir şeyleri öğrenmeye çalışır. İsteklerini her şeyin üzerinde görüp ısrarla üzerine giderler. Duyguları tutkulu ve kocamandır. Aileleriyle sık sık çatışmaya girerler. Ancak kararlı ve tutkulu çocukların yüksek enerjileri vardır. Bu özelliklerini avantajlı ve işbirliğine açık hale getirmek için yapmamız gerekenler neler olabilir?

Bu konuya değindiğime göre evet bizim evde de bir tane var bunlardan. İpikomuz bu tanımlara çok uyuyor. Ben de konuyla ilgili araştırma yaptığımda bakın neler elde ettim.

* Kurallar ve rutinlerle güç savaşlarına girmemek gerekiyor. Yapılması gereken sakince kuralı hatırlatıp devam etmek. Mesela koyulan yemeği yemek istemediği zamanlarda, çatışmaya girmek yerine "bugün evde bu yemek var. Akşam yemeğimiz bu"..gibi cümlelerle sakince durumu açıklayıp yemeye devam etmek gibi. Ya da çizgi film izlemek için tutturuyorsa, kızmak hayır demek yerine "Şu an çizgi film izleme zamanı değil. oyuncaklarınla oynayabilir ya da birlikte puzzle yapabiliriz"...gibi. Hala ısrar ediyorsa tek yapacağınız sakin kalmak ve tutatlı olmak.

* İradeli çocuklar kendileri görerek öğrenmeyi tercih ediyor. Mesela sobanın sıcak olduğunu bizzat deneyimleyerek öğrenmesi daha etkili onlar için. Tabii ki ciddi bir güvenlik tehlikesi olmadığı takdirde deneyimlemelerine izin verebiliriz. Ayrıca bu çocuklar sınırları zorlamasını da çok iyi bildiklerinden esas anahtar kelime sakinlik. Onlara karşı sakin kalabilirsek aramızda geçebilecek sürtüşmelerin de önüne geçebilirmişiz.

* Liderlik ve hakimiyet onlar için her şeyden önemlidir. Davranış ve hareketlerinin kontrolü mümkün olduğunca onun üzerinde olmalı. Mesela dişlerini fırçalamasını söyleyip durmak yerine daha farklı bir soruyla dikkatlerini çekebiliriz. Çıkmadan önce başka ne yapmamız gerekiyordu? gibi...Her sabah kahvaltı ederiz, tuvalete gideriz ve çantamızı hazırlarız. Çantanı hazırlamışsın bile bravo..Başka ne yapmamız gerekiyordu?.....

*Emirler verirseniz terslenecektir. Seçenek sunarsanız kendi kendinin hakimi gibi hisseder. Tabii ki makul seçenekler sunmalısınız. Eğer markete gitmek istemiyor, oyun oynamaya devam etmek istiyorsa sorulacak soru; şimdi mi yoksa 10 dakika sonra mı gitmek istersin? 10 dakika sonra gitmek de zor geliyorsa senin için ne yapabilirim?

*Bedeninin söz hakkı kendine ait olmalı. Mesela hava serin ve ceket giymek istemiyor. "Ceket giymek istemediğini anlıyorum. Senin kararın. Ben ceket giyeceğim ve dışarısı da soğuk. Sen de dışarıda üşür ve kararını değiştirirsen eve geri dönmek istemiyorum. O halde ceketini yanımıza almamıza ne dersin?"
Ve eğer ceketine ihtiyaç duyarsa siz kazanmışve haklı olduğunuzu vurgulamak yerine doğal davrandığınız takdirde o da rahatlıkla fikirlerin değişebileceğini ve bunda utanılacak bir şey olmadığını görecektir.

* Size karşı gelmesi için zorlamayın. İnsanlar hangi yaşta olursa olsun zorlama geri tepmeyi bereberinde getirir. Eğer kızgın ve kavgacı bir tutum içinde olursanız o da aynı şekilde karşılık vermek isteyecektir. Güç savaşına girmemelisiniz. Durun ve derin nefes alın. Ve kendinize şunu hatırlatın. Çocuğunuzla girdiğiniz bir savaşı kazanmak çocuğunuzla olan ilişkinizi kaybetmekle sonuçlanabilir.

* Onu dinleyin. Bir yetişkin olarak en iyi sizin bildiğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Ancak iradeli çocuğunuzun kendi onuru ve tutkuları var. Ve kendi doğru bildiğini savunmak gibi bir durumu var. Yalnızca sakin bir şekilde onu dinleyerek ve yansıtarak anlamaya çalışmanız daha yargısız olacaktır. "Banyo yapmak istemediğini anlıyorum. Biraz daha bunu bana açıklar mısın?" gibi bir soruyla  altta yatan sebebi öğrenmeniz de kolaylaşacaktır.

*Onun bakış açısıyla görmeye çalışın. Ona söz verdiğiniz bir şeyi yapmayı unuttuğunuzda onun sinirlenmesini şımarıklıkla suçlayabilirsiniz. Ancak ona göre o çok haklı çünkü ona söz verildiği zaman yerine getirilmesi gerektiğini öğrettiniz. Ama siz sözünüzü tutamadınız. Bu durumda özür dilemeli hatanızı kabul etmelisiniz.

*Çocuklar kavgayla öğrenmez. Hepimiz gibi adrenalin pompalanırken öğrenme algıları kapanır. Ne kadar kızar çocuğunuzu cezalandırırsanız o kadar sizi memnun etme isteğini yıkarsınız. Eğer üzgünse bunu ifade etmesine yardım edin. Böylelikle evde herkesin birbirini kibarca dinlediğini öğrenir. Çocuklarınız söylediklerinizden çok yaptıklarınızdan öğrenir.

*İradeli çocuklar saygı bekler. Eğer bunu onlara sunarsanız onlarda bu saygıyı korumak için savaşmak zorunda kalmazlar. Ve çoğumuz gibi, çocuk da anlaşıldığını hissettiğinde rahatlar.

Karp'ın dediği gibi "Çocuklar çiçek gibidir. Her biri birbirinden farklı ama özel."


  Çocuğunuzu benzersiz özellikleriyle kabul edip, onları incitmeden soldurmadan sevmeli ve yetiştirmeliyiz.

Sevgiyle ve mutlulukla kalın...

Ekim Ayı İçin Seçtiklerim

Yorum Ekle

Ben bu yazıları yazmayı çok seviyorum. Biliyorum siz de seviyorsunuz. Bir çok şey öğrendik diyorsunuz. Benim de çok hoşuma gidiyor yazdıklarımdan birilerinin faydalanması. Neden hatırlatmıyorsunuz? Ne güzel her ay yazıyordum bir ara. O ay için derlediklerimi, gezdiklerimi, okuduklarımı, duyduklarımı paylaşıyordum. Şimdiye kadar hep olumlu eleştiriler aldım bu paylaşımım için. Madem öyle ben de devam edeyim diyorum. Her paylaştığım muhakkak o ay ile ilgili olmayabiliyor. Ben yalnızca her ay derlenecek yazılarımı paylaşımlarımı toparlıyuorum. Misal, Bienale Eylül ayında gittim ama bu ay paylaşacağım. Ya da tavsiye edeceğim kitabı daha önce okumuş olabilirim ama bu ay için bahsetmeye karar veriyorum gibi.

O halde buyurunuz keyifli okumalara ve birlikte paylaşmaya...



Kitap

İkinci kez okuduğum ve belki de daha önce tavsiye ettiğim bir kitap. O kadar çok şey öğrendim ve benimsedim ki kendi düşünce ve yorumlarımı kattığım bir yazı bile yazdım kitapla ilgili. 


Film

Her ay sinemaya gidemiyorum. Hele yaz aylarında gerek tatil yapmak ve gezmekten, gerekse açık hava sineması değilse kapalı yere gitmeyi istememekten dolayı pek tercih etmiyorum. Bu yüzden evde ya da sinemada izlediğim filmleri paylaşmaya devam edeceğim. Bu seferki tavsiyem internette   yasal olarak kullanılan online film izleme sitesi cokeandcorn  da izlediğim bir filmden bahsedeyim. 
Orjinal adı "Theory Of Everything" Fizikçi Stephen Hawking'in hayatının konu edildiği filmde başarılı bir senaryo, harika bir oyunculuk izleyeceksiniz. Cokeandcorn'da yer alan -maalesef her istediğiniz filmi bulamıyorsunuz- filmleri farklı seçeneklerde izleyebiliyorsunuz. Her filmde her seçenek olmuyor ama mesela İngilizce altyazılı ya da Türkçe altyazılı ya da Türkçe dublaj olarak alternatifler olabiliyor. Bizim tercihimiz İngilizce dinleyip İngilizce altyazı izlemek . İngilizcesini geliştirmek isteyenler için de güzel bir seçenek. Hmm hatta ben öğrencilerime de bundan bahsedeyim. Pratik yapmaları için de faydalı bir yöntem.  

Tiyatro

39 Basamak

Geçen sezon sonu gittiğim bir oyundu. Zorlu PSM'de gösterimdeydi. Mayıs ayındaki son oyunlardan birini yakaladım ve gittim. Hem oyuncular pek sevdiklerim, hem de komik, heyecanlı, hareketli, çılgın bir casusluk serüveni, dinamik bir aksiyon, binbir kalıba giren oyuncularla bezenmiş bir hikaye var. Bu sezon da gösterimde olan oyunun biletlerini biletix'ten temin edebilirsiniz. Ayrıca Zorlu PSM'de de gösterimde olacak oyunun biletleri için burayı tıklayabilirsiniz.


Etkinlik
Tap dance workshop

La La Land filmini duymuşsunuzdur. En iyi kadın oyuncu ve en iyi yönetmen oscar ödülü başta olmak üzere bir çok ödüle sahip olan filmin konusu ise; sanat tutkunu iki insanın hayallerini gerçekleştirme yolunda ilerlemeleri, bu iki insanın yollarının kesişmesi ve romantik müzikal modern zamana adanmış bir Hollywood masalı. Neyse film etkinliğini anlatacakken filmi anlatmaya başladım. Filmde harika müzikler eşliğinde tap dance yapıyorlar. Ve bu dans benim çocukluğumdan beri ilgi duyduğum, o siyah beyaz filmleri izlerken hayran olduğum bir danstı. Geçtiğimiz haftalarda Zorlu PSM, filmin Oscarlı müziklerini La La Land in Concert olarak gösterime sundu. Yan etkinlikler olarak da La La Land tap dance atölyesi koymuştu. Bunu görür görmez biletimi alıp & Ekim'de Sky Lounge'da yerimi aldım. Ve müthiş keyifli iki saatlik çalışma ile hayallerimden birini gerçekleştirdim. Ayrıca kurs olarak başlamayı da düşünüyor olabilirim. :)))))


Bienal 2017
Bienal İstanbul 2017, Eylül ayında başladı. Ben de Eylül sonlarında Galata Rum Okulun'ndaki bienali gezdim. 

Buraya birbirinden güzel fotoğraflar ekleyecektim. Ancak yanlışlıkla sildim :(  Şunu söyleyebilirim ki çok farklı ve ilgi çekici bir sergiydi. Bienal sona ermeden diğer yerlerde de gitmeyi planlıyorum. Oralarda çektiklerimi yayınlarım artık.


Mekan Keşfi

Fındıklı'da bir cafe. 
Bienalden çıktıktan sonra Fındıklı'ya doğru yürürken arkadaşımın tavsiyesiyle tam deniz kenarında bir cafede oturduk. Ama tam denizin üstü. Nasıl keyifli bir yer anlatamam. Adını hatırlamıyorum ancak, Mimar Sinan Üniversitesi'ni az geçince parkın içinden geçerek gidebiliyorsunuz. Bulunmayacak yer değil yani.

Bu aylık da bu kadar. 

Umarım paylaşımlarımı beğenirsiniz ve yorumlarınızı da alırım.
Sevgilerimle...